(506 S. K. m. 79) (1086 S. K. m. 573) (2709 S. K. m. 36, 153) (4721 S. K. m. 1) (4792 S. K. m. 6)
Taraflar arasındaki "iptal" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 6.İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 19.03.2003 gün ve 2002/317 E- 2003/123 K. sayılı kararın incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 12.06.2003 gün ve 2003/3986-4961 sayılı ilamı ile; (...Ölçümleme olarak nitelendirilen ve Sosyal Sigorta müfettişlerine işyerlerinde eksik işçilik bildiriminde bulunup bulunmadığını incelemek, buna dayalı olarak da Kuruma re' sen prim tahakkuk ettirme yetkisi veren 4792 Sayılı Yasa'nın 3917 Sayılı Yasa ile değişik 6. maddesi, karar tarihinden önce 4.10.2000 tarih ve 24190 Mükerrer sayılı Resmi Gazete' de yayımlanan 616 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılmış olup, bu suretle 4.10.2000 tarihine kadar idari aşamada kesinleşmiş uyuşmazlıklar dışında kalan, Kurum işlemlerinin yasal dayanağı ortadan kalkmıştır.
Şu halde, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek davanın kabulü gerekirken hukuki dayanaktan yoksun bulunan ölçümlemeye dayalı olarak ve yanılgılı uygulama ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, sigorta müfettişi raporuna dayanılarak kurumca re' sen yapılan tahakkuk işleminin iptali isteğine ilişkindir.
Davacı, davalı Kurum tarafından, sigorta müfettişi raporuna dayanılarak yapılan ek prim tahakkuku işleminin, hesaplamaya esas alınan %6 işçilik oranının üzerinde fatura ibraz etmelerine karşın dikkate alınmaması, ayrıca ihalesi alınan işte Bağ-Kur sigortalısı şirket ortaklarının bilfiil çalıştıkları nedenle hukuki dayanağı bulunmadığından iptalini talep etmiştir.
Davalı S.S.K vekili, davacının ileri sürdüğü itirazın yerinde olmadığı bu nedenle de davanın reddini istemiştir.
Mahkemenin bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne dair verdiği karar yukarıda belirtilen nedenle Özel Dairece bozulmuş, mahkemece, (dava konusu işlem idari aşamada kesinleşmeden KHK yürürlükten kalkmış olmakla doğan yasal boşluğun bozma kararında belirtilmemiş olması da isabetli bulunmamıştır. Ortaya çıkan kanun boşluğu karşısında; işin kamu düzeniyle ilgili olduğu dikkate alındığında hukuka aykırılık varsa bunun hukuk düzeni tarafından yaptırımsız bırakılamayacağı ilkesinden hareketle olayda noksan işçilik olup olmadığının, dolayısıyla hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığının saptanması gerektiğinden bozma karan hükmüne uyulmamıştır.) gerekçesi ile önceki kararda direnilmiştir.
Bilindiği gibi, sigorta müfettişlerine işyerlerinde eksik işçilik bildiriminde bulunup bulunmadığını inceleme ve buna dayalı olarak kurumca re' sen ek prim tahakkuku yetkisini veren 4792 sayılı Kanun'un 3917 sayılı Kanunla değişik 6. maddesi 4/10/2000 tarihli 616 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kaldırılmış, anılan kararname Anayasa Mahkemesinin 31.10.2000 tarihli karan ile iptal edilmiş, iptal hükmü 10.11.2001 tarihinde yürürlüğe girmiş, kararda öngörülen süre içinde yasal bir düzenleme yapılmamış ve hukuki bir boşluk doğmuştur.
Benzer olaylarda verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.11.2001 gün 2001/21-965 E., 1038 K ve 29/1/2003 gün 2003/21-18 E, 35 K sayılı kararlarında bu durum belirtildikten sonra "Kanun Hükmündeki Kararnameler Anayasada öngörüldüğü biçimi ile yapısal (organik uzvi) bakımdan yürütme organı işlemi, işlevsel (fonksiyonel) yönünden ise yasama işlemi niteliğindedir. Doğurduğu hukuki sonuçlar bakımından, kanun ile arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.
Bir kanun hükmünde kararnamenin T.B.M.M. tarafından kabul edilmemesi veya Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi hallerinde, o yasanın veya KHK'nin yürürlükten kaldırıldığı veya değiştirdiği yasa hükümleri uygulanabilir hale gelmez veya kendiliğinden yürürlüğe girmez, hukuki bir boşluk meydana gelir.
Hukukun görevi toplumsal yaşamı düzenlemek ve ilişkilerden doğacak sorunları çözümlemektir. O nedenle, herhangi bir olay, hakkında kural yoktur diye çözümsüz bırakılmaz. Bu gibi hukuki boşluğun bulunduğu durumlarda; hakim bizzat yasa koyucu gibi davranarak, olayı çözümlemek üzere Medeni Kanun'un 1. maddesi hükmünce olaya uygulanacak kuralı bulmak ve uygulamakla yükümlüdür. (Y.I.B.K 18/11/1964 T. 2/4) Bu hakim için aynı zamanda bir görevdir. Hakim önündeki davayı sonuçlandırmak zorundadır. Anayasa'nın 36/2. fıkrası uyarınca hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya dayanarak bir hakim önündeki uyuşmazlığı çözmekten kaçınamaz. Aksi halde sorumlu olur (HUMK573/6,7). Esasen, Türk Medeni Kanunu'nun 1. maddesinin özelliği, hakime kanun koyucu gibi kural koyma yetkisi vermiş olmasıyla önemi haizdir.
Hakimin, hukuk yaratma alanına girebilmesi için, çözümü gereken olaya uygulanabilir yasa hükmü veya örf ve adet kuralının bulunmaması yeterlidir. Hakimin yasal boşluğu doldururken takip edeceği yol; Medeni Kanun'un 1. maddesinde açıklandığı üzere, yasa koyucu gibi hareket etmekten ibarettir. Bu aşamada hakim, yasa koyucunun yapacağı gibi, tarafların karşılıklı menfaatlerini tespit ederek, bunları adalet süzgecinden geçirip; hayat ihtiyaçlarını karşılayan ve aynı zamanda mevcut hukuk düzeni ve hukuki güvenlikle bağdaşan bir kural bulmalıdır (Prof. Kemal Oğuzman, Medeni Hukuk Dersleri İstanbul 1990 sh. 80-81).
Bu durumda mahkemece, ortaya çıkan bu yeni durumun kamu düzeni ile ilgili olduğu ve Anayasa Mahkemesinin iptali, yeni bir içtihadın ortaya çıkması gibi durumlarda eski düzenlemelerin yasal dayanağı kalmadığından usuli kazanılmış haktan bahsedilemeyeceği dikkate alınarak ortaya çıkan boşluğu, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası, Sosyal Sigortalar Kurumu Yasası, Sosyal" Güvenlik ilke ve esasları ile genel hükümler ve yukarıda açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekir. Nitekim; görülmekte olan davada mahkeme yukarıda açıklanan Hukuk Genel Kurulu Kararları ışığında boşluğun doldurulduğunu, yaptırılan bilirkişi incelemesi ile eksik işçilik tespitinin ve tahakkuk ettirilen borcun kısmen yerinde olduğunu belirterek önceki kararda direnmiştir.
Yerel mahkemenin direnme kararı belirtilen nedenlerle yerindedir.
Ne var ki bozma nedenine göre, işin esası Özel Dairece incelenmemiştir.
Bu nedenle ortaya çıkan bu yeni durumun ve mahkeme gerekçesinin değerlendirilmesi hükme esas bilirkişi raporunun denetlenmesi ve işin esasının incelenmesi için dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan neden}erle yerel mahkemenin direnme kararı yerinde ise de işin esasının ve taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 10.Hukuk Dairesine gönderilmesine, 25.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy