(1086 S. K. m. 239, 429) (4721 S. K. m. 6)
Taraflar arasındaki "İtirazın İptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mihalıççık Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 20.6.2000 gün ve 1999/17-2000/34 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.3.2001 gün ve 2000/10955-2001/1818 sayılı ilamı ile, (...Davacı vekili, müvekkilinin davalının yaptığı inşaata kamyon ile kum,çakıl taşıdığını ve 855.000.000 lira alacağı doğduğunu,davalının 467.000.000 lirasını ödediğini,ancak bakiye borcunu ödemediğini,alacağın tahsili için yapılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile %40 inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket adına A.Haydar Sır,borçların nakit ve çek karşılığı ödediğini, davacıya borcu olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia,savunma, bilirkişi raporu, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacak üzerinden %40 inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Davacı yaptığı taşıma nedeniyle bakiye alacağını tahsil için giriştiği icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiştir. Mahkemece, davalının cevap dilekçesinde borcun kabul edildiği ancak ödendiği belirtilmekle ispat yükünün davalıya geçtiği ve ödemeyi belgelendirmediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Kural olarak kanun aksini emretmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur.(MK.6).Yine, ispat yükü kural olarak önce davacıya düşer,yani davacı davasını dayandırdığı vakıaları ispat etmelidir. Davacı bunu ispat ederse o zaman davalı savunmasını dayandırdığı vakıayı ispat etmelidir. Ancak ispat yükü kendisinde olmayan taraf, karşı delil göstermekle ispat yükünü kendi üzerine almış sayılmaz. (HUMK. 239. mad.). Somut olayımızda, davalı yapılan iş karşılığını (davacının da belirttiği miktarı) ödediğini savunmuştur. Nitekim 26.10.1999 celse de davacı vekili, davalının davacının da kabul ettiği 400.000.000.TL. yi ödediğini beyan ettiğini belirtmiş, ancak alacağının toplam 855.000.000 TL. olduğunu ileri sürmüştür. Dosyada davacının alacağının toplam 855.000.000 TL. olduğuna dair davalıdan sadır olmuş yada davalıyı bağlıyacak belge bulunmadığı gibi davacı davasını ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece, davacının tek taraflı düzenlediği belgeye dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, davalının inşaatına davacı tarafından kum ve çakıl taşınmasından kaynaklandığı ileri sürülen bakiye alacak için girişilen icra takibinde, borca itirazın iptali istemine ilişkindir
Davacı vekili, davalı şirketin Mihalıççık Dömrek Köyünde su deposu inşa ettiğini, bu inşaat için gerekli çakıl ve kumun aralarındaki anlaşma gereğince davacı tarafından kendisine ait kamyonla taşındığını, bu iş karşılığında davacının toplam 855.000.000 TL. alacağı doğduğunu, davalının 467.000.000 TL. tutarında ödeme yaptığını, kalan 388.000.000 TL. yi ödemediğini, yapılan icra takibine de haksız şekilde takibe itiraz edildiğini; davacının davalı adına taşıma için mazot aldığını gösteren irsaliyeler bulunduğunu ileri sürerek ve yapılan taşımalara ilişkin listenin dilekçe ekinde sunulduğunu bildirerek, itirazın iptaline, %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı temsilcisi cevap dilekçesinde ve davalı vekili de yargılamanın sonraki aşamalarında, davacı alacağının kısmen nakit ve kısmen de çek verilmek suretiyle ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Yerel Mahkemece verilen; Davalı tarafın, davacı ile aralarında taşıma ve buna bağlı olarak alacak- borç ilişkisini kabul edip, borcun bir kısmını nakit olarak, bir kısmını da çekle ödediğini savunmuş olmasına rağmen, ödemeye ilişkin belge sunmadığı, davacı tarafından tahsil edilen çek bedelinin borcun tamamını karşılamadığının iki tarafın da kabulünde olduğu gerekçesine dayalı, davanın kabulüne dair karar, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Davalı şirket tarafından Mihalıççık İlçesi Dürmek Köyü su deposunun inşa edilmesi sırasında, davacının kendi kamyonuyla, Beylikova kum ocağından çakıl ve kum taşıyarak davalıya teslim ettiği; yapılan bu iş nedeniyle davacının hem taşıdığı çakıl ve kumun bedeli ve hem de taşıma ücreti karşılığı olarak, davalıdan bir alacağının doğduğu uyuşmazlık konusu değildir.
Davalı vekili, 17.9.1999 günlü dilekçesinde, iş bedelinin nakden ödendiğini, kalan kısım için de 27.9.1998 günlü ve 400.000.000 TL.bedelli bir çek verildiğini bildirmiş; davacı vekili ise, dava dilekçesinde ve 26.10.1999 günlü celsedeki beyanında, davalı tarafın toplam 467.000.000 TL. ödediğini kabul etmiştir.
Yerel Mahkeme, davalı tarafın, davacının bildirdiği toplam alacak miktarına açıkça itiraz etmediği; borcun nakit ve çek yoluyla tamamen ödendiğini savunmak suretiyle ödeme definde bulunduğu, bu durumda ödeme savunmasını ispatla yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.
Ne var ki, davacı vekili, dava dilekçesinde, alacağın 467.000.000 TL. lik bölümünün ödenmiş olduğunu açıklamış; dilekçe ekinde ise, elle yazılı, tarihsiz ve imzasız olmakla birlikte kendisince sunulduğu için delil olarak değer verilmesi gereken bir listeyi sunmuştur. Bu listede, 400.000.000 TL. bedelli çekten söz edilmiş, ancak, ödenen 467.000.000 TL. nin 110.000.000 TL. lik kısmının nakden, 107.300.000 TL. lik bölümünün mazot karşılığı, 250.000.000 TL. lik kısmının da çekle tahsil edildiği belirtilmiştir.
Verildiği çekişmesiz bulunan çek bedelinin kısmen tahsiline ilişkin davacı taraftan sadır olan bu açıklama karşısında, Yerel Mahkemenin kabulünün tersine, somut olayda, davalı tarafın, borcun bir kısmının nakden, kalan kısmının da çek verilmek suretiyle ödendiğini savunmuş olduğunun, dolayısıyla ödeme defini kanıtlama yükümlülüğünün davalıya ait bulunduğunun kabulüne usulen olanak yoktur.
Öte yandan, davacının, alacağının delili olarak dayandığı, başlangıçta dosyada bulundukları anlaşılan ve eklenmeleri için iki kez mahalline geri çevrilmesine rağmen dosyaya konulamayan kantar fişleri ile mazot alımına ilişkin irsaliyelerin de, davalı tarafın imzasını taşımadıkları gibi, alacağın miktarını ortaya koyacak nitelikte de olmadıkları, sadece, davalının da kabulünde olan ilişkinin varlığına delil oluşturdukları anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtildiği üzere, davacının kendi kamyonuyla davalı inşaatına kum ve çakıl taşıdığı hususu uyuşmazlık konusu değildir. Ne var ki, davalı taraf, aşamalarda, davacı dışındaki başka kişilerce de benzer mahiyette işlerin yapıldığını savunmuştur.
Bu durumda, Mahkemece, davalının inşaatında kullanılan kum ve çakılın cins ve miktarı ile parasal karşılığının, bunun tümünün davacı tarafından taşınmış olup olmadığının, varsa, başkalarınca taşınan kum ve çakıl miktarının tespiti bakımından, tarafların bu konudaki delillerinin sorulup tümünün eksiksiz şekilde toplanması,ayrıca kum ve çakılın çekildiği ocak ile bunların getirildiği inşaat mahalli arasındaki mesafe dikkate alınarak mahallinde keşif yapılmak ve bu konuda uzman bulunan bilirkişiden rapor alınmak suretiyle, davacı tarafından taşınıp teslim edildiği tam bir açıklıkla saptanacak olan kum ve çakılın miktarı saptanmak,taşıma ücreti buna ilave edilmek ve sonunda hak kazanılan toplam alacak tutarının belirlenmesi ve ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak direnme hükmü kurulması usule ve yasaya aykırıdır.
Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 3.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy