(634 S. K. m. 4, 16, 19)
Dava: Taraflar arasındaki "çatı yapımına izin verilmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Samsun 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 28.1.2003 gün ve 2002/1368 E, 27 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 31.3.2003 gün ve 2003/2029 E - 2454 K. sayılı ilamı ile;
(
.Bozma kararına uyulmuş ise de, gereği yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki;
Bozma kararında da belirtildiği üzere 1993 yılında tüm kat malikleri belediye başkanlığına verdikleri dilekçede ana yapının 1987 tarihli onaylı projesinde mevcut olup da yapılmayan ahşap çatının iptal edilmesine muvafakat ettiklerini bildirmişler ve projesinin çatı bölümüne rastlayan kısmına belediyece "çatı iptal edilmiştir" şerhi konulmuş olduğundan ana yapıda yapılacak onarım, tadilat ve değişikliklerin bu tadilat projesi esas alınarak değerlendirilmesi gerekir. Söz konusu projenin onaylanıp yürürlüğe konulmasından sonraki imar yönetmeliğinde binalarda çatının zorunlu kılınmış olması, ancak bu tarihten sonra yapılacak yapılar yönünden bağlayıcı olup önceki binalara da çatı yapılmasını gerektirmez.
Bu bakımdan mahkemece dava konusu ana yapının onaylı projesinde çatı olmadığı ve ayrıca davacının ıslah talebi de gözetilerek değerlendirme yapılıp hasıl olacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle dava konusu binaya çatı yapılması yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz
.) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalılar
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, çatı yapımına izin verilmesi ve giderinin davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Davacı; projesinde çatı bulunduğu halde ana yapıda çatı yapılmayıp, teras şeklinde açık bırakılması sonucu, terastan sızan suların kendisine ait bağımsız bölüme zarar verdiğini, diğer kat maliklerinin de ahşap çatı yapılmasına karşı çıktıklarını ileri sürerek, ana yapıda çatı yapımına izin verilmesi ve giderinin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş; 12.12.2002 günlü ıslah dilekçesinde sızıntının su ve ısı yalıtımı yapılarak önlenmesini istemiştir.
Davalılar, projede çatı bulunmadığı ve sızıntı şap dökülerek önlenebileceğinden çatı yapılmasını istemediklerini savunmuşlardır.
Mahkemenin; "Asıl projesinde mevcut olmakla birlikte, çatının kat maliklerinin muvafakatiyle daha sonra proje üzerinde iptal edilmesinin, ana yapının ahşap çatı ile kapatılmasına engel teşkil etmediği ve terastan sızıntının ancak çatı yapılarak önlenebileceği" gerekçesiyle, davanın kabulü ile binada çatı yapılması için davacıya izin verilmesine ve masrafının tüm kat maliklerinden arsa paylan oranında tahsiline dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Ana yapının 20.11.1987 tarihli onaylı projesinde mevcut olup, fiilen yapılmayan ahşap çatının; tüm kat maliklerinin belediyeye verdikleri dilekçe ile iptaline muvafakat ettiklerini bildirdikleri ve 3.11.1993 tarihinde çatının proje üzerinde iptal edildiği konusunda uyuşmazlık mevcut değildir.
Yüksek Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık; dava konusu ana yapının onaylı projesinde sonradan yöntemince yapılan değişiklikle çatının iptal edilmesi karşısında binayı koruyucu nitelikte ahşap çatı inşa edilip edilemeyeceği; tüm kat maliklerinin rızaları alınmadan, mahkemece proje dışına çıkılarak çatının inşası yönünde hüküm kurulup kurulamayacağı noktasındadır.
Öncelikle belirtilmelidir ki, bir yapının onaylı projesi doğrudan doğruya kamu düzenini ilgilendirdiğinden, mahkemece re 'sen dikkate alınması zorunludur (H.G.K. 14.4.1978 gün, E: 1977/5-334, K: 1978/325).
Giderek, uyuşmazlık konusu yerlerin hukuki durumları saptanırken, belediyece onaylanmış ve tüm kat maliklerince imzalanmış değişiklik projelerinin de dikkate alınması gerektiği konusunda duraksama bulunmamaktadır.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası'nın konuya ilişkin 19. maddesi, kat maliklerinin ana gayrimenkulun mimari durumunu titizlikle korumak mecburiyetinde oldukları ve kat maliklerinden birinin, tüm kat maliklerinin rızasını almadıkça ana taşınmazın ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesisler yaptıramayacağı gibi, değişiklik de yapılamayacağını hükme bağlamıştır.
Görülüyor ki, ana taşınmazın ortak yerlerinde, değişiklik, inşaat, onarım ve tesisat yapılabilmesi için, kat maliklerinin tümünün muvafakati ile, (...imar mevzuatına uygun şekilde) bir proje değişikliğine ve ruhsat alınmasına ihtiyaç vardır. Ancak bu şekilde gerçekleştirilen bir proje değişikliği hukuken geçerli ve bütün kat malikleri için bağlayıcı olabilir.
O halde, kat maliklerinden biri ana taşınmazın ortak yerleri için, diğer kat maliklerinin muvafakati dışında kendi başına değişiklik yaptıramayacağı gibi; muvafakat etmeyen kat maliklerinin mahkeme kararıyla muvafakat etmiş sayılmasına karar verilmesi, eş deyişle mahkemelerin kat maliklerinin iradesi yerine geçerek karar vermesi de mümkün değildir.
Somut olayda, dava konusu yer, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 4. maddesinin (ç) bendi hükmüne göre ana yapının ortak yerlerinden olup, aynı yasanın 16. maddesi uyarınca bütün kat malikleri kullanma hakkına sahiptir. Kat maliklerinin tamamının çatının iptali yönündeki talebi belediyece uygun görülüp, projede bina çatısız duruma getirildiğine göre, proje aynı yöntemle değiştirilmedikçe geçerlidir.
Bu itibarla, dava konusu terasın ahşap çatı ile kapatılması ana yapının projesine aykırı olup, bütün kat maliklerinin muvafakati ile projede bina çatılı duruma getirilmedikçe, mahkemece çatının inşası yolunda hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca, yerel mahkemece aynı yöne işaret eden bozma kararına uyularak, uyuşmazlığın onaylı mimari proje ve tüm kat
malikleri iradesine uygun şekilde çözümlenmesi gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 28.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy