(506 S. K. m. 79)
Taraflar arasındaki" hizmet tespiti" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;Tekke köy Asliye Hukuk (İş) Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 23.5.2002 gün ve 2000/615-2002/325 sayılı kararın incelenmesi davalı Sosyal Sigortalar Kurum vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 21.10.2002 gün ve 813-8770 sayılı ilamı ile, (...l-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava 01.04.1978-31.12.1987 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen kuruma kayıt ve tescil edilmeyen hizmetlerin tespiti istemine ilişkindir. Bu yönü ile davanın yasal dayanağı belirgin olarak 506 sayılı Yasa'nın 79/8. maddesidir. Anılan maddede; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar çalıştıklarını hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilecekleri öngörülmüştür. Somut olayda, davacının hizmetinin geçtiği yılın sonu 31.12.1987 yılıdır. Dava ise 16.08.2000'de açılmıştır. Hal böyle olunca maddede öngörülen hak düşürücü sürenin fazlası ile geçtiği ortadadır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle olayda hak düşürücü sürenin gerçekleştiği dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kuruması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
o halde, davalı SSK'nın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, 1.4.1978-31.12.1987 tarihleri arasında davalı Köy Tüzel Kişiliğine ait işyerinde hizmet akdine dayalı olarak geçen kuruma kayıt ve tescil edilmeyen hizmetlerin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemenin davanın kabulüne dair verdiği karar, yukarıda belirtilen nedenle bozulmuş, mahkemece "davacının hizmet tespitini istediği dönemden sonra hiç ara vermeden köy tüzel kişiliğinin belediyeye bağlanmasından sonra da aynı işyerinde çalıştığının tanıklarca doğrulandığı, bu nedenle hak düşürücü sürenin geçmediği" gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.
Davanın yasal dayanağı olan 506 sayılı Kanun'un 79/8 maddesinde; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilemeyen sigortalıların çalıştıkları hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile çalışmalarını ispatlayabilecekleri öngörülmüştür.
Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamasına göre; sigortalı, aynı işverenin değişik işyerlerinde çalışmış ise ancak, hiç ara vermemek koşuluyla hak düşürücü süre sigortalının işverene ait son işyerinden ayrıldığı yılın sonundan başlar. Anılan işyerinden ayrıldıktan sonra ara vererek işverenin diğer işyerine girmiş ise önceki işyeri bakımından hak düşürücü süre işler. Hak düşürücü süre her iş veren yönünden ayrı ayrı hesaplanır.
Bu ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında; davacı, Asar ağaç Köyü Tüzel Kişiliğinde 1.4.1978-31.12.1987 tarihleri arasındaki çalışmanın tespiti için 16.8.2000 tarihinde dava açmıştır. Bu durumda kanunda öngörülen hak düşürücü süre fazlası ile geçmiştir.
Ne var ki, tanıklar davacının köy bekçisi ve daha sonra köy mezbahanesinde işçi olarak çalıştığını, köy tüzel kişiliğinin belediyeye bağlanmasından sonra da ara vermeksizin belediyeye geçen mezbahanede çalışmaya devam ettiğini beyan etmişler, mahkemece salt bu ifadelere değer verilerek olayda hak düşürücü sürenin geçmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, davacının hangi tarihte belediyeye girdiği ve çalıştığı yönünde dosyada yazılı hiçbir kanıt bulunmamaktadır. Belediye bir kamu kuruluşu olup, kamu kuruluşlarında her türlü işlemlerin resmi kayıtlarda gözükmesi asıldır. Davacının çalışmaları ve ücret ödemeleri resmi kayıtlarda bulunmalıdır. Mahkemece, belediyeden bu yöne ilişkin tüm kayıt ve belge örnekleri, kurumdan sigorta şahsi sicil dosyası celp edilmeli, belediyeye giriş. ve çıkış tarihleri, çalışmaya ara verilip verilmediği araştırılmalı, Tekke köy İlçesi Kutlu kent Belediye Başkanlığının 7.11.2000 tarihli yazısında Asar ağaç Köyü Tüzel Kişiliğinin belediyenin kurulduğu 26.3.1989 seçimlerinden sonra sona erdiği, 30.1.2000 tarihli Valilik onayı ile Asar ağaç Köyünün Asar ağaç Mahallesi olduğu ve Mahalli İdareler Müdürlüğünün, davacının Asar ağaç Köyünde bekçi olarak 13.2.1978-3.5.1984 tarihleri arasında çalıştığının kayıtlarda bulunduğu yönündeki yazıları da gözetilip talep tarihleri ile karşılaştırılmak suretiyle olayda hak düşürücü sürenin geçip geçmediği saptanmalıdır. Bu yolda delil toplanmaksızın, salt tanık beyanları ile davacının ara vermeksizin belediyede çalıştığından hak düşürücü sürenin geçmediğinin kabulü usul ve yasaya' aykırıdır.
Öte yandan, mahkemece hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin olduğu, özel bir duyarlılık gerektirdiği, gerçeği bulabilmek için tarafların gösterdiği deliller dışında da hakimin kendiliğinden delil toplayarak sonuca ulaşması gerektiği yönü düşünülmeksizin, salt tanık beyanları ile tespite karar verilmesi de isabetsizdir.
Şöyle ki; davacı 1.4.1978-31.12.1 987 tarihleri arasında köy tüzel kişiliğine bağlı olarak çalıştığının tespitini talep etmiş, Samsun Valiliği il Mahalli İdareler Müdürlüğü davacının Asar ağaç Köyünde 13.2.1978-3.5.1984 tarihleri arasında bekçilik yaptığının kayıtlardan tespit edildiğini bildirmesine karşın bu belgeler mahkemece celbedilip incelenmediği gibi köy karar defterleri, gelir gider defterlerinin hangi sebeple bulunamadığı, işyerinin kapsamda olup olmadığı araştırılmamıştır. Kamu kuruluşu niteliğinde olan muhtarlığa ait kayıtların ancak yangın, su baskını, deprem veya SEKA'ya gönderilme gibi nedenlerle elde edilememesi halinde kayıtların bulunamadığından söz edilir ve dava konusu dönemde muhtarlık ve azalık yapan kimselerin adları ilgili yerlerden öğrenilerek, bu kişiler tanık olarak dinlenilir. Mahkemece bu yönde de bir araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle de bozulmalıdır. .
O halde, mahkemece yapılacak iş;yukarıda açıklandığı şekilde re' sen delilleri toplamak, Belediye, Köy, Valilik ve Sosyal Sigortalar Kurumundan belgeleri getirtmek, öncelikle olayda hak düşürücü sürenin geçip geçmediğini irdelemek, ondan sonra dava konusu dönemdeki muhtar ve azaları saptayıp tanık olarak dinlemek toplanan mm deliller hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Sosyal Sigortalar Kurumu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, 3.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy