(2004 S. K. m.72) (1163 S. K. m.60)
Taraflar arasındaki "menfi tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya Asliye 1.Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 12.6.2002 gün ve 2001/331-2002/474 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 28.1.2003 gün ve 2002/9472-847 sayılı ilamı ile, (...Davacı vekili, müvekkilinin eski yöneticisi olan davalının kooperatif ilzam etmeyen tek imza ile düzenlediği bonoyu dava dışı Reşat Ergün'e verdiğini, Reşat'ın bonoyu davalı aleyhine takibe koyup bedelini tahsil ettiğini, davalının anılan borç için müvekkilinin aleyhine rücüen tahsil amacıyla icra takibine giriştiğini, takibe süresinde itiraz edilmediğini, davalının ödediği borcun dayanağı olan bononun müvekkilini bağlayıcı çift imza taşımadığını ileri sürerek, davalıya borçlu olmadıklarının saptanarak %40 haksız takip tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, bononun kooperatif inşaatlarının kalıp çakan Reşat Ergün'ün alacağı için kooperatif adına düzenlenip verildiğini, bu davada davacının alacaklıdan bir hizmet almadığını kanıtlaması gerektiğini savunarak, davanın reddi ile %40 inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalının aleyhine dava dışı Reşat Ergün tarafından girişilen icra takibine konu bononun kooperatifi tek başına temsi ve ilzam yetkisi bulunmayan davalı tarafından imzalanıp verildiği, kooperatif açısından bağlayıcı çift imzası içermeyen bono borcunu ödemesi nedeniyle kooperatife rucü hakkı bulunmadığı, bononun dava dışı Reşat Ergün'e verilmesine ilişkin kooperatif organı kararları olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, tazminat isteminin reddine karar vermiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, İİK.nun 72. maddesinde düzenlenen borçlu olmadığının saptanması istemine ilişkindir. Borçlu Kooperatif aleyhine girişilen icra takibine dayanak olarak, kooperatifin borcu için alacaklı davalının imzasını taşıyan bono bedelinin bono hamiline ödendiği ve kefaleten yapılan bu ödemenin gerçek borçlu olan kooperatiften rücuen tahsili istenilmiştir.
Davalı İbrahim, kooperatifin eski yöneticisi olup, davaya yanıt dilekçesinde borcun konusunu oluşturan bononun, dava dışı alacaklı tarafından kooperatife ait inşaatlarda yapılan bir kısım iş bedeline karşılık kooperatif borçlu gösterilerek tek imza ile düzenlendiğini, bono bedelinin kendisinden tahsil edildiğini, kooperatifin, inşaat işlerini yaptırmış olması nedeniyle sebepsiz zenginleştiğini savunmuştur.
Mahkemece ise, salt bononun kooperatifi temsil ve ilzama yetkili iki yöneticinin imzasını taşımadığı gerekçe gösterilerek dava kabul edilmiş ve kooperatifin bono bedelini ödeyen davalıya borçlu olmadığının saptanmasına karar verilmiştir.
Usul hükümlerine göre, mahkeme her iki tarafın iddia, savunma ve delillerine göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki niteliğini kendisi belirlemelidir. Somut olayda davacı kooperatif vekili, bononun tek imzalı olması nedeniyle kooperatif açısından sonuç doğurmayacağını ileri sürmüş, davalı ise bononun kooperatife yapılan işler karşılığı alacaklıya verildiğini savunmuştur. Ortada kooperatif kaşesini taşıyan bir bono söz konusu olup, davalı tarafından tek imza atılarak düzenlendiği konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, kooperatifin bono alacaklısı Reşat Ergün'den inşaatlarda bir kısım hizmet alıp almadığı noktasındadır. O halde, mahkemece bono alacaklısı Reşat Ergün'den herhangi bir hizmet alıp almadığının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi, diğer bir deyişle kooperatifin bedelini ödemeden herhangi bir hizmet almak suretiyle nedensiz zenginleşmesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir iken, hukuki tavsifte hataya düşülerek salt bononun çift imza içermemesi gerekçe gösterilerek eksik inceleme sonucu karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir...") gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, ilamsız icra takibine konu borcun bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı S.S.İnşaa Yapı Kooperatifi vekili, dava dışı Reşat Ergün tarafından, davalı İbrahim Güler aleyhine bonoya dayalı icra takibi yapıldığını, davalının takibe itirazının reddedildiğini ve sonuçta davalının o takibe konu borcu alacaklıya ödediğini; takibin dayanağını oluşturan bononun, davalının davacı kooperatifte yönetici olduğu sırada, çift imza kuralına uymaksızın usulsüz olarak tanzim edip piyasaya dağıttığı senetlerden biri olduğunu, gerek kooperatifler Kanununun 60.ve gerekse Kooperatif Ana Sözleşmesinin 46. maddesi uyarınca, kooperatifin bağlı tutulabilmesi için imzaya yetkili iki kişinin imzalarını kooperatif ünvanı altına atmaları gerektiğini, tek imzayla yapılan işlemlerin hükümsüz olduğunu, dolayısıyla anılan senedin davacı kooperatifi bağlamayacağını; buna rağmen davalının üçüncü kişiye ödediği parayı davacı kooperatife rücu etmek üzere ilamsız icra takibi yaptığını ileri sürerek, takibin iptali ile davalıya borç bulunmadığının tespitine, haksız takip nedeniyle %40 oranında tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalı İbrahim Güler vekili, davalının davacı kooperatifte imzaya yetkili yönetim kurulu üyesiyken, zarureten, Kooperatife yıllardır iş yapanlar arasında yakından tanıdıklarına, Kooperatif adına senet verip, başkan sıfatıyla ilk imzayı atmak suretiyle, yine yakından tanıdıkları diğer iki yöneticiden birini bulup imzalatmaları için teslim ettiğini; 1999 yılı sonlarında görevden düşürüldüğünü, o tarihten beri Kooperatifce kendisine hasmane davranıldığını, bu meyanda, ikinci imzanın bulunmadığı gerekçesiyle, kooperatife mal sattığı veya hizmet verdiği çok iyi bilinen kişilerin senetlerinin dahi ödenmediğini ve bunların bedellerinin davalıya ödetildiğini; davaya konu senedin lehdarı durumundaki Reşat Ergün'e, Kooperatif inşaatında kalıp çakmış olması nedeniyle hakedişinin ödenemeyen kısmı için 200.000.000. TL. bedelli senet verildiğini, ancak, anılan kişinin senede kooperatifin diğer yetkilisinin imzasını almayı ihmal ettiğini; bu senede dayalı olarak yaptığı icra takibine kooperatifin itiraz etmesi nedeniyle, senet bedelini davalıdan tahsil ettiğini, davalı tarafından davacı aleyhine yapılan icra takibinin, bu paranın rücuen tahsili amacına yönelik olduğunu; senedin iki imzalı mı yoksa tek imzalı mı olduğunun değil, malın veya hizmetin kime gittiğinin ve bedelin kim tarafından ödendiğinin tartışılması gerektiğini, hizmet davacı kooperatife verildiği halde senet bedelinin davalı tarafından ödendiğini savunarak, davanın reddine ve %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Yerel Mahkemece verilen; takibe dayanak bononun davacı kooperatif adına tek bir imza ile tanzim edilmiş olması nedeniyle davacıyı bağlamayacağı, davacı kooperatif kayıtlarında, söz konusu bononun keşide edilmesi yönünde bir kararının bulunmadığının bilirkişi raporundan anlaşıldığı gerekçesine dayalı, davanın kabulüne, takibe konu borcun bulunmadığının tespitine, tazminat isteminin reddine dair karar, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 10.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy