(4721 S. K. m. 1018) (6183 S. K. m. 68, 79) (2004 S. K. m. 97)
Dava: Taraflar arasındaki "mahcuz malda istihkak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ardeşen İcra Tetkik Mercii Hakimliğince görevsizliğe dair verilen 25.03.2002 gün ve 2001/2-2002/8 sayılı kararın incelenmesi Davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 21.11.2002 gün ve 2002/23564-24371 sayılı ilamı ile ; ( " Şikayetçi vekili mercie başvuru dilekçesinde Ardeşen Vergi Dairesi Müdürlüğünce 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki kanunun 79. maddesi gereğince gayrimenkuluna haciz konulduğunu konulan bu haczin yasal olmadığından kaldırılmasını istemiştir.
Şikayet konusu Vergi Dairesince konulan hacız işlemi olup, idari işlem niteliğindedir.Bu nedenle anlaşmazlığın çözümü Vergi Mahkemelerinin görevine gireceğinden Mercice istemin yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilerek dosyanın Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmesi isabetsizdir." ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili usulü Hakkında Kanunun 68. maddesine dayalı istihkak iddiasıyla açılmış, mahkemece de istihkak olarak nitelendirilmiş ve görev noktasından sonuçlandırılmıştır. Özel Daire isteği şikayet olarak nitelemiş ve yargı yolu yönünden kararı bozarak Vergi Mahkemelerinin görevli olduğuna işaret etmiştir.
Davacı 10 ada 668 parsel sahibi Dursun olup, arsa niteliğindeki taşınmazın üzerinde bulunan 4 katlı binanın dava dışı borçlu Fehmi Nebioğlu'na ait olduğu yönündeki beyanlar hanesinde yer alan kayda dayanarak Vergi Dairesince haczedildiğini öğrenmesi üzerine önce Asliye Hukuk Mahkemesinde bu beyanın tapudan silinmesi, binanın kendisi adına olduğunun tespiti davasını, ardından da eldeki davayı açmıştır.
Davacı/üçüncü kişi vekili; müvekkiline ait taşınmaza ait tapu kaydının beyanlar hanesinde taşınmaz üzerindeki binanın dava dışı borçluya ait olduğuna ilişkin olarak yer alan kaydın iptali için ayrıca ait olduğu mahkemede dava açtıklarını, davalı/alacaklı tarafından bu kayıt üzerine konulan haciz şerhinin kaldırılması gerektiğini, bu nedenle eldeki istihkak davasını açtıklarını ifadeyle, beyanlar hanesindeki kayda konulan haciz şerhinin kaldırılmasını istemiştir .
Davalı/alacaklı vekili; yapılan işlemin vergi mevzuatına uygunluğunu, tapudaki kayıt yanlışlığının kendileri ile ilgili olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mercii Hakimliği, istemin istihkak olduğu, buna göre Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna işaretle görevsizlik kararı vermiş, hükmün davacı /üçüncü kişi vekilince temyizi üzerine Özel daire de karar başlığında yer alan gerekçeyle hükmün yargı yolu noktasından bozulmasına karar vermiştir.
Merciin direnmeye ilişkin kararı yine davacı/üçüncü kişi vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık; eldeki isteğin/davanın hukuksal nitelikçe şikayet mi, yoksa istihkak mı ve buna göre de yargı yolunun idari mi, yoksa adli mi olduğu noktasında toplanmaktadır. Sonuçta mahkemenin görevli olup olmadığının tayini gerekmektedir.
Somut olayda da; Vergi dairesince haciz uygulanan dört katlı bina, davacı/üçüncü kişi Dursun adına kayıtlı olan 10 ada 668 parsel üzerinde bulunmakta olup, tapunun beyanlar hanesinde bu binanın dava dışı /borçlu Fehmi Nebioğlu'na ait olduğu şerh edilmiştir. Bu kişinin ortağı bulunduğu Limited şirketin vergi borcu nedeniyle düzenlenen 07.02.2001 tarihli haciz bildirisi tapuya gönderilmiş ve aynı tarihte 49 yevmiye ile alacaklı /Ardeşen Vergi dairesi adına şerh edilmiştir.
Öncelikle, davaya konu işlem üçüncü kişi adına tapuda kayıtlı taşınmazın üzerinde bulunan binanın dava dışı borçluya ait olduğuna ilişkin beyanlar hanesinde yer alan açıklama ve bunun üzerine alacaklı vergi dairesince konulan haciz şerhinin hukuksal nitelikleri üzerinde durmakta yarar vardır.
Tapu kütüğünde mülkiyet ve mülkiyetten gayri ayni haklara ayrılan sütunlardan başka, sair hakların kaydedildiği beyanlar hanesi mevcuttur. 743 sayılı Türk Medeni Kanununda diğer ayni hakların tescili için konulmuş olanlar arasında beyanlar hanesine kaydolunacak haklar için bir prensip hükmüne yer verilmemiştir. Bu nedenle beyanlar hanesine kaydedilecek haklar bazen Türk Medeni Kanununda yer alabildiği gibi Tapu Sicil Tüzüğünde de tespit edilebilmektedir. Beyanın hukuki mahiyetinin kesin olarak ifade edilmesi olanaklı değildir. Bu fili ve hukuki unsurların birleşmesiyle oluşan bir kavram olup, tescilin aksine ayni hak doğurucu nitelikte değildir. Beyanlar bu özellikleri nedeniyle tapu siciline güven prensibinden de yararlanamazlar.
Beyanlar hanesinde yer alan binanın borçluya ait olduğuna ilişkin kayıt ve bu kayıt üzerine konulan haciz kaydı ayni hak niteliği taşımayıp şahsi hak niteliğinde bulunmasına göre davacı/üçüncü kişinin talebinin, dava dilekçesinde de açıkça ifade edildiği gibi, istihkak olduğunun kabulü gerekir.
Buna göre davanın adli yargı yerinde genel mahkemelerde görüleceğine ve dolayısıyla Asliye Hukuk Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğuna ilişkin direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, onanması gerekir.
Sonuç: Davacı/üçüncü kişinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, ve aşağıda dökümü yazılı ( 2.220.000 ) lira bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 28.04.2004 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy