(1086 S. K. m. 74, 326/IV) (2924 S. K. m. 11) (1412 S. K. m. 326) (6831 S. K. m. 2)
Taraflar arasındaki "tapu iptali, tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sarıyer Asliye 2.Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.05.2002 gün ve 2001/217 E- 2002/408 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1.Hukuk Dairesinin 07.11.2002 gün ve 2002/11311-12416 sayılı ilamı ile; (...Dosya içeriğine toplanan delillere göre; dava konusu taşınmazın 1938 tarihinde 3116 sayılı Yasaya göre yapılan tahdit ile kısmen orman sınırları içerisinde kaldığı, 1959 yılında senetsizden davalılar adına tespit ve tescil edildiği, 1977 de ise 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa ile değişik 2/B maddesi gereğince orman tahdit sınırları dışına çıkarıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, tahdit ve çıkarma işlemlerine yönelik uygulama sonucu tahdit dışında kalan yer bakımından Hazine davasının reddine, tahdit içinde kalan kısım bakımından davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gibi, karşı dava yönünden tahdit dışındaki taşınmaz bakımından 2/B şerhinin silinmesine karar verilmesi de doğrudur. Bu bakımdan davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Ne var ki, Hazine adına tescil edilen bölüm bakımından 2924 sayılı Yasanın 4127 sayılı Yasa ile değişik 11.maddesi 3 ve 4.fıkraları hükümleri gözetilmek suretiyle zilyetlik şerhi verilmesi yönünden gerekli inceleme ve irdeleme yapılmamış olması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Hazine
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı Hazine vekili, Sarıyer, Uskumru Köyü Başkoparan mevkii, 35 parsel sayılı taşınmazın tapuda davalılar adlarına kayıtlı olduğunu, tapu kaydı üzerinde "6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uygulamasına tabidir" şerhi bulunduğunu; 6831 sayılı Orman Yasasının 2/B maddesinin orman niteliğini kaybetmiş olan devlete ait yerlerin Hazine adına orman dışına çıkarılacağı hususunu içerdiğini, orman sınırları içindeki yerlere ait tapuların hukuki değeri kalmadığından, bu yerler orman sınırları dışına çıkarılsa bile tapuda malik görünenler adlarına değil Hazine adına çıkarılacağının Yargıtay'ın yerleşmiş İçtihatları ile sabit olduğunu; tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlar, davalılardan Zeynel Abidin Erdem, karşı dava yoluyla, tapudaki 2/B şerhinin kaldırılmasını istemiştir.
Yerel mahkemece tahdit dışında kalan yer bakımından Hazine davasının reddine, tahdit içinde kalan kısım bakımından davanın kabulüne; karşı dava yönünden ise tahdit dışında kalan yer için 2/B şerhinin silinmesine karar verilmiş; hüküm, Özel Dairece yukarda yazılı gerekçeyle bozulmuş; Yerel Mahkemece, davalı (karşı davacının) zilyetlik şerhi verilmesi yönünden bir talebi olmadığı, böyle bir talep olmayınca 2924 sayılı Yasa uyarınca araştırma yapılmasına lüzum olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme hükmü bozmadan önceki nedenlerle temyiz edilmiştir.
Taraflardan yalnız birinin temyiz etmiş olduğu hüküm, temyiz eden tarafın aleyhine bozulamaz. Buna aleyhe bozma yasağı denir. Aleyhe bozma yasağı, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda (m.326, IV) açıkça hükme bağlandığı halde, HUMK'da açık bir hükümle düzenlenmiş değildir. Yargıtay, hükmü temyiz edenin aleyhine bozacak olursa, hükmü temyiz etmemiş olan diğer taraf lehine karar vermiş olur. Bu ise hakimin tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olduğu ve talep dışı karar veremeyeceği ilkesine (m.74) aykırı düşer. Bu nedenle Yargıtay yerleşmiş uygulamasıyla aleyhe bozma yasağının hukuk usulünde de geçerli olduğuna karar vermektedir.
Kamu düzenine ilişkin hususlar hakkında aleyhe bozma yasağı uygulanamaz. Yani Yargıtay, kamu düzenine aykırı bir husustan dolayı hükmü temyiz edenin aleyhine (temyiz etmemiş olan tarafın lehine) olarak da bozabilir. Çünkü kamu düzenine ilişkin hususları hakim (ve Yargıtay) kendiliğinden gözetme ile yükümlüdür (Bkz.Prof.Dr. Baki KURU HUKUK MUHAKEMELERİ USULÜ 2001 baskı Cilt V s.4727-4736).
Somut olayda direnme hükmü, davacı Hazine tarafından bozmadan önceki nedenlerle temyiz edilmiş, davalılar direnmeyi temyize getirmemişlerdir. Hal böyle olunca hüküm, temyiz eden Hazine aleyhine bozulacak olursa davalı kişiler yararına karar verilmiş olur ki bu durum, hakimin tarafların iddia ve savunmalarıyla bağlı olduğu, talep dışı karar veremeyeceği ilkesine (m.74) aykırı düşer.
Ayrıca davalılar yararına zilyetlik şerhi verilmesi, kamu düzenine ilişkin bir husus da değildir. Kişi yararına verilen zilyetlik şerhi, yalnızca kişisel hak doğuracak bir nitelik taşır.
O itibarla aleyhe bozma yasağı kuralı uyarınca davacı Hazinenin temyizi üzerine davalı kişiler yararına direnme hükmünün bozulması olanağı bulunmamaktadır.
Bu durumda yukarda açıklanan ilkeler doğrultusunda temyizde hukuki yararı bulunmayan Hazinenin temyiz isteminin reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerden ötürü davacı Hazinenin temyiz isteminin REDDİNE, 21.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy