(506 S. K. m. 24) (1086 S. K. m. 76) (2022 S. K. m. 1)
Dava: Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, ölen sigortalının bakımına muhtaçlığın tespiti istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, davacıların ... sigorta sicil numaralı oğulları C. Ç'nin 24.5.1999 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucunda öldüğünü; yaşlı ve çalışamayacak durumda olan, tüm ihtiyaçları ölen oğulları tarafından karşılanan ve hiçbir kurumdan sosyal güvenceleri bulunmayan davacıların, onun ölümü nedeniyle maddi bakımdan çok zor duruma düştüklerini ileri sürerek; davacıların, iş kazası sonucu ölen oğulları C. Ç'nin bakımına muhtaç olduklarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı SSK Başkanlığı vekili, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 24. maddesine göre, anne ve babaya gelir bağlanabilmesi için, sigortalının iş kazası nedeniyle ölmüş, sağlığında anne ve babasına düzenli ve sürekli bakmış ve bu güce sahip olması, anne ve babanın bu yardıma ihtiyaçlarının bulunması gerektiğini, yapılacak araştırma sonucunda sigortalının davacılara bakmadığının ortaya çıkacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Yerel mahkemece verilen; ölen sigortalının, sağlığında davacıların geçimlerini düzenli ve sürekli olarak sağlamadığının belirlendiği, bu durumda, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 24. maddesinde aranan koşulun gerçekleşmemiş olduğu gerekçesine dayalı, davanın reddine dair karar, Özel Daire'ce yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Davacıların oğlu C. Ç'nin 8.5.1999 tarihinde sigortalı işçi olarak dava dışı bir şirkette işe başladığı ve 24.5.1999 günü meydana gelen iş kazası sonucunda öldüğü çekişmesizdir.
Görülmekte olan dava 12.4.2002 tarihinde açılmıştır.
Bozma ve direnme kararlarının içerik ve kapsamları itibariyle Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, sigortalının iş kazası sonucunda ölüm tarihinin 24.5.1999 olması karşısında, görülmekte olan davada, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun yargılama sırasında 6.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun ile değişik 24. maddesi hükmünün uygulanmasına hukuken olanak bulunup, bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle, uyuşmazlıkla ilgili yasal durum hakkında şu açıklamanın yapılmasında yarar görülmüştür: 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 24. maddesi, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının ana ve babasına gelir bağlanabilmesi için, ölüm tarihinde eş ve çocuklarına bağlanması gereken gelir toplamının, sigortalının saptanan gelirinin % 70'inden aşağı bulunmasını temel koşul olarak öngörmekte, bunun yanında, anne ve babanın geçimlerinin sağlığında sigortalı tarafından sağlanmış olmasını ikinci koşul olarak aramakta iken; 6.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik sonucunda, anılan ikinci koşul ( sigortalının sağlığında anne ve babasının geçimini sağlamış olması koşulu ) kaldırılmış ve onun yerine, anne ve babanın sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi şekilde çalışmıyor veya 2022 sayılı Kanun'a göre bağlanan aylık hariç olmak üzere, buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almıyor olmaları koşulu getirilmiştir.
Somut olayda, yerel mahkeme, uyuşmazlığı sigortalının ölüm tarihindeki yasal durum, yani, anılan 24. maddenin değişiklikten önceki metni çerçevesinde değerlendirip, o çerçevede delil toplayarak, ortaya çıkan sonuca göre hükme bağlamış; Özel Daire ise, söz konusu Kanun değişikliğinin derdest davalarda da uygulanması gerektiğine işaretle kararı bozmuştur.
Bu noktada, Türk Hukuk Sistemi'nde kanunların geriye yürümesi ( geçmişe etkililik ) konusunda bir değerlendirme yapılması gerekmektedir:
Belirtilmelidir ki; kanunların geriye yürümesi veya yürümemesi konusunda mevzuatımızda genel bir hüküm yoktur. Ancak, toplum barışının temel dayanağı olan hukuka ve özellikle kanunlara karşı güveni sağlamak ve hatta, kanun koyucunun keyfi hareketlerine engel olmak için, öğretide kanunların geriye yürümemesi esası kabul edilmiştir. Buna göre, gerek Özel Hukuk ve gerekse Kamu Hukuku alanında, kural olarak her kanun, ancak yürürlüğe girdiği tarihten sonraki zamanda meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır; o tarihten önceki zamana rastlayan olaylara ve ilişkilere uygulanmaz. Hukuk güvenliği bunu gerektirir.
Kanunların geriye yürümemesi ( geçmişe etkili olmaması ) kuralının istisnalarından birini, beklenen ( ileride kazanılacağı umulan ) haklar oluşturmaktadır. Kamu düzeni ve genel ahlaka ilişkin kurallar yönünden de kanunların geriye yürümesi söz konusudur. Yargılama hukukunu düzenleyen kanunlar da, ilke olarak geçmişe etkilidir ( Prof. Dr. Necip Bilge, Hukuk Başlangıcı, 14. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara, 2000, s. 193- 194; Prof. Dr. A. Şeref Gözübüyük, Hukuka Giriş ve Hukukun Temel Kavramları, 15. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 2003, s. 73 ).
Somut olay bu çerçevede değerlendirildiğinde: 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 24. maddesinde 4958 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin geçmişe etkili olacağına dair, anılan Kanun'da bir hüküm bulunmadığı gibi; olayda az yukarıda belirtilen istisnalardan herhangi birinin söz konusu olmadığı da, açıktır.
Davadaki istemin maddi dayanağını oluşturan ölüm olayı, Kanun'un anılan hükmündeki değişiklikten daha önce gerçekleştiğine ve açıklanan durum karşısında değişik hüküm geçmişe etkili olmayacağına ( geriye yürümeyeceğine ) göre; somut olayda, değişik hükmün uygulanmasına hukuken olanak yoktur. Kanun değişikliğinin gerçekleştiği tarihte eldeki davanın derdest bulunması da, bu sonuca etkili değildir. Dolayısıyla, uyuşmazlık, 24. maddenin ölüm tarihinde yürürlükte bulunan, değişiklikten önceki hükmü çerçevesinde değerlendirilip, bir çözüme bağlanmalıdır.
Hal böyle olunca; yerel mahkemenin aynı gerekçeye dayalı direnme kararı yerindedir. Ne var ki, işin esası Özel Daire'ce incelenmediğinden, yapılan yargılama ve toplanan deliller 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun ölüm tarihinde yürürlükte bulunan 24. maddesi çerçevesinde değerlendirilmek üzere, dosyanın Özel Daire'ye gönderilmesi gerekir.
Sonuç: Temyiz itirazlarının kabulü ile, işin esası incelenmek üzere dosyanın Özel Daire'ye gönderilmesine 31.3.2004 gününde karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy