(1086 S. K. m. 237) (743 S. K. m. 908) (4721 S. K. m. 995)
Dava: Taraflar arasındaki "müdahalenin önlenmesi ve ecrimisil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Akkışla Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 25.3.2003 gün ve 48 - 16 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 7.7.2003 gün ve 7438 - 8239 sayılı ilamı;
( ... Dava, elatmanın ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacı çekişme konusu 7 ada 7 parsel sayılı taşınmazın kayden maliki olduğunu ileri sürerek, kardeşi olan davalının bu yere elatmasının önlenmesi ve 600.000.000.-TL. si ecrimisilin yasal faiziyle tahsilini istemiştir. Çekişmeli kaydın malikhanesi sütununda İsmail oğlu İsmail Altun yazılıdır. Ne var ki, kayıtta yazılı olan kişiyle davacının irtibatı sağlıklı bir biçimde kurulamamıştır. Bir başka anlatımla, davalı aynı ismin hem davacıya hem babalarına ve hem de dedelerine ait olduğunu, bu yerin ise 1964 yılında meydana gelen afet nedeniyle babalarına ait binanın yıkılması nedeniyle babalarına özgülendiğini, bu yere uzun süre babalarıyla birlikte ikamet ettiklerini, babaları ölünce, dört yıl kiraya verildiğini, son birkaç yılda davalının ikamet etmekte olduğunu savunmuştur. Bu durumda, çekişmeli taşınmazın davacıya mı, yoksa babalarına mı ait olduğunun saptanması zorunludur.
Bunun için dosyada mevcut 7269 sayılı yasaya uygun olarak düzenlenen talepnamedeki ( aslı getirtilerek ) kişi ve imza ile yine aynı kanuna göre düzenlenen ve aslı mevcut olan borçlanma sözleşmesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığının saptanması gerekir.
Öyle ise, davacının imza örneklerinin alınarak mevcut belgelerin Adli Tıp Kurumu Fizik - grofoloji bölümüne gönderilerek davacının eli ürünü olup olmadığının net bir biçimde saptanması, davacıya aidiyetinin belirlenmesi halinde davanın kabulüne karar verilmesi, babaları İsmail oğlu İsmail Altın'a ait olduğunun anlaşılması halinde, iştirak halinde mülkiyet hükümlerinin dikkate alınması zorunludur. Böyle bir araştırmayı içermeyen yerel mahkemenin kararı bozulmalıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Davacı, dava konusu Akkışla ilçesi Şen Mahallesi Ada 7 parsel 7 de kayıtlı taşınmazın malik ve zilyeti olduğunu, kendisinin yurt dışında olmasını fırsat bilen davalının bu yere haksız olarak müdahale edip üç yıldır kullandığını iddia ederek, haksız müdahalenin önlenmesine ve 600.000.000.- TL. haksız işgal tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile kendisinin kardeş olduklarını, davacının adı ile baba ve dedelerinin isminin İsmail olduğunu, davacının bu isim benzerliğinden yararlanarak taşınmazın kendisine ait olduğunu iddia ettiğini, halbuki bu yerin 1965 tarihli afet kadastrosu ile babaları İsmail Altun adına tahsis edilip tapuya kaydedildiğini ve davanın haksız olduğunu ileri sürerek reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin, toplanan delillere göre tapu kaydında belirtilen malikin davacı İsmail olduğuna dair yeterli kanaat oluşmadığından, ispatlanamayan davanın reddine ilişkin kurduğu hüküm yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Uyuşmazlık; Davacı tarafından mahkemeye sunulan herhangi bir resmi işleme tabi tutulduğuna dair bir kayıt, imza yada mühür içermeyen "suret" niteliğinde olup, yalnızca davacıya ait olduğu iddia edilen belgedeki imza ile, 7269 sayılı Yasaya göre düzenlenen talepnamedeki imzaların davacıya ait olup olmadığının saptanması için, dosyanın Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
Mahkemenin resmi kurumlara yazdığı yazılara gelen cevaplardan; tapu kaydında adı geçen İsmail oğlu İsmail Atun'un 1320 doğumlu İsmail Altun mu, yoksa 1937 doğumlu İsmail Altun mu olduğunun tam tespit edilemediği anlaşılmaktadır.
Duruşmada yeminle dinlenen tanıkların büyük çoğunluğu birbirini doğrular şekilde dava konusu taşınmazın 1320 doğumlu İsmail Altun'a ait olduğunu ifade etmişlerdir.
Davacı vekili 22.10.2002 tarihli oturumda uyuşmazlık konusu belgeler bakımından, "imza incelemesi istemlerinden vazgeçtiklerini" beyan etmiştir.
Öte yandan, davanın devamı sırasında mahkemece verilen süre üzerine davacı tarafından dava konusu parsel bakımından tapuda "Altın" olarak geçen soyadının "Altun" olarak düzeltilmesi istemiyle Akkışla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/44 E. ve 2003/10 K. sayılı dosyada açılan davada, davacı kendisine ait olduğunu iddia etmesine rağmen, mahkemece toplanan delillere göre taşınmazın muris İsmail oğlu İsmail Altun'a ait olduğu, elbirliği mülkiyetine tabi olduğu ve davacının mirasçı sıfatıyla bu davayı açabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiş, davacı 1937 doğumlu İsmail oğlu İsmail Altun bu kararı "gerekçe" den temyiz etmediğinden, karar bu hali ile 19.3.2003 tarihinde kesinleşmiştir.
Hal böyle olunca; isim düzeltilmesine ilişkin karardaki dava konusu taşınmazın yanların murisine ait olduğu yönündeki saptamanın, davacı açısından kesin hüküm haline geldiği belirgindir.
Somut olayda, davacı dava konusu taşınmazın kendisine ait olduğunu, davalının bir hakkı olmaksızın, haksız bir şekilde taşınmaza el attığını iddia etmesine karşın, yukarıda yapılan açıklama gereğince, bu yerin yanların ortak miras bırakanına ait olduğu hususunun kesin hüküm haline geldiği ve artık bu davada yeniden tartışılamayacağı, bu durumda davalının müdahalesinin haksız değil, mirasçılık hakkına dayalı olduğu sonucuna varılarak davanın reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
O halde bunları amaçlayan yerel mahkeme kararı doğru olup, onanması gerekir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile yerel mahkeme kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerle mahkeme kararının ONANMASINA, 16.6.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy