(7044 S.K. m.1,3)
Dava: Taraflar arasındaki "intifa hakkının terkini" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Beyoğlu Asliye 3.Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 25.3.2003 gün ve 2002/758- 2003/134 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 1.7.2003 gün ve 2003/6297-7902 sayılı ilamı ile; ( ...Dava, tapu sicilinde mevcut intifa hakkının terkini isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişmeli 41 parsel sayılı taşınmazda bulunan ev ve kilise vasıflı taşınmazın mülkiyetinin, İstanbul 10.Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.12.1963 tarih 882/867 sayılı ilamıyla hükmen dava dışı Hazineye geçtiği, mülkiyet sözü edilen idarede iken 20.2.1998 tarihli akitle Vakıflar idaresinin temsilcisinin katılımıyla davalı Katolik Vakfı adına 99 yıllığına intifa hakkı tesis edildiği, daha sonra Vakıflar idaresince açılan dava neticesi 7044 Sayılı Yasanın 1. Maddesi gereği taşınmazın davacı idare adına tescil edildiği, sonradan eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmazın davacı Vakfa intikalini sağlayan 7044 Sayılı Yasanın 1. Maddesi aynen "aslında vakıf yoluyla vücude gelip de muhtelif kanunlar veya sair suretlerle Hazine, belediyeler veya hususi idarelerin mülkiyetine geçmiş bulunan muhafazası gerekli tarihi veya mimari kıymeti haiz eski eserlerin mülkiyeti tekrar Vakıflar Umum Müdürlüğüne devrolunmuştur" hükmünü taşımaktadır.
Anılan hükmün içerik ve anlamından yasada öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde mülkiyetin kendiliğinden Vakıf idaresine geçeceği, sonradan kurulan tescil hükmünün açıklayıcı nitelikte bulunacağı kuşkusuzdur.
Yine, sözü edilen yasanın 3. maddesi ile yasada öngörülen nitelikteki taşınmazlar üzerinde intifa haklarının kurulabileceği de açıktır. Değinilen düzenleme ile intifa hakkının tesisinin Vakıflar idaresinin lüzum ve zaruret görmesi üzerine sağlanabileceği, bunun için de İdarenin yetkili temsilcisinin akte katılmasının zorunlu bulunduğu da muhakkaktır.
Çekişmeli taşınmazın yasa gereği, davacı Vakıflar idaresine geçmiş bulunmasına karşın sicilin önceki kayıt maliki Hazine üzerinde bulunduğu dönemde; idarenin yukarda sözü edilen anlamda temsilcisi huzuruyla intifa tesisine muvafakat etmiş olması halinde, söz konusu intifa hakkının geçerlilik taşıyacağı kabul edilmelidir.
20.2.1998 tarihli intifa hakkının tesisine ilişkin aktin yapılması sırasında keyfiyet Tapu Sicil Müdürlüğünce Vakıflar idaresine bildirilmiş, idarece 13.1.1997 tarihli yazıda akte icazet verildiği beyan edilmiş ve yetkili temsilcinin adı da Tapu Sicil Müdürlüğüne bildirilmiştir. İntifa tesisine ilişkin akit de anılan temsilci katılımıyla yapılmıştır.
Ne var ki; davacı idare, 13.1.1997 tarihli bildirimine rağmen yine Tapu Sicil Müdürlüğüne hitaben yazdığı 15.1.1998 tarihli yazısında bu kez, intifa tesisi bakımından Genel Müdürlüğünün akti uygun görmediğini bildirmiştir. Bu olumsuz bildirime rağmen, Tapu Sicilince aktin ne suretle yapıldığı açıklığa kavuşturulmuş değildir.
Hal böyle olunca, yukarda belirtilen eksikliğin açıklığa kavuşturulması, söz konusu yazının Tapu Sicil Müdürlüğüne intikal edip etmediğinin saptanması, etmiş ise intikal tarihinin belirlenmesi, söz konusu yazının aktin geçerliliği bakımından etkisinin irdelenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere eksik soruşturma ile hüküm kurulması doğru değildir. ..." ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle HUMK. 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire Bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 20.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy