(743 S. K. m. 796, 807) (YHGK. 22.09.2004 T. 2004/15-505 E. 2004/426 K.)
Dava: Taraflar arasındaki "cebri tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 11.07.2000 gün ve 1998/1547-2000/939 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26.03.2001 gün ve 2000/4810-2001/1467 sayılı ilamı ile;
(...Yanlar arasında imzalanan 03.12.1991 günlü sözleşme uyarınca taraflara ait tapulu arsalar üzerinde inşaat yapılması ve satılarak paylaşılması kabul edilmiştir.
Bahçeşehir projesi olarak adlandırılan bu işlem gereğince davacı banka 6 etap olarak yapımı planlanan işin ilk iki etabını gerçekleştirmiş ve satılan konutların bedelleri taraflar arasında paylaşılmıştır. Davacı, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren beş yıllık süre geçtiğinden tapudaki şerhin hükümsüz kaldığını ve bankanın gerçekleştirdiği alt yapı hizmetlerinin teminatsız duruma geldiğini ileri sürerek toplam 208 adet arsa üzerindeki davalılara ait tapu paylarının iptaliyle adına tescilini talep ve dava etmiş, davalılar devre yanaşmamışlar ve mahkemece dava reddedilmiştir.
Oysa 03.12.1991 tarihli sözleşmenin 4.5. maddesi uyarınca "davacı bankanın talebi halinde davalılar arsa veya bağımsız bölüm tapularını devretmek zorundadırlar."
Söz konusu sözleşme halen yürürlükte olup, feshedilmemiş ve diğer etapların yapımından da vazgeçilmemiştir. 4. 5. maddede belirtilen tapu talep hakkına, arsa sahiplerinin itiraz haklarının olmayacağı, bankanın müstakilen verdiği bu karardan dolayı arsa sahiplerine karşı sorumlu olacağı açıklanmıştır.
Görüldüğü üzere yapımcı ve arsa sahibi Emlak Kredi Bankasının diğer arsa sahiplerinden tapularını isteyebilmeleri başkaca bir şarta veya inşaatın getirildiği seviyeye bağlı bulunmamaktadır.
Yürürlükte bulunan sözleşmenin 4. 5. maddesinin kendisine tanıdığı hakkı kullanmak isteyen davacıya tapuların devredilmemesi için geçerli ve haklı bir sebep yoktur. Belirtilen nedenlerle mahkemece davanın kabulü yerine reddine dair verdiği karar bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı:
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, sözleşmeye dayalı cebri tescil istemine ilişkindir.
Davacı T.Emlak Bankası A.Ş. vekili, davalı şirketler ile davacı arasında 3.12.1991 tarihli Arsa Payı Karşılığı Bina Yapımı ve Satış Vaadi Sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmeyle davalıların Bahçeşehir Projesi kapsamındaki arsa üzerinde bulunan paylarını, bunlar üzerinde yapılacak inşaatlardan elde edilecek hasılatın %14'ü karşılığında davacıya satmayı vaad ettiklerini; 6 etap halinde inşa edilmesi planlanan yaklaşık 15.400 konuttan oluşan projenin 1 ve 2. etaplarında yapımı biten ve devam eden konutlardan 4.500 adedinin satıldığını ve satış hasılatından sözleşme gereği olarak hasılat paylarının muntazaman ödendiğini; ancak, tapu sicilindeki Satış Vaadi Sözleşmesine ilişkin şerhin, yazımı tarihinden itibaren 5 yıllık yasal sürenin geçmesi yüzünden hukuki kıymetini kaybetmesi nedeniyle, projeye trilyonlarca lira yatırım yapmış olan davacı Bankanın sözleşmeden doğan haklarının yasal güvenceden yoksun kaldığını; Sözleşmenin 4. 5. maddesinde, arsa ve bağımsız bölüm Tapularının Bankaya veya nihai alıcılara ne zaman verileceğini kararlaştırma yetkisinin davacıya ait olduğunun ve arsa sahiplerinin bu kararlara itiraz hakları bulunmadığının belirtildiğini, henüz yapımına başlanmayan müteakip etaplara ait dava konusu arsalar için Bankaca yapılan altyapı yatırımlarının güvenceye alınması için davacı Bankanın, sözleşmenin bu hükmü gereğince söz konusu arsa paylarının tapuda kendisine devrini talep ettiğini, davalıların buna yanaşmadıklarını ileri sürerek, satışı vaadine konu 208 adet arsa üzerindeki davalılara ait payların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirketlerin vekilleri, davacının tescil isteme hakkının doğmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Yerel Mahkemece verilen; taraflar arasındaki sözleşmenin her iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerden olması nedeniyle, davacının inşaat yapma edimini tam olarak yerine getirmeden tapu devrini isteyemeyeceği, davalıların sözleşmeye aykırı bir davranışta bulunduklarının da iddia edilmediği, sadece davacının altyapı yatırımlarının güvenceye alınması amacıyla tescilin istenilemeyeceği, davada, MK.nun 796 ve sonraki maddeleri çerçevesinde ipotek tesisi isteminin de bulunmadığı gerekçesine dayalı, davanın reddine dair karar, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, dava konusu parseller üzerinde davacı Banka tarafından altyapı yatırımları yapıldığının taraflar arasında çekişmesiz bulunmasına; ayrıca, dava tarihinde yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 807/3. maddesinde öngörülen yasal ipotek tesisini isteme hakkının, sadece anılan hükümde sayılan yüklenicilere ve işçilere tanınmış olmasına, somut olayda davacının sıfatı itibariyle bu hakka sahip bulunmamasına; böyle bir hakka sahip olsa bile, tercihini sözleşmeyle kendisine koşulsuz olarak tanınan tescil isteme hakkı yönünde kullanan davacının bu tercihine üstünlük tanınmasının gerekmesine göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 03.03.2004 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy