(506 S. K. m. 79)
Taraflar arasındaki Kurum İşleminin İptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Eskişehir İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 18.09.2003 gün ve 2003/259 E. 588 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 31.12.2003 gün ve 2003/9819-10275 sayılı ilamı ile;
(...İşyerinde çalışan işçiler 30 günden daha az çalıştıkları hâlde, 30 gün bahisle Kurum yoklama memurunca tutulan tutanağın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonucunda kabule karar verilmiştir.
506 sayılı kanunun 79. maddesi gereğince, işverenin ay içinde gerçekleşen eksik çalışmalara dair bilgi ve belgeleri prim bildirgeleri ve bordroları birlikte Kuruma ibraz etmesi gerekmektedir.
Somut olayda işverenin Yasanın açıkça öngördüğü bu yükümlülüğü mazeretsiz olarak yerine getirmediği anlaşıldığından davanın reddi gerekir.
Mahkemece yukarıda açıklanan nedenler doğrultusunda davanın reddi yerine kabule karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı, işyerinde yapılan denetim sonucunda düzenlenen işyeri durum tespit tutanağına, davalı Kurum tarafından daha sonra yeni bir madde eklenerek; işyerinde çalışmakta olan sigortalıların Kuruma bildirimlerini otuz güne tamamlayacak şekilde bildirge ve bordro verilmesinin istendiği belirtilerek, bu tutanağın iptali istenmiştir.
Mahkemece, davalı Kurumun yoklama memuru tarafından davacının işyerinde yapılan denetim sırasında düzenlenen işyeri durum tespit tutanağına, sonrasında ekleme yapıldığı nedeni ile, tutanağın yasal yönteme uygun olarak düzenlenmediği belirtilerek, istemin kabulü ile işyeri durum tespit tutanağının iptaline karar verilmiştir.
Somut olayda, şikayet üzerine davacıya ait işyerinde yapılan denetim sırasında iki sigortalının çalışmakta olduğu tespit edilmiştir. Tutanağın işverene verilen örneğinde, Kurumda bulunan aslında yazılı bulunan; sigortalının 17.03.1997 tarihinden itibaren aralıksız çalıştığı ifadesinin yer almamasına karşın, diğer tüm beyanlar aynıdır.
Uyuşmazlık: tutanağa sonradan eklendiği belirlenen bu bölümün, tutanaktan çıkarılması halinde, tutanağın geçerliliğine, bir diğer söyleyişle, sonrasında yapılan Kurum işlemlerine ne yönde etki yapacağı noktasında toplanmaktadır.
İşyerinde çalıştıkları saptanan iki sigortalının imzalı beyanlarıyla işe giriş tarihleri tutanağın diğer bir bölümünde de kayıt altına alınmıştır. Burada belirtilen işe giriş tarihi, tutanağa eklenen bölümde yer alan aynı tarihi ifade etmektedir. Tutanağa eklenen bölümün dışlanması halinde dahi, anılan sigortalının, tutanaklarda yer alan ve imzalı beyanlarıyla kayda alınan giriş tarihlerinin Kurum işlemlerine esas alınmasında yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.
4447 Sayılı Kanunun 11. maddesiyle, 506 Sayılı Kanunun 79. maddesine eklenen ve 01.01.2000 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş olan 2 ve 3. fıkra hükmü ile;
Ay içinde bazı işgünlerinde çalıştırılmadığı ve ücret ödenmediği beyan edilen sigortalıların otuz günden az çalıştıklarını açıklayan bilgi ve belgelerin işverence prim bildirgelerine eklenmesi şarttır.
Sigortalıların otuz günden az çalıştığını gösteren bilgi ve belgelerin Kuruma verilmemesi veya verilen bilgi ve belgelerin Kurumca geçerli sayılmaması halinde, otuz günden az bildirilen sürelere ait primler Kurumca re'sen tahakkuk ettirilerek 80. madde hükümlerine göre tahsil olunur... denmektedir.
Görülmekte olan davada, işyeri durum tutanağının iptaliyle amaçlanan; Yasaca getirilen bu yükümlülüğe uyulmamasının sonucu olan yaptırımlarının önlenmesidir.
İşveren, eksik bildirimin nedenlerini açıklayan bilgi ve belgeleri Kuruma vermemiş, ya da vermiş ancak, Kurumca geçerli sayılmamış olması halinde, madde hükmünde yer alan yasal karine uyarınca, sigortalıların ayın tamamında çalışmış oldukları kabul edilerek işlem yapılmasında yasal zorunluluk bulunmaktadır.
Ne var ki, davalı Kurum, sigortalılardan birisi için, 1997 yılının Temmuz ayından itibaren belirtilen nitelikte ek bildirge ve bordro düzenlenmesini istemektedir.
Kuşkusuz, 4447 Sayılı Kanunun 11. maddesi ile getirilen bu düzenlemenin aynı Kanunun 63. maddesi hükmü karşısında 01.01.2000 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiği dikkate alındığında, önceki dönemlere ait Kurum saptamalarında anılan düzenlemenin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Yürürlük tarihinden önceki devreler yönünden, 506 Sayılı Kanunun 79/7-8. maddelerinde belirtilen koşullar dikkate alınarak bir değerlendirme yapılmalıdır.
Yukarıda açıklanan maddi ve yasal olgular gözetilerek, yapılacak araştırma ile hüküm kurmak gerekirken, yazılı gerekçelerle direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda yazılı nedenlerden dolayı HUMK 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 20.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy