(2004 S. K. m. 15, 16, 89) (492 S. K. m. 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 127, 128) (İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği m. 57, 58) (YHGK 09.06.2004 T. 2004/12-336 E. 2004/338 K.) (YHGK 22.09.2004 T. 2004/12-491 E. 2004/413 K.)
Dava: Şikayet davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 9. İcra Mahkemesi'nce şikayetin reddine dair verilen 31.12.2003 gün ve 1836-1798 sayılı kararın incelenmesi şikayetçi vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 16.03.2004 gün ve 2004/876-6095 sayılı ilamı ile;
(...İİK'nun 15. maddesine göre yasada hilafı yazılı değil ise bütün harç ve masraflar borçluya ait olup ayrıca hükme hacet olmaksızın borçludan tahsil olunur. Tahsil harcının yükümlüsü borçlu olduğundan alacaklıya ödeme yapılırken tahsil harcının düşülmesi doğru değildir. Mahkemece alacaklının tahsil harcına yönelik şikayetinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: İstek, icra müdürlüğünün işlemini şikayete ilişkindir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesinin (b) bendinde yer alan icra tahsil harcının ödeme (tahsil) zamanı ve şekli noktasındadır.
Konuyla ilgili Hukuk Genel Kurulu'nun 09.06.2004 gün ve 12/336-338 sayılı -ki bu karara karşı karar düzeltme istemi de 22.09.2004 gün ve 12/491-413 sayılı kararla reddedilmiştir- ilamında da açıkça vurgulandığı ve dayanakları ayrıntısıyla gösterildiği üzere;
İcra harcı, Devletin icra hukukundaki faaliyetine karşılık aldığı paradır (Prof. Dr. Baki Kuru - İcra ve İflas Hukuku - Üçüncü Baskı - 1988 - Cilt, Sayfa 107-108). İcra ve iflas harçları, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun birinci kısmında, yargı harçları bölümünde, 2-37. maddelerde düzenlenmiştir.
Devletin icra takibi nedeniyle aldığı harçlardan en önemlilerinden birisi de Harçlar Kanunu'nun 28. maddesinin (b) bendinde düzenlenen İcra tahsil harcı olup, bu harç anılan yasal düzenleme uyarınca alacağın ödenmesi sırasında tahsil olunur.
Borçlu dilerse icra dairesine başvurarak tüm ferileriyle birlikte harç ve masrafları da kapsayacak biçimde borcunun tamamını hesaplattırıp öder veya borcundan mahsup edilmek üzere kısmi ödemede bulunur. Bu ödemeleri alacaklının arzu ettiği zaman icra dairesinden alma hakkı vardır. Borçlu ister kısmen isterse tamamen ödemede bulunsun, ödediği paralar İcra İflas Kanunu Yönetmeliği'nin 57. maddesi uyarınca düzenlenen bir tahsilat makbuzu ile teslim alınarak kasa defterine işlenir. Düzenlenen tahsilat makbuzunun bir nüshası da, ödemede bulunan borçluya verilir. Alacaklının, dosyaya yatırılan paraları almak istemesi halinde yine yönetmeliğin 58. maddesi uyarınca düzenlenecek reddiyat makbuzunda kesilecek tahsil harç miktarı da gösterilmek suretiyle verilmesi lazım gelen paranın miktarı da ayrıca gösterilir ve düzenlenen makbuz alacaklıya imza karşılığında teslim edilir.
Burada önemle vurgulamak gerekir ki, eğer bir harç alacağı mevcut ise bunun mutlaka her ödeme sırasında tahsil edilmesi gerekmektedir. Zira, Devlet tahsil harcını takibe konu asıl alacak üzerinden almaktadır. Bundan sonraki tahsilatlardan (faiz tahsilatlarından) harç alınması, Harçlar Yasası'nın 20. maddesinin açık hükmü karşısında mümkün bulunmamaktadır. Kısacası, kanun; harç alacağının tahsilini borcun tamamının ödenmesi şartına bağlamamıştır. Borcun tamamı ödenirse elbette ki harç da tahsil edilecektir. Şayet, borcun tamamı değil de taksit taksit ödenmesi söz konusu ise bu takdirde yapılan borç tahsilatlarının alacaklıya ödendiği miktara göre harç tahakkuku ve tahsilatı yapılacaktır. Çünkü Devlet, verdiği hizmet yani yaptığı tahsilat kadar harç almayı hak etmiştir.
Görülmektedir ki Harçlar Kanunu, para borçlarıyla ilgili icra tahsil harcının alacağın -ister kısmen (taksitle), isterse tümüyle- tahsili sırasında alınmasını öngörmektedir.
Yeri gelmişken açıklamakta yarar vardır ki, alacaklının, alacağının tamamım elde edinceye kadar takibe devam etmek hakkı ve yetkisi vardır. İcra dairesince borçlu tarafından yatırılan miktardan kesilen harç nedeniyle alacaklı, alacağının tamamına kavuşamadığı takdirde borçlunun malvarlığı üzerinde takibi devam ettirerek alacağım eksiksiz tahsil etme olanağına her zaman sahiptir. Alacaklı, icra takibinin herhangi bir safhasında borçlu aleyhine yürüttüğü takibi sürdürmekten vazgeçerse ve hatta bunu bir beyan olarak icra tutanağına yazdırmak isterse İcra müdürü, feragat beyanım zapta geçirmeden önce borçlu ödemede bulunmadığı takdirde feragat harcını alacaklıdan tahsil etmek durumundadır. Yasanın 32. ve 127. maddeleri bu konuda hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık hükümler içermektedir.
Diğer taraftan, Harçlar Kanunu'nun 128. maddesinde de gerekli harçları tamamen almadan işlem yapan memurların harcın ödenmesinden mükellefler ile müteselsilen sorumluluğu öngörülmüştür.
Harçlar Yasası'nın 37. maddesinde düzenlenen ve harçların vergi dairesince tahsilini öngören kural ise, icra dairesince başkaca hiçbir işlem yapılmasını gerektirmeyen ve yasanın öngördüğü süreler içinde harç ödemesi yapılmayan konulara münhasırdır. Kısaca harç tahsil müzekkeresi yazılmak suretiyle İcra tahsil harcının vergi dairesince tahsili öngörülen takip dosyası infaz edilmek suretiyle İcra müdürü tarafından işlemden kaldırılan işlerle ilgilidir.
Somut olayda olduğu gibi, konusu para alacağı olan İcra takiplerinde takip konusu alacağın, borçlu tarafından taksitler halinde ödenmesi durumunda alacaklıya her bir ödeme yapılırken icra tahsil harcının alınması gerekmektedir. Zira, harcın tahsilinin alacağın tamamının ödenmesinden sonraya bırakılması gibi bir kabul şekli, Harçlar Yasası'nın hem sözüne ve hem de özüne aykırı olup, kabulü olanaklı değildir.
Eş söyleyişle, icra müdürünün, alacağın borçlu tarafından bölüm bölüm icra kasasına yatırılması veya başka nedenlerle (satış paraları veya İİK.'nun 89. maddesi uyarınca alacaklılar ve üçüncü şahıslar elinde haczedilen mallarla ilgili paralar) kasaya alınan paralar olup olmadıklarına bakmaksızın, kasaya giren paradan alacaklıya yaptığı her ödeme sırasında yasa gereği tahsili gereken harç miktarını tahsil etmesi gerekir.
Bu nedenledir ki, mahkemece açıklanan şekilde işlem yapan müdürlük işlemine ilişkin şikayetin reddine dair kararda direnilmiş olması usul ve yasaya uygun olup, kararın onanması gerekir.
Sonuç: Şikayetçi alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına 29.09.2004 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
492 sayılı Harçlar Kanunu; harcın, matrahını ödeneceği zamanı ve miktarım düzenlemektedir. Harcın sorumlusunun kim olacağı yönünde herhangi bir açıklamaya bu kanunda yer verilmemiştir.
492 Sayılı Kanunun 28/b maddesi; icra takiplerinde tahsil harcının alacağın ödenmesi sırasında, ödeme yapılmayan hallerde harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödeneceğini hüküm altına almıştır. Harcın süresinde ödenmemesi halinde anılan yasanın 37. maddesi ne yapılması gerektiğini açıkça belirtmiştir. Şöyle ki; madde 37: Bu kanunda ödeme zamanı gösterilen harçlardan süresinde ödenmeyenleri, ilgili mahkeme ve daireler tarafından sürenin sonundan itibaren 15 gün içinde bir yazı ile o yerin vergi dairesine bildirilir ve harçlar vergi dairesince tahsil olunur yasanın bu maddesindeki açıklamadan da harcın sorumlusu tarafından ödenmesi gerektiği sonucuna varılmalıdır.. Ödenmemesi halinde Devlet harç alacağım İİK. hükümlerinden daha ağır ve geniş yetkiye sahip 6183 Sayılı Kanunun hükümlerine göre ve vergi dairesi kanalıyla tahsil edecektir. Bu nedenle yasanın açık hükmü karşısında aksine sonuç doğuran ve sorumlusu borçlu olan harcın alacaklıya ait bir paradan alınmasını öngören düşünceye katılmak mümkün değildir.
Öte yandan İİK. 15/1. maddesi harcın sorumlusunun kim olduğunu açıklamıştır. Anılan maddeye göre; İcra iflas harçlarını kanun tayin eder. Kanunda hilafı yazılı değilse bütün harç ve masraflar borçluya ait olup neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur hükmü karşısında harcın kanunda aksi yazılı olmadıkça (cezaevi harcı gibi) sorumlusunun borçlu olduğunun kabulü zorunludur. Bundan başka İİK'nun 12. maddesi borçlunun borcunu ödediği nisbette borçtan kurtulacağını hükme bağlamıştır. Bu durumda alacaklı, kendisine ait paradan kesilen harç için takibe devam da edemeyecektir. Hemen belirtmekte fayda vardır ki; 492 Sayılı Kanunun 32. maddesi harçlar kanununa geçici işlemlerle ilgili getirilmiş bir istisna olup ilgilisi tarafından harcın ödenmemesi halinde müteakip işlerin yapılmasını isteyen taraf (satış haciz v.b.g.) işlemin devamını sağlamak babında harcı öder. Ancak dosya hesabı yapılırken ödediği bu harç mükellefinin borcuna dahil edilir. Uygulamada tak5itli ödemelerde bu durum söz konusu olduğundan, somut olayımızda 32. maddesi tartışılmasına bu aşamada gerek de yoktur.
492 Sayılı Kanunun 128. maddesi gerekli harçları tamamen almadan işlem yapan memurlar harcın ödenmesinden mükellefler ile müteselsilen sorumludur hükmünü getirmiştir. İşte yüce kurulun çoğunluk görüşünde yer alan, sorumlu memurları koruma amacına yönelik harcın paranın tahsili anında alacaklıdan alınması gerekir görüşüne 492 Sayılı Kanunun 28/b, İİK'nun 15. ve 12. maddelerinin açık hükümleri karşısında katılamadığımızdan kararın bozulması gerekir düşüncesindeyiz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy