(492 S. K. m. 28, 32, 37, 128) (2004 S. K. m. 12, 15) (1086 S. K. m. 440) (YHGK. 09.06.2004 T. 2004/12-336 E. 2004/338 K.)
Şikayet davasından dolayı, bozma üzerine direnme yoluyla; İstanbul 4.İcra Hukuk Mahkemesinden verilen 11.5.2004 gün ve 660-616 sayılı kararın onanmasını kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'ndan çıkan 9.6.2004 gün, 2004/4-336 Esas, 2004/338 karar sayılı ilamın, karar düzeltilmesi yoluyla incelenmesi şikayetçi/alacaklı vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla; Hukuk Genel Kurulu'nca dilekçe, düzeltilmesi istenen ilam ve dosyadaki ilgili bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Düzeltilmesi istenen Hukuk Genel Kurul ilamında gösterilen gerektirici nedenlere göre, HUMK. nun 440. maddesinde yazılı sebeplerden hiç birisine dayanmayan ve yerinde olmayan karar düzeltme isteğinin reddine, 3506 sayılı Yasa'nın 4. maddesinin b-1 fıkrası hükmüne göre takdiren (111.405.000) lira para cezasının düzeltme isteyenden alınmasına, 22.09.2004 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
492 Sayılı Harçlar Kanunu; harcın, matrahını ödeneceği zamanı ve miktarını düzenlemektedir. Harcın sorumlusunun kim olacağı yönünde herhangi bir açıklamaya bu kanunda yer verilmemiştir.
492 Sayılı Kanunun 28/b maddesi; icra takiplerinde tahsil harcının alacağın ödenmesi sırasında, ödeme yapılmayan hallerde harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödeneceğini hüküm altına almıştır. Harcın süresinde ödenmemesi halinde anılan yasanın 37. maddesi ne yapılması gerektiğini açıkça belirtmiştir. Şöyle ki; madde 37: Bu kanunda ödeme zamanı gösterilen harçlardan süresinde ödenmeyenleri, ilgili mahkeme ve daireler tarafından sürenin sonundan itibaren 15 gün içinde bir yazı ile o yerin vergi dairesine bildirilir ve harçlar vergi dairesince tahsil olunur Yasanın bu maddesindeki açıklamadan da harcın sorumlusu tarafından ödenmesi gerektiği sonucuna varılmalıdır. Ödenmemesi halinde devlet harç alacağını İİK. hükümlerinden daha ağır ve geniş yetkiye sahip 6183 Sayılı Kanunun hükümlerine göre ve vergi dairesi kanalıyla tahsil edecektir. Bu nedenle yasanın açık hükmü karşısında aksine sonuç doğuran ve sorumlusu borçlu olan harcın alacaklıya ait bir paradan alınmasını öngören düşünceye katılmak mümkün değildir.
Öte yandan İİK. 15/1. maddesi harcın sorumlusunun kim olduğunu açıklamıştır. Anılan maddeye göre; İcra İflas harçlarını kanun tayin eder. Kanunda hilafı yazılı değilse bütün harç ve masraflar borçluya ait olup neticede ayrıca hüküm ve takibe hacet kalmaksızın tahsil olunur. hükmü karşısında harcın kanunda aksi yazılı olmadıkça (cezaevi harcı gibi) sorumlusunun borçlu olduğunun kabulü zorunludur. Bundan başka İİK. nun 12. maddesi borçlunun borcunu ödediği nisbette borçtan kurtulacağını hükme bağlamıştır. Bu durumda alacaklı, kendisine ait paradan kesilen harç için takibe devam da edemeyecektir. Hemen belirtmekte fayda vardır ki; 492 Sayılı Kanunun 32. maddesi harçlar kanununa geçici işlemlerle ilgili getirilmiş bir istisna olup ilgilisi tarafından harcın ödenmemesi halinde müteakip işlerin yapılmasını isteyen taraf (satış haciz v.b. g.) işlemin devamını sağlamak babında harcı öder. Ancak dosya hesabı yapılırken ödediği bu harç mükellefinin borcuna dahil edilir. Uygulamada taksitli ödemelerde bu durum söz konusu olduğundan, somut olayımızda 32. maddesi tartışılmasına bu aşamada gerek de yoktur.
492 Sayılı Kanunun 128. maddesi gerekli harçları tamamen almadan işlem yapan memurlar harcın ödenmesinden mükellefler ile müteselsilen sorumludur hükmünü getirmiştir. İşte yüce kurulan çoğunluk görüşünde yer alan, sorumlu memurları koruma amacına yönelik harcın paranın tahsili anında alacaklıdan alınması gerekir görüşüne 492 Sayılı Kanunun 28/b, İİK. nun 15. ve 12. maddelerinin açık hükümleri karşısında katılamadığımızdan kararın bozulması gerekir düşüncesindeyiz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy