(2762 S. K. m. 1) (4721 S. K. m. 111)
Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya Asliye 4. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 27.12.2002 gün ve 2002/456-1106 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18.Hukuk Dairesinin 01.05.2003 gün ve 2003/1692-3619 sayılı ilamı ile; (...Davacı Vakıflar Genel Müdürlüğü adına Konya Bölge Müdürlüğü vekili dava dilekçesinde, davalı vakfın 2001 yılı için ödemesi gereken teftiş ve denetleme giderlerine katılma payını eksik ödediğini ileri sürerek, toplam (2.659.000.000 TL.sının) temerrüt tarihinden hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 22.maddesinin birinci fıkrası ile bütün vakıflardan her yıl safi gelirlerinin %5'inin teftiş ve denetleme giderlerine katılma payı olarak alınacağı bu payın yıllık tutarının şubeler hariç her bir vakıf için 10.000.000 TL'sını geçemeyeceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında da bu miktarın Tüzüğün yayımlandığı tarihi izleyen yıldan itibaren her yıl için Devlet İstatistik Enstitüsünce yayımlanan enflasyon oranı kadar artırılacağı öngörülmek suretiyle maddenin ilk fıkrasına göre nisbi oranda bir artış sağlanmıştır.
Bu durumda mahkemece; dosyaya getirtilen davalı vakfa ait dava konusu edilen 2001 yılına ilişkin hesap özeti ve bilançolara göre yukarıda sözü edilen Tüzüğün 22. maddesi gereğince, üst limitler yönünden Devlet İstatistik Enstitüsünce her yıl yayımlanan Toptan Eşya Fiyatları Endeksi Oniki Aylık Ortalamalara Göre Değişim tablosunda gösterilen her bir yılın Aralık ayı hanesindeki toplam enflasyon oranı esas alınıp davalı vakfın 2001 yılına ait teftiş ve denetleme giderlerine katılma payı borcunun yeniden bilirkişi marifetiyle tespit ettirilip, istenen faiz yönünden ise, davacı alacaklı tarafından borcu sebebiyle davalının ihbar veya ihtar edilmek suretiyle mütemerrit duruma düşürülüp düşürülmediği de belirlenip hasıl olacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, hüküm vermeye yeterli bulunmayan bilirkişi raporuna dayanılarak kısmen kabulü doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, teftiş ve denetleme payının eksik ödendiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Davacı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili, Türk Medeni Kanununa göre kurulu bulunan davalı Vakfın, Yasa ve Yönetmelik uyarınca safi gelirinin %5'i oranında teftiş ve denetleme payını ödemekle yükümlü bulunmasına ve 2001 yılı için ödenmesi gereken teftiş ve denetleme payı 2.660.000.000 TL. olmasına rağmen, sadece yıllık bir milyon TL. yatırdığını, ihtarname tebliğine rağmen borcu ödemediğini ileri sürerek, bakiye alacak 2.659.000.000 TL.'nin temerrüt tarihinden itibaren faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Derbent Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı davaya cevap vermemiştir.
Yerel Mahkemece verilen; bilirkişi raporundan ve diğer delillerden, davalının, 2001 yılına ait vakıf safi gelirinin %5'i tutarındaki 2.137.601.128 TL. yi teftiş ve denetleme payı olarak davacıya ödemesi gerekirken, bir milyon TL. ödemiş olduğunun anlaşıldığı gerekçesine dayalı, davanın kısmen kabulüne, ödenenin tenziliyle kalan 2.136.601.128 TL.'nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine dair karar, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 10.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy