(818 S. K. m. 19, 20, 21) (4721 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 76)
Dava: Taraflar arasındaki alacak ve menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy Asliye 3. Ticaret Mahkemesince davanın alacak istemine ilişkin asıl davanın kabulüne, menfi tespit istemini içeren karşı davanın reddine dair verilen 28.6.2002 gün ve 2001/455-2002/577 sayılı kararın incelenmesi davalı/karşı davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 10.6.2003 gün ve 2003/352-6155 sayılı ilamı ile,
(...Davacı asıl, davalı banka nezdinde iki ayrı tasarruf hesabı bulunduğunu, parayı çekmek istediğinde davalı bankanın faizin bir kısmının fahiş olduğu neden gösterip, kendisine eksik ödeme yaptığını, oysa sözleşmeye uymanın asıl olduğunu ileri sürerek, kendisine noksan ödenen (5.011.846.547) TL'nin reeskont oranında faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın TMSF'na devrinden önce eski yöneticilerin yapmış olduğu dolanlı işlerin yasalara, kamu vicdanına ve ahlaka aykırı olduğunu, ayrıca öngörülen faizin çok yüksek olması nedeniyle sözleşmenin gabinle malul olduğundan aşırı kısmın tenkise tabi tutulduğunu savunarak, davanın reddini istemiş, açtığı karşılık davada (5.011.846.547.-)TL ile borçlu bulunmadığının tesbitini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflarca sunulan kanıtlar yaptırılan bilirkişi incelemesine göre davalının tüzel kişi tacir olması nedeniyle tecrübesizliğinden veya hafifliğinden yararlanıldığını ileri sürmesinin kabul edilemeyeceği, davalı müzayaka altında olduğunu savunmuş ise de, davacının bunu bilmesinin olanaksız olduğu, bir bankanın geri ödeme gücü olmamasına karşın mevduat toplamasının MK. nun 2 nci maddesine aykırı olduğu, bankaların bir güven müessesi olması nedeniyle müşterileriyle olan ilişkilerinde yasa kurallarına ticari örf adet ve objektif iyiniyet kurallarına uygun davranmak zorunda olduğu ve sözleşmenin geçerli olup, davalı bankanın eksik ödediği faiz miktarından sorumlu bulunduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulüne, karşılık davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalı Banka tarafından ödenmeyen mevduat faizi alacağının tahsili, karşı dava ise, yukarıda da değinildiği üzere, davacıya tahakkuk ettirilerek hesabına geçiren O/N (Over Night) faiz alacağının aşırı bölümünün gabin, ahlaka ve hukuka aykırılık nedenleriyle taraflar arasında yapılan sözleşmenin batıl olduğu iddiası ile davalı-karşı davacı Bankanın asıl davada istenilen miktarda borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davalı-karşı davacı Banka vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde, açıkça ekonomik kriz nedeniyle Bankanın müzayaka halinde bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin gabin, ahlaka ve hukuka aykırı olması nedeniyle geçersiz olduğu ileri sürülmüştür. Mahkemece itibar edilen bilirkişi incelemesi banka kayıtları üzerinde yapılmış ve davalı bankanın ekonomik ödeme güçlüğü içerisinde olduğu, ekonomik durumunu düzeltmek için yüksek faizli mevduat topladığı belirtilmiş ve tacir olan bankanın gabin iddiasında bulunamayacağı, diğer bir deyişle gabinin subjektif unsurunun oluşmadığı, davalı banka müzayaka altında olsa bile bunu davacının bilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş ise de, aynı durumdaki repo, ters-repo işlemlerine T.M.S.F'na devredilmeyen diğer büyük bankaların aynı tarihlerde ne miktarda faiz ödedikleri araştırılıp karşılaştırılmamıştır.
Bu nedenle BK.nun 21 nci maddesi hükmü uyarınca mahkemece, tahakkuk ettirilen (Over Night) faiz oranlarının öncelikle uyuşmazlık konusu dönemlerde daha sonra Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen bankalar dışındaki banka ve aracı kurumların bildirdiği repo, ters repo ve O/N faizlerinin İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nda araştırılarak aşırı olup olmadığı, diğer bir deyişle, sözleşmede edimler arasında açık bir dengesizlik (objektif unsur) olup olmadığı, şayet bir nispetsizlik var ise, bunun bankanın o tarihlerde içerisinde bulunduğu koşullara göre, müzayakadan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda (subjektif unsur), banka kayıtları üzerinde ekonomist, bankacı ve borçlar hukuku sahalarında uzman öğretim üyelerinden oluşacak yeni bir bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak sonucuna göre karar verilmek gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın kısmen kabulüne, karşılık davanın reddine karar verilmesi yerinde bulunmadığından, davalı-karşı davacı Banka vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı/karşı davacı Banka vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Asıl dava, davalı Banka tarafından tahakkuk ettirildiği halde, sonradan gabin ve ahlaka aykırılık iddiasıyla davacıya ödenmeyen mevduat faizi alacağının tahsili; karşı dava ise, aynı tutar yönünden borçsuzluğun tespiti istemine ilişkindir.
A- DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ: Davacı Özkan Tikveş, davalı Bankanın Kızıltoprak Şubesinde 30.1.2001-22.3.2001 tarihleri arasında iki adet mevduat hesabı açtırdığını, paralarını ilke olarak birer günlük vadelerle hesaplara yatırdığını, davalı bankanın vade başlarında kendisiyle faiz sözleşmeleri yapmasına ve bu sözleşmeye uygun şekilde faiz tahakkuk ettirip hesaplara geçirmesine rağmen, sonradan, işlemiş faiz miktarının 5.011.846.547 TL. lik kısmını kestiğini ve ihtarnameye rağmen ödemediğini ileri sürerek, bu miktarın 19.3.2001 tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
B- DAVALI CEVABININ VE KARŞI DAVANIN ÖZETİ: Davalı İktisat Bankası T.A.Ş. vekili, cevap ve karşı dava dilekçesinde; İktisat Bankasının Fon'a devredilmesinden önce tarafların sözleşme serbestliği kuralı içinde yaptıkları faiz sözleşmesinin kural olarak geçerli olduğunu; ancak, bankanın içine girdiği darboğaz ve mali sıkıntı ile ülkedeki ekonomik kriz sebebiyle müşterilere normalin çok üstünde faizler verildiğini, büyük para sahiplerinin münferiden ya da birlikte hareket ederek ellerindeki bu mali güçle bankadan yüksek faiz talep ettiklerini, bir yılda alınabilen faizleri bir gecede aldıklarını, davacının da Banka'dan normalin dışında gabin derecesine varan faiz oranı üzerinden faiz aldığını, Bankanın Fon'a devrinden sonra, ahlaka aykırılık derecesine varan ve gabin teşkil eden yüksek faiz oranına göre tahakkuk etmiş faizin bir kısmının davacıya ödenmemesi yoluna gidildiğini, davacıya ödenmiş olan faizin dahi çok yüksek bulunduğunu, yeni yönetim yine de sözleşme şartlarına asgari oranda uyma çabası içinde bu faizleri ödediğini; ancak ahlaka aykırılık derecesine varan fahiş faizleri tenkisata tabi tuttuğunu, tenkisata tabi tutulan dava konusu kısmın BK'nun 20 ve 21. maddeleri uyarınca kısmi butlan olarak kabulü gerektiğini savunarak asıl davanın reddini, karşı dava olarak da, asıl davaya konu borcun bulunmadığının tespitini istemiştir.
C- YEREL MAHKEME KARARININ ÖZETİ:
Yerel Mahkeme, Tarafların edimleri arasında aşırı bir nispetsizliğin mevcut olmadığı, gabinin objektif unsurunun gerçekleşmediği, tacir olan davalının tecrübesizliğinden veya hafifliğinden söz ederek gabin iddiasında bulunamayacağı, bir bankanın zor durumda olduğunun mudilerince bilinemeyeceği, sonradan Fon'a devredilmesinin ya da yüksek faiz vermesinin, Bankanın zor durumda bulunduğunu göstermeyeceği, Bankanın Fon'a devri önlemek için yüksek faizle mevduat toplamasının dürüstlük ve iyi niyet kurallarına, ahlaka ve bankacılık etiğine aykırı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli ve davacının eksik ödenen tutarı isteme hakkına sahip bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar vermiştir.
D- TEMYİZ EVRESİ VE DİRENME:
Davalı/karşı davacı Banka (devir nedeniyle İktisat Bankası'nın külli halefi sıfatıyla Bayındırbank A.Ş.) vekilince, aşamalardaki savunma tekrarlanmak suretiyle temyiz edilen karar, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuş; Yerel Mahkeme gerekçesini tekrarlayarak önceki kararında direnmiştir.
Direnmeye ilişkin bu karar davalı tarafça temyiz edilmiştir.
E- MADDİ OLAY
Asıl davanın davacısının, davalı bankanın Kızıltoprak Şubesinde iki adet mevduat hesabının bulunduğu; bankanın, taraflar arasındaki sözleşme çerçevesinde tahakkuk ettirdiği faiz tutarlarını bu hesaplara aktardığı, ancak, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devrinden sonra, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası oranları esas alınmak suretiyle davacıya faiz ödemesi yapıldığı, o oranların üzerindeki faiz tutarının ise tenkis edildiği çekişmesizdir. Eldeki asıl ve birleştirilen davada alacak ve borçsuzluğun tespiti istemlerinin konusunu, tenkısata konu bu tutar oluşturmaktadır.
F- GEREKÇE
Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinde, sözleşme konusunun kanuni sınırlar içerisinde serbestçe belirlenebileceği açıklanmış; kanunun kesin olarak emrettiği hukuk kurallarına, kanuna, ahlaka veya kamu düzenine yahut şahsi haklara aykırı olmayan sözleşmelerin geçerli bulunduğu belirtilmiş; 20. maddede konusu olanaksız, haksız veya ahlaka aykırı sözleşmelerin batıl olduğu hükme bağlanmış; 21. maddede ise gabin düzenlenmiştir.
Medeni Kanun'un 2. maddesine göre de, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüst davranmak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılması hukuk düzenince korunmaz.
Bir davada, maddi olguları bildirmek tarafların; bunları hukuksal nitelendirmeye tabi tutmak ise, hakimin görevidir (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, md. 76). Taraflarca bildirilip, iddia ve savunmaya dayanak yapılan maddi olgular mahkemece tam olarak saptanmalıdır. Dayanılan maddi olguların salt ilgili tarafça bildirilen içeriğine ve o tarafın bunlara yönelik hukuki nitelendirmesine bağlı kalınarak bir sonuca ulaşılması, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 76. maddesindeki düzenlemeye aykırıdır.
Görülmekte olan asıl davada davacı vekili, taraflar arasında faiz konusunda geçerli bir sözleşmenin bulunduğunu, davalının sözleşme çerçevesinde faiz ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürmüş; davalı/karşı davacı banka vekili ise, davaya konu faiz tutarının, Bankanın darboğaz, mali sıkıntı ve ülkedeki ekonomik kriz sebebiyle müşterilere normalin çok üstünde faiz vermek zorunda kaldığı, dolayısıyla da müzayaka halinde bulunduğu bir dönemdeki oranlar üzerinden tahakkuk ettirilmiş olduğunu savunmuş; bu savunmasını gabin ve ahlaka aykırılık hukuksal kavramlarına bağlamıştır.
Ne var ki, ileri sürülüş biçimine ve tam olarak saptanmaları halinde olguların ve eksiksiz şekilde toplanmaları durumunda delillerin ortaya koyacağı duruma göre, sabit görüldüğü takdirde bu savunmanın, Medeni Kanun'un 2. maddesinde düzenlenmiş olan objektif iyiniyet kuralı çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutulması dahi mümkün ve muhtemeldir.
Yerel Mahkemece, davalının bildirdiği maddi olgular ile bunların dayandırıldığı deliller yönünden tam ve eksiksiz bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.
Şöyle ki: İleri sürülen müzayaka iddiası yönünden, öncelikle davalı Bankanın kayıtları üzerinde bir bilirkişi incelemesi yaptırılmasının ve davaya konu faiz alacağının ilişkin bulunduğu dönem itibariyle, Bankanın ileri sürülen şekilde bir müzayaka halinde olup olmadığının; bu bağlamda, ülkedeki ekonomik krizden dolayı Bankanın nakit para sıkıntısı içerisine düşüp düşmediğinin, yüksek faizle topladığında çekişme bulunmayan paraları bu sıkıntının giderilmesi amacıyla mı, yoksa- örneğin, daha yüksek faizle başkalarına satılması gibi- kar getirecek şekilde mi değerlendirdiğinin; aynı dönemde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmeyen bankalar ve aracı kurumlarca benzer nitelikteki işlemler için uygulanan faiz oranlarının hangi düzeyde bulunduğunun belirlenmesi ve bir karşılaştırma yapılması gerektiği açıktır.
Yerel Mahkemece bu yönlerden eksiksiz bir inceleme ve araştırma yapılmadığı gibi, açıklanan nitelikte bir bilirkişi incelemesi yaptırılması yoluna da gidilmediği anlaşılmaktadır. Alınan bilirkişi raporu ise, bu yönlerden yeterli ve denetime uygun bir değerlendirmeyi içermemektedir.
Hal böyle olunca, Mahkemece yapılması gereken iş; davalı/karşı davacı Bankanın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmiş olduğu gözden kaçırılmayarak, eldeki davaya konu faiz alacağının ilişkin bulunduğu dönem itibariyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen bankalar dışındaki diğer bankaların ve aracı kurumların uyguladıkları repo, ters repo, O/N (Over Night) faiz oranlarının ve aynı dönemdeki İstanbul Menkul Kıymetler Borsası verilerinin araştırılıp saptanması; bu şekilde, davacının mevduat hesabına uygulanmış olan faiz oranlarının aşırı olup olmadığının, eş söyleyişle edimler arasında açık bir dengesizlik bulunup bulunmadığının belirlenmesi; böyle bir dengesizliğin varlığı saptandığı takdirde, bunun, davalı Bankanın o dönemde içerisinde bulunduğu koşullar itibariyle müzayaka halinden kaynaklanmış olup olmadığının saptanması için, Bankanın kayıtları üzerinde, bir ekonomist, bir bankacı ve Borçlar Hukuku alanında uzman Üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak yeni bir bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak denetime elverişli, dayanakları gösterilmiş rapor alınması, bütün bu incelemelerin ortaya koyacağı sonuca göre, olayda gabinin objektif ve sübjektif unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin veya uygulanan faiz oranlarının ahlaka aykırılık oluşturacak derecede fahiş olup, olmadığının veyahut da olayda davacının sözleşme çerçevesinde faiz istemesinin Medeni Kanun'un 2. maddesi anlamında objektif iyiniyet kuralına aykırılık teşkil edip, etmediğinin belirlenmesi ve ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesidir.
Yerel Mahkemece eksik incelemeye ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı önceki kararda direnilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı/karşı davacı Banka vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, 22.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy