(2942 S. K. m. 11)
Dava : Taraflar arasındaki "kamulaştırma bedelinin artırılması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 3.Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 14.11.2002 gün ve 2002/793 E- 945 K.sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18.Hukuk Dairesinin 12.05.2003 gün ve 2003/3331-3942 sayılı ilamı ile; ( ...Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile alınan bilirkişi raporları hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
Dairece daha önce incelenen İzmir 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/290-364 ( Dairenin 2002/7578-8260 sayılı ), İzmir 12.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/265-423 ( Dairenin 2002/7506-8267 sayılı ), İzmir 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/364-517 ( Dairenin 2002/9440-9322 sayılı ), İzmir 12.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/293-439 ( Dairenin 2002/7505-8265 sayılı ), aynı mahkemenin 2002/189-398 ( Dairenin 2002/7503-8266 sayılı ) aynı mahkemenin 2000/361-847 ( Dairenin 2001/982 Esas sayılı Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşmiş dosyalarda, davaya konu taşınmazla aynı bölgede yer alan ve aynı kamulaştırma kapsamındaki 25000 ada 22, 50, 241 ve 270 nolu parseller ile 25001 ada 31 parsel ve 460 ada 4 parsel nolu taşınmazlara ( kıymet takdir komisyonunca birbirine çok yakın değerler biçilmiş olduğu da gözetilerek ) bilirkişi kurularınca değerlendirme tarihi olan 2001 yılında 95.000.000 TL/m2, 75.700.000 TL/m2, 65.400.000 TL/m2 ve 2000 yılında 43.500.000 TL/m2 değerler biçilmiş iken; incelenmekte olan ve kıymet takdir komisyonunca bu taşınmazlara yakın m2 değeri verilen davaya konu taşınmaz için bilirkişi kurularınca 441.700.000 TL/m2 gibi yüksek değere ulaşılmıştır. Gerek takdir komisyonlarınca, gerek bilirkişi kurullarınca belirlenen değerler ve değerlendirmeye esas alınan tarihler göz önünde tutulduğunda, yukarıda sözü edilen dosyalarda dava konusu edilen taşınmazlara göre kabul edebilecek üstün bir vasfı da bulunmayan bu dava konusu taşınmaza biçilen yüksek bedelde isabet olmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporlarında, dava konusu taşınmazın belediyece gecekondu önleme bölgesi olarak sosyal konutlar yapılmak üzere parsellenen, bu haliyle çevresinde yapılaşma yoğunluğu fazla olmayan ve belediye hizmetlerinden de kısmen yararlanan bir yerde olduğu, buna karşılık somut emsal alınan 171 ada, 12 parsel sayılı taşınmazın iki kata imarlı, alt yapısı mevcut, konut alanı içinde ve her türlü belediye hizmetlerinden yararlanan bir taşınmaz olduğu saptandığına göre; dava konusu taşınmazın bu emsalin en fazla %25'i değerinde olabileceği dikkate alınmadan çok daha yüksek oranda bir değer taşıdığının kabulü ile fazla bedele hükmedilmiş olması da doğru görülmemiştir.
Mahkemece, bilirkişi kurullarından yukarıda değinilen hususları göz önünde bulunduran ek raporlar alınıp raporların bozmaya uygunluğu denetlenmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle Hukuk Genel Kurulu'nun 15.10.2003 gün, E:2003/18-484, K:585 sayılı kararında da benimsendiği üzere, aynı bölgeden, aynı kamulaştırma ile ilgili muhtelif mahkemelerden intikal eden dosyalarda, Yargıtay'ın diğer hukuki unsurlar yanında uygulama birliği yönünden de yargısal denetim yapmak durumunda olup, bilirkişi raporlarında taşınmaza biçilen değerin ( özel nitelikler de göz önünde bulundurularak ) toplu kamulaştırmaların içinde yer aldığı kamulaştırma alanındaki diğer taşınmazlar için hükmedilip kesinleşen bedellerle uyumlu olup olmadığının denetlenmesi gerektiğinde duraksama bulunmamasına; Somut olayda bu denetim kapsamında bozma ilamı ile varılan sonuçta açık bir isabet mevcut olduğuna göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma ilamına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 28.01.2004 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy