(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki "menfi tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya Asliye 2.Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 26.2.2003 gün ve 417-56 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 3.3.2004 gün ve 2003/3881-2098 sayılı ilamı ile; ( ... Davacı vekili, müvekkili aleyhine davalı tarafından bonoya dayalı icra takibi başlatılmış ise de, müvekkilinin bonoya konu borcu olmadığını, bono üzerindeki imzanın da müvekkiline ait bulunmadığını belirterek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili duruşmadaki beyanında, yapmış oldukları icra takibinin davacı ile bir ilgisi bulunmadığını, asıl borçlunun ve aleyhine takip yapılan kişinin davacının aynı isimli olan oğlu olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalı tarafından başlatılan icra takibinin asıl borçlu olan davacının oğlu yerine bizzat davacıya karşı yürütüldüğü, davacının takibe konu borcunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava konusu edilen bononun keşidecisi dava dışı ve davacının oğlu olan aynı ismi taşıyan Mustafa Çapalı olup, icra takibi de onun aleyhine yapılmıştır. Oysa davayı açan borçlu değil borçlunun babası olan Mustafa Çapalı'dır. Bu durumda mahkemece davacının dava konusu bono ve takip ile herhangi bir ilgisi bulunmadığından, dava açmakta hukuki yararı olmadığı gözetilerek davanın reddi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın kabulü doğru görülmemiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 20.10.2004 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy