(818 S. K. m. 371)
Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 5. Ticaret Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 14.10.2002 gün ve 2000/979-2002/961 sayılı kararın incelenmesi Davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 10.06.2003 gün ve 2003/612-3097 sayılı ilamı ile ;
(" Taraflar arasındaki sözleşme ile, Kırşehir ve Kırıkkale'de bulunan İlköğretim okullarının ikmal inşaatlarının yapımı davacıya verilmiş, 1999 yılı fiyatlarıyla keşfi yapılmış, işin bedeli 2000 yılı fiyatlarıyla davacıya ödenmiştir.
Davacı, bu davasında sözleşme dışı işler yaptığını öne sürerek (211.910.558.296) liranın daha davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı cevabında; daha önce ihalesi yapılan bu işlerin yeniden ihale olunarak davacıya verildiğini, yapılması gereken işin, önceki müteahhitlerin yarım, eksik ve hatalı bıraktıkları işin tamamlanması olduğunu, işin götürü bedelli verildiğini, bedelinin de ödendiğini, çok cüzi bir alacağının ise tedbir koydurduğu için ödenemediğini, davacının bedelini talep ettiği işlerin zaten sözleşme gereğince yapması gerekli eski yüklenicilerin yarım bıraktığı veya kötü yaptığı işler olduğunu, sözleşme dışı bir iş yapılmadığını savunarak davanın reddini İstemiştir. Mahkemece dosya üzerinden alınan bilirkişi raporuyla dava kısmen kabul edilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, bedeli istenen İmalatların, sözleşme kapsamında bulunup bulunmadığından kaynaklanmaktadır. Davacı sözleşme uyarınca, eski yüklenicilerin yarım bıraktığı işleri yapacak, zamanla bozulan imalatı da yeniden imal edecektir. Sözleşmenin 3 ncü maddesine göre, eski taşeronların yapmış olduğu (keşif dışı) zaman aşımından ve tespit dışı yaptırılacak hatalı ve kusurlu işlerin yaptırılması istendiğinde yapılacak ve bedeli ödenecektir. Eski yüklenicilerle yapılan sözleşmeler feshedildiğinde işlerin tespiti yapılmış olup sözleşmenin konusu bu şekilde belirlenmiş bulunmaktadır. Davalı bu işlerin zaten sözleşme uyarınca yapılmasının zorunlu olduğunu belirtirken, davacı ek iş olarak mütalaa etmektedir. Davadan önce mahkeme kanalıyla yaptırılmış bir delil tespiti bulunmamaktadır. Dava konusu işler mahallinde görülmeden sözleşme kapsamında bulunup bulunmadığının ortaya çıkması mümkün değildir. Mahkemenin bu hususta ilgili mahkemelere talimat yazmak suretiyle mahallinde bilirkişilerde hazır bulundurularak keşif yapılması ve alınacak rapora göre ihtilafın çözüme bağlanması zorunludur. Eksik incelemeyle davanın kısmen kabulü doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür.")
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 22.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy