(506 S. K. m. 32/E, 33, 35)
Dava: Taraflar arasındaki "kurum kararının iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kocaeli 2. İş Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 22.07.2004 gün ve 2004/554-937 sayılı kararın incelenmesi davalı SSK vekili tarafından istenilmesi halinde, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 13.09.2004 gün ve 86807314 sayılı ilamı ile; ( "...Davacı, kızının hastalığı nedeniyle yurt dışına sevkinin sağlanmasına ve bunun reddine ilişkin kurum kararının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan, Tetkik Hakimi H.K. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasını isteyen davalı, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 438. maddesi hükmü uyarınca, duruşma için gerekli tebligat giderlerini vermediğinden, duruşma isteğinin bu nedenle reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Dava sonuç itibarıyla, davacı sigortalı A'nın kızının hastalığı nedeniyle yurt dışına sevkinin sağlanması ve bunun reddine ilişkin kurum kararının iptali istemine ilişkindir.
Davanın yasal dayanaklarından bulunan 506 Sayılı Kanunun 32. maddesinin ( E )fıkrası "hastalığın anlaşıldığı tarihten önceki bir yıl içinde en az 300 gün hastalık sigortası primi ödemiş olması şartıyla, yurt içinde tedavisi mümkün olmayıp ancak yabancı bir ülkede kısmen veya tamamen tedavisi mümkün görülen ve malullük halinin önlenebileceği veya önemli oranda azaltılabileceği kurum sağlık tesisleri sağlık kurulu raporu ile tespit edilen sigortalının ve bu raporda belirtilmiş ise beraber gideceği kimsenin yurt dışına gönderilmeleri, yabancı ülkelere gidip gelme yol paralan ile bu ülkede kalış ve tedavi masrafları kurumca karşılanır" hükmünü içermektedir.
506 Sayılı Kanunun 32. maddesine eklenen ( E )fıkrasıyla, iş kazası ve meslek hastalığında olduğu gibi, hastalık halinde de sigortalıya belirli koşulların gerçekleşmesi halinde yurt dışında tedavi olanağı sağlanmış olmaktadır. Yasa, sadece sigortalıya bu hakkı tanıdığından eş ve çocukların bu haktan yararlanmaları söz konusu olmayacaktır. Eş ve çocuklara sağlık yardımı yapılması, aynı yasanın 35. maddesinde düzenlenmiş olup, bu maddede 33. maddede sayılan yardımlardan yararlanılacağı belirtilmiştir. 33. maddede ise yurt dışında tedavi hususu düzenlenmemiştir. Bu imkan sadece sigortalı için 32. maddede düzenlenmiştir. Yasanın bu düzenleme şekli dikkate alındığında, mahkemenin sigortalının eş ve çocuklarının yurt dışında tedavi yardımlarından istifade edemeyeceğine dair açık bir hüküm bulunmadığı gerekçesi yerinde olmadığından, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu davanın tümden reddi yerine yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır... )gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve konuya ilişkin mevcut yasal düzenlemelere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı SSK vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 08.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy