(1086 S. K. m. 9, 10) (818 S. K. m. 73)
Dava: Taraflar arasındaki "sözleşmenin feshi işleminin iptali ve alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya Asliye 4.Hukuk Mahkemesince dava dilekçesinin yetki yönünden reddine dair verilen 10.07.2001 gün ve 2001/486 E- 611 K.sayılı kararın incelenmesi, davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin 06.01.2003 gün ve 2002/11616-2003/172 sayılı ilamı ile;
(...Davacı, davalı ile aralarında 29.09.1999 tarihli sözleşme yapıldığını ve bu sözleşmenin 2000-2001 yılı için kendiliğinden uzadığını, sözleşmeyle üstlenmiş olduğu edimleri gereği gibi yerine getirdiği halde davalı tarafından bir kısım ilaçların kuruma fazla miktarda fatura edildiği gerekçesiyle sözleşmenin 7 yıl süre ile feshedildiğinin kendisine bildirildiğini, yapılan feshin haksız olduğunu, ileri sürerek daha fazla zarar görmemek için haksız olan fesih işlemini etkisiz bırakacak şekilde ihtiyati tedbire ve ödenmeyen 1.978.572.701 TL.nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, yetkili mahkemenin Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu beyanla yetki itirazında bulunmuş, esas yönden de davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine, istek halinde dosyanın Ankara Asliye Hukuk Mahkemesince gönderilmesine karar verilmiştir. Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık taraflar arasında düzenlenen ilaç satış sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin feshi işleminin iptali ve ödenmeyen ilaç bedelinin tahsili isteğine ilişkindir. Her ne kadar HUMK.da ki genel kurala göre davanın davalının ikametgahı mahkemesinde açılacağı kabul edilmiş ise de, HUMK.nun 10.maddesi uyarınca aynı zamanda sözleşmenin icra olunacağı yer mahkemesinde de açılabileceği kabul edilmiştir. Ayrıca sözleşmede yetki kuralı kararlaştırılması da genel ve özel yetkili mahkemenin yetkisini ortadan kaldırmaz. Sözleşmenin icra mahallinin Konya olduğu toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece yetki itirazının reddine karar verilerek işin esası incelenmeli ve ortaya çıkacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, dava dilekçesinin yetki yönünden reddedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, taraflar arasındaki ilaç satış sözleşmesinin feshine ilişkin davalı işleminin iptali ve ödenmeyen ilaç bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, taraflar arasında, davalı Kurum mensuplarına ait reçetelerin davacının eczanesince karşılanması konusunda 29.09.1999 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sözleşme düzenlendiğini; davalı Kurumun, davacıya gönderdiği 30.04.2001 günlü yazıyla, müfettiş soruşturması sonucunda düzenlenen rapora dayanmak suretiyle, emekli kişiler adına düzenlenen gerçeğe aykırı yatan hasta reçetelerinin kendisine fatura edildiği gerekçesiyle sözleşmenin yedi yıl süreyle feshedildiği yolunda bildirimde bulunduğunu; bu fesih işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, feshe gerekçe yapılan sahte fatura tanzimi konusunda herhangi bir yargı kararı bulunmadığını, davacı tarafından karşılanan reçetelerin tüm şekil unsurlarını taşıdıklarını, reçetelerde yazılı ilaçların sahiplerine verildiğini ileri sürmüş ve davalının sözleşmenin feshine ilişkin işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunun tespitiyle iptaline, ödenmemiş fatura bedellerinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu'nun 11.maddesine göre, davalı Kurumun ikametgahının Ankara'da olduğunu, öte yandan, taraflar arasındaki sözleşmenin dayanağını oluşturan 2000 Yılı Bütçe Uygulama Talimat eki protokolde ihtilaf halinde Kurumun bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olacağına dair hüküm yer aldığını, bu durumda hem HUMK. nun 9.maddesi ve hem de sözleşmedeki yetki kuralı uyarınca davaya bakma yetkisinin Ankara Mahkemelerine ait olduğunu ileri sürerek yetki itirazında bulunmuş, ayrıca esasa ilişkin cevaplarını da bildirmiştir.
Yerel Mahkemece verilen; gerek davalı Kurumun Genel Merkezinin Ankara'da olması karşısında HUMK.nun 9.maddesi ve gerekse sözleşmedeki yetki kuralı uyarınca davaya bakma yetkisinin Ankara Mahkemelerine ait bulunduğu gerekçesine dayalı, dava dilekçesinin yetki yönünden reddine (Mahkemenin yetkisizliğine) dair karar, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Konya'da eczane işleten davacı eczacı ile, davalı Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü arasında, davalı Kurum mensuplarına ait reçetelerin karşılanması konusunda 29.09.1999 tarihli sözleşmenin düzenlendiği; bu sözleşmenin dayanağını oluşturan ve sözleşmede açıkça atıf da yapılan, Maliye Bakanlığı ile Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti arasındaki "Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliği" uyarınca kurum mensuplarının eczanelerden temin edecekleri ilaçlarla ilgili olarak kurumlarla eczaneler arasında yapılacak anlaşmalara dair, 06.03.1999 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan Protokolün "İHTİLAF" başlıklı bölümünün 1.maddesinde, uyuşmazlıkların çözümünde davalı Kurumun bulunduğu yer mahkemelerinin yekli olacağına dair hükmün yer aldığı, çekişmesizdir.
Yine, davalı Kurumun merkezinin (ikametgahının) Ankara'da bulunduğu da uyuşmazlık konusu değildir.
Bu noktada, yetkili mahkeme konusundaki yasal düzenlemelere ilişkin şu açıklamaların yapılmasında yarar görülmüştür:
HUMK.nun 9.maddesi, tersine bir yasa hükmü olmadıkça, her davanın, açıldığı tarihte davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesinde görüleceğini öngörmektedir. Bu hükme göre, genel yetkili mahkeme, davalının ikametgahının bulunduğu yer mahkemesidir.
10.maddede ise, sözleşmenin ifa edildiği veya davalı ya da vekilinin dava tarihinde orada bulunması kaydıyla, sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesinde dahi dava açılabileceği belirtilmiştir. Bu hüküm, özel yetkiye ilişkin bir düzenlemeyi içermektedir.
Yasanın 22.maddesinde, tarafların yetki sözleşmesi yapmak suretiyle yetkili olmayan bir mahkemenin yetkisini kabul edebilecekleri belirtilmiştir.
Görülmekte olan davada, hem taraflar arasındaki sözleşmenin feshine yönelik davalı işleminin hukuka aykırı olduğunun tespiti ile iptali ve hem de, davalının aynı gerekçeyle ödemediği ilaç bedellerinin ödetilmesi istenilmiştir.
Davacının bu isteklerinin, sonuç itibariyle, davalının feshettiği sözleşmenin aynen ifasına yönelik olduğu açıktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26.10.1966 gün ve esas: T/302, Karar: 279 sayılı kararındaki kabulün ters anlamından da anlaşılacağı üzere, bir tarafça haksız şekilde feshedildiği ileri sürülen sözleşmenin aynen ifasının diğer tarafça istenildiği hallerde, Borçlar Kanunu'nun 73/1 ve HUMK.nun 10.maddeleri uygulama alanı bulur. Eş söyleyişle, hem sözleşmenin aynen ifasının ve hem de o sözleşmeden kaynaklanıp alacaklının ikametgahında ödenmesi gereken bir alacağın ödetilmesinin istenildiği bir dava, B.K.nun 73. ve HUMK.nun 10.maddelerine dayalı olarak, davaya konu sözleşmenin ifa edileceği (ve o sözleşme uyarınca alacağın ödenmesi gereken, alacaklının ikametgahının bulunduğu) yer mahkemesinde açabilir. Zira, sözleşmenin aynen ifasının istenildiği bir dava, sözleşmeden kaynaklanan bir davadır. Öğreti de aynı yöndedir (Prof.Dr.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü,6. Baskı, Cilt:1, sh:449).
Önemle vurgulanmalıdır ki, tarafların sözleşmede yetkili mahkemeyi kararlaştırmış olmaları, HUMK.nun 9.maddesi uyarınca genel yetkili olan ve 10.maddedeki kural gereğince özel yetkili bulunan mahkemelerin yetkilerini kaldırmaz. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede (Yasa veya sözleşme gereğince özel yetkili mahkemelerin birden çok olduğu durumlarda bunlardan birinde) açılabilir.
Yetkiye ilişkin bu yasal hükümler karşısında somut olay değerlendirildiğinde:
Somut olayda, davalının ikametgahı Ankara'da bulunduğundan, genel yetki kuralı uyarınca Ankara Mahkemeleri yetkili olacaktır. Ayrıca, taraflar, Ankara Mahkemelerinin yetkili olacağını sözleşmede kararlaştırmış; bu yönde yetki sözleşmesi yapmışlardır. Böylece, gerek HUMK.nun 9.maddesindeki genel yetki kuralı ve gerekse taraflar arasındaki yetki sözleşmesi uyarınca, davaya bakma yetkisi Ankara Mahkemesine aittir.
Ne var ki, HUMK.nun 10.maddesi, ifa yeri mahkemesinin de yetkili olacağına ilişkin bir özel yetki kuralı getirmiştir.
Yukarıda açıklanan şekilde, somut olayda, sözleşmenin aynen ifası istenildiğinden ve sözleşmenin ifa yeri de Konya olduğundan, davacının HUMK.nun 10.maddesindeki kurala dayanarak eldeki davayı açtığı Konya Asliye Hukuk Mahkemesi, davaya bakma yetkisine sahiptir.
Hal böyle olunca, Yerel Mahkemece, aynı gerekçeye dayalı Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, olaya uygun düşmeyen gerekçelerle direnme kararı verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında açıklanan nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 26.05.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy