(213 S. K. m. 10) (2004 S. K. m. 100, 142) (6183 S. K. m. 13, 21)
Taraflar arasındaki "sıra cetveline itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir Asliye B.Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 02.07.2001 gün ve 2000/510 E- 2001/507 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 14.03.2002 gün ve 2001/8194-2002/1784 sayılı ilamı ile; bozularak dosya yerine geri çevrilmekle davacı vekilinin karar düzeltme istemi sonucunda Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 25.11.2002 gün, 2002/6633-7461 sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili, borçlu H.N.E.ye ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde davalı idareye garameten pay ayrıldığını, davalının satışa konu taşınmaz malikinden alacağı bulunmadığını, sıra cetvelinde belirtilen meblağ kadar alacağı olmadığını ileri sürerek sıra cetveline itiraz etmiştir.
Bu itiraz alacağın esas ve miktarına yönelik olduğundan (İİK.nun m.142/1) mahkeme görevlidir. Dairemizin 14.03.2002 tarihli 8194/1784 sayılı kararında tetkik merciinin görevli olduğu belirtilerek hüküm bozulmuşsa da bozma kararının kaldırılarak işin esasına yönelik itirazların incelenmesine geçilmiştir.
Davalı Vergi Dairesinin bedeli paylaşıma konu taşınmaz malikinden alacağı olmadığı sıra cetveli düzenlenen dosyadan anlaşılmaktadır. Davalı vergi idaresi taşınmaza malik H.N.E.nin, M. Tekstil firmasının yöneticisi olması nedeniyle VUK.nun 10. maddesi uyarınca haciz uygulanmıştır. Davacı bu haczin geçersiz olduğunu alacağın belirtilen miktara ulaşmayacağını ileri sürmektedir. Bu durumda davalı vergi idaresinin ihtiyati ve kesin hacizlerinin geçerli olup olmadığı, ilk hacze iştirak edip edemeyeceği, satış tarihi itibariyle alacağın hangi miktara ulaştığı Üzerinde durularak varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir...) değişik gerekçeyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, sıra cetveline itiraz iddiasına ilişkindir.
Davacı vekili, İzmir 14. İcra Müdürlüğü'nün 1998/8061 sayılı icra dosyasında borçlu H.N.E.ye aİt bir kısım taşınmazların satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde davalı Vergi Dairesine satış bedelinden garameten pay ayrıldığını, davalı idarenin satışa konu taşınmazın malikinden alacağı bulunmadığını, bulunsa dahi bunun sıra cetvelinde belirtilen miktar kadar olmadığını belirtilerek; sıra cetveline İtirazın kabulü ile davalının alacağının sıra cetvelinden çıkarılmasına, davalıya ayrılan satış bedeli payının öncelikle davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı idare vekili, yatırım teşvik belgesi kapsamında ihtiyati haciz ile diğer vergi borçlarına ilişkin kesin hacizler nedeniyle N. Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinden alacaklı olduklarını, borçlu firmadan alacağın tahsilinin mümkün olamayacağının anlaşılması üzerine, alacağın yönetim kurulu başkanı ve ortağı olan H.N.E.den talep edilmesinde yasaya aykırı bir yön bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Yerel Mahkemece; alacağın tamamının 6183 sayılı Yasa'nın 13. maddesi uyarınca verilmiş ihtiyati hacizlerden oluştuğu, ihtiyati haciz kararının ilk hacze iştirak imkanı vermeyeceği nedenle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekilinin karar düzeltme istemi üzerine, Yüksek Özel Daire Yerel Mahkeme hükmünün, başlıkta yer alan gerekçe ile bozulmasına oybirliği ile karar vermiş, Mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Direnme kararı taraf vekillerince temyiz edilmektedir.
Uyuşmazlık, davalı idarenin kamu alacağının niteliğinin belirlenmesinde ve ilk hacze iştirak koşulları taşıyıp taşımadığının saptanması noktalarında yatmaktadır.
Hacze iştirak konusunda kamu alacakları ile diğer alacaklar arasında farklılıklar bulunmaktadır. Diğer alacaklar, İcra ve İflas Yasası m. 100de belirtilen belgelerden birine sahip olmak kaydıyla hacze iştirak edebilirlerken, kamu alacaklarında bu koşul aranmamaktadır.
Buna karşın, kamu alacaklarının aynı derecede hacze iştirak edebilmesi için 6183 sayılı Yasa'nın 21/1. maddesinde ifade edilen; üçüncü şahıslar tarafından haciz olunan malın paraya çevrilmemiş olması ve kamu alacağından dolayı da aynı mala haciz konulmuş olması şeklinde, biri olumsuz, diğeri olumlu iki koşulun bir arada bulunması gerekmektedir.
Ne var ki, kamu alacağı eşya veya gayri menkulün aynından doğuyor ise hacze iştirak söz konusu olmayacağı gibi, ayrıca bir haciz kararı da aranmayacak, bu tür alacakların, diğer alacaklardan, hatta rehinli alacaklardan da önce ödenmesi gerekecektir (m.21/2).
Kamu alacağının mahcuz malın aynından doğmaması halinde ise malın paraya çevrilmesinden önce usulüne uygun konulmuş bir haczin varlığı aranacak, bulunmadığının anlaşılması halinde ise hacze iştirak söz konusu olamayacaktır.6183 sayılı Yasa'nın 21. maddesinde, ihtiyati haczin ilk hacze iştirak imkanı verdiğine ilişkin bir hükmün bulunmaması karşısında, kamu alacağından dolayı konulan haczin, ilk hacze iştirak imkanı sağlayabilmesi için kesin haciz olması gerekecektir.
213 sayılı Vergi Usul Yasası'nın 10. maddesi uyarınca yöneticilerin, temsil edilen tüzel kişiliğe ait vergi ve buna bağlı-borçlardan dolayı sorumlu tutulmaları mümkündür; ancak bunun için vergi alacağının, vergi yükümlüsü tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen alınamaması, buna sebep olan kanuni temsilciler aleyhine takip yapılarak, ödeme emri tebliğ edildikten sonra temsilcinin mallarının haczi gerekecektir.
Yerel Mahkeme, sıra cetveline giren alacağın sadece ihtiyati hacizden kaynaklandığını, ihtiyati haczin ise ilk hacze iştirak olanağı vermeyeceği gerekçesi ile davalıya ayrılan satış bedeli payının sıra cetvelinden çıkarılarak, davacı Bankaya ödenmesine karar vermiştir.
Somut olayda ise; davalı Vergi Dairesi, alacağının bir kısmının N. Tekstil Anonim Şirketi 'nin, yatırım teşvik belgesi kapsamında 6183 sayılı Yasa'nın 13. maddesi uyarınca verilmiş ihtiyati hacizden, diğer bir kısmının ise anılan şirketin sair vergi borçları nedeniyle verilmiş kati hacizlerden doğduğunu, alacağın şirketten tahsilinin mümkün olamayacağı nedeniyle, yönetim kurulu başkanı ve ortağı olan H.N.E.nin mal varlığına haciz konularak, kamu alacağının tahsili yoluna gidildiğini belirtilmektedir. Davalı idare, gerek bilirkişi raporuna itirazında, gerekse 13.9.2001 günlü temyiz dilekçesinde alacağın ihtiyati haciz ve kesin hacizlerden oluştuğunu tekrarlamıştır.
Dosyadaki belgelerden, sıra cetveline konu alacağın sadece bir kesiminin 6183 sayılı Yasa'nın 13. maddesi uyarınca verilmiş ihtiyati haciz kararından kaynaklandığı, hacze iştirak eden kamu alacağının, bedeli paylaşıma konu taşınmazın aynından doğmayıp, temsil edilen şirketin yatırım teşvik belgesinden ve diğer vergi borçlarından oluştuğu görülmektedir.
Hacizli taşınmazın aynından doğmayan kamu alacağının önceliği olmayıp, taşınmaza satıştan önce usulüne uygun haciz konulup konulmadığının araştırılması gerekir. Haciz konulmuşsa 6183 sayılı Yasa'nın 21/1. maddesi ile ilk hacze iştiraki sağlanacaktır.
.
Açıklanan olgular karşısında, kamu alacağının ilk hacze iştirakinin geçerli olup olmadığı yada geçerli olan miktarın belirlenebilmesi ve temsilcinin malvarlığından tahsil edilebilmesi için; temsil edilen şirketin malvarlığından kamu alacağının kısmen veya tamamen tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması ve temsilci hakkında, hacizli malın satışından önce usulüne uygun kesin haciz uygulanıp uygulanmadığının araştırılarak, istem hakkında karar vermek gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.
Belirtilen nedenle, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Taraf vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının davacı vekiline, geri verilmesine, 31.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy