(2004 S. K. m. 58, 60)
Dava: Taraflar arasındaki "ödeme emrinin iptali istemine ilişkin şikayet" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Uşak İcra Tetkik Merciince şikayetin kabulüne dair verilen 8.8.2003 gün ve 2003/370-389 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 30.12.2003 gün ve 22789-26830 sayılı ilamı ile,
(...Dairemiz süregelen içtihatlarında da vurgulandığı üzere, takip talepnamesinde alacaklı asilin adresinin olmayıp, vekilinin adı, soyadı ve adresi mevcut olduğu taktirde bu usulü eksiklik ödeme emrinin iptaline neden yapılamaz. Merciice aksine düşüncelerle borçlu şikayetinin kabulü ile ödeme emrinin iptaline karar verilmesi uygun görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, şikayet yoluyla ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
Davacı-borçlu vekili; Davalı tarafından davacı aleyhine girişilen icra takibinde düzenlenen takip talepnamesi ve 163 örnek ödeme emrinde alacaklı asilin adresinin belirtilmediğini ileri sürerek, ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Tetkik Mercii'nin; "İİK.nun 58/1. maddesine göre takip talebinde alacaklının adresinin bulunmasının yasal zorunluluk olup, bu eksikliğin giderilmesi gerektiği" gerekçesiyle "şikayetin kabulü ile, ödeme emrinin iptaline" dair verdiği karar Özel Daire'ce yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulmuş, Tetkik Mercii 'nce önceki kararda direnilmiştir.
Davalı-alacaklı vekilince, davacı-borçlu aleyhine girişilen kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibinde düzenlenen takip talepnamesi ve borçluya tebliğ edilen 163 örnek ödeme emrinde alacaklı asilin adresinin mevcut olmayıp, vekilinin adı, soyadı ve adresinin bulunduğu ve bu usulü eksiklik nedeniyle, görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle belirtilmelidir ki, icra takibinin bütün aşamalarına esas ve başlangıç olmak üzere, alacaklının icra dairesine bir takip talebinde bulunması zorunludur. Eş deyişle; ilamsız, ilamlı bütün takip yolları bir takip talebi ile başlar.
Takip talebi, İcra memurunun bir ödeme emri düzenleyerek, borçluya göndermesini gerektirir.
Bu noktada, takip talebi ve ödeme emrinde bulunması gereken kayıtlar, İcra ve İflas Kanunu'nun 58. ve 60.maddelerinde gösterilmiş olup; bu belgelerde alacaklının adı, soyadı ve adresinin yazılı olması, yasanın amir hükmü gereğidir.
Giderek, alacaklı takibini bir vekil vasıtasıyla yapmakta ise, takip talebinde ve ödeme emrinde, ayrıca vekilin adı, soyadı ve adresinin de gösterilmesi; takip talebine vekaletnamenin aslı veya onanmış bir örneğinin eklenmesi gerekir.
Somut olayda takip, alacaklı adına vekili tarafından yapılmış ve takip talebine eklenen vekaletnamede alacaklının açık adresi de belirtilmiştir.
Az yukarıda açıklandığı üzere, ilke olarak takip talebinde alacaklı asilin adresinin gösterilmesi gerekirse de; somut olayın özelliği itibarıyla alacaklının açık adresinin vekaletnamede mevcut olduğu ve bu suretle icra dosyası içeriğinden alacaklı asilin açık adresini öğrenme imkanı bulunan borçlunun çıkarlarının zarara uğramayacağı açıktır.
Hal böyle olunca, mercice, aynı yöne işaret eden Özel Daire bozma kararına uyularak borçlunun şikayetinin reddine karar verilmesi gerekirken, direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. maddesi BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 23.06.2004 gününde yapılan 2. görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy