(1479 S. K. m.41, 57) (4721 S. K. m.1)
Taraflar arasındaki "kurum işleminin iptali ve tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Hatay İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 7.5.2003 gün ve 2003/60-75 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 22.9.2003 gün ve 5847-7144 sayılı ilamı ile, (...Mahkemece davacı eş Hindi Aşkar'ın davasının kabulü ile kurum işlemi iptal edilerek ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Davanın yasal dayanağın oluşturan 1479 sayılı Yasanın 41.maddesinde yer alan "üç tam yıl" ibaresini "beş tam yıl" olarak değiştiren 619 sayılı KHK'nın 19.maddesinin Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile yürürlükten kalktığı doğrudur. Ancak 4956 sayılı Yasanın 21.maddesi ile 1479 sayılı Yasanın 41.maddesi 2.kez değiştirilmiş ve ölüm aylığı için "beş tam yıl" sigorta primi ödemiş olmak koşulu yeniden getirilmiştir. 4956 sayılı Yasanın 57.maddesine göre ise yasanın bu hükmü 08.08.2001 tarihinden geçerli olmak üzere 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Somut olayda da, davacılar murisi Mehmet Aşkar 20.04.1982-27.10.1986 tarihleri arasında 4 yıl 6 ay 7 gün Bağ-Kur sigortalısıdır. Muris 23.03.2003 tarihinde öldüğüne göre 4956 sayılı Yasanın getirdiği hükümlere tabidir. Başka bir anlatımla ölüm aylığının bağlanması için beş tam yıl prim ödeme koşulu gerçekleşmemektedir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, ölüm aylığı talebini reddeden kurum işleminin iptali ile, Bağ-Kur'dan ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemenin davanın kabulüne dair verdiği karar Özel Dairece yukarıda belirtilen nedenle bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Direnmeye konu uyuşmazlık, olay ve karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun somut olaya uygulanıp uygulanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Davacı, murisinin 23.3.2002 tarihinde öldüğünü bildirerek 13.3.2003 tarihinde Bağ-Kur'dan ölüm aylığı talebinde bulunmuş, kurum, 1479 sayılı Bağ-Kur Kanununun 41.maddesindeki ölüm aylığı bağlanması için gerekli olan "üç tam yıl" sigortalılık şartının 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile "beş tam yıl" olarak değiştirildiğini, murisin 4 yıl 6 ay 7 gün Bağ-Kur sigortalılığının bulunduğunu belirterek talebi reddetmiş, dava 26.3.2003 tarihinde açılmıştır.
Mahkemece, "619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa Mahkemesinin 26.10.2000 tarihli kararı ile iptal edildiği, iptal hükmünün yürürlüğe girdiği 8.8.2001 tarihine kadar yasal bir düzenleme yapılmadığı, yürürlükten kalkmış olan kararname hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağından 1479 sayılı Yasanın 41.maddesinde yer alan "üç tam yıl" sigortalılık süresine ilişkin hükmün hukuki geçerliliğini koruduğu, öte yandan 4956 sayılı Yasa sigortalının ölümünden sonra 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe girdiğinden, ölüm tarihinde yürürlükte olan yasanın uygulanması gerektiği, sigortalının üç tam yıldan fazla sigortalılığı bulunduğu" gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.
Ölüm aylığı şartlarını düzenleyen 1479 sayılı Bağ-Kur Kanununun 41.maddesinde "üç tam yıl" sigortalılık koşulu 4.10.2000 tarihli 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile "beş tam yıl" olarak değiştirilmiş, anılan kararname Anayasa Mahkemesinin 26.10.2000 tarihli kararı ile iptal edilmiş, iptal hükmünün yürürlüğe girdiği 8.8.2001 tarihine kadar yasal bir düzenleme yapılmamış,2.8.2003 tarihinde yayımlanan 4956 sayılı Kanunun 21.maddesi ile "beş tam yıl" sigortalılık şartı yeniden düzenlenmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, Kanun Hükmünde Kararnameler, Anayasa'da öngörüldüğü biçimi ile yapısal (organik-uzvi) bakımdan yürütme organı işlemi, işlevsel (fonksiyonel) yönünden ise yasama işlemi niteliğindedir.Doğurduğu hukuki sonuçlar bakımından, Kanun ile arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır.
Bir Kanun Hükmünde Kararnamenin T.B.M.M.tarafından kabul edilmemesi veya Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi hallerinde, o Yasanın veya Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlükten kaldırdığı veya değiştirdiği Yasa hükümleri uygulanabilir hale gelmez veya kendiliğinden yürürlüğe girmez, hukuki bir boşluk meydana gelir. Bu gibi hukuki boşluğun bulunduğu durumlarda; hakim bizzat yasa koyucu gibi davranarak olayı çözümlemek üzere Medeni Kanunun 1.maddesi hükmünce olaya uygulanacak kuralı bulmak ve uygulamakla yükümlüdür.(Y.İ.B.K.18.11.1964 T. 2/4) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 10.12.1997 gün 97/19-665 E. 97/1018 K. ve 29.1.2003 gün 2003/21-18 E. 35 K.)
Bu nedenle mahkemenin, 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi nedeniyle 1479 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan 41.maddesine geçerlik tanınması gerektiği yönündeki gerekçesi isabetsizdir.
Öte yandan, mahkeme kararından sonra 24.7.2003 kabul tarihli 4956 sayılı Kanun 2.8.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır.Anılan Kanunun 21.maddesi ile 1479 sayılı Kanunun 41.maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (d) bentlerinde yazılı olan "üç tam yıl" ibareleri "beş tam yıl" olarak değiştirilmiş olup, Kanunun 57.maddesinin (b) bendinde "yasanın diğer hükümlerinin 8.8.2001 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği" açıkça hükme bağlanmıştır. 1479 sayılı Kanunun 41.maddesini değiştiren 21.madde 8.8.2001 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek maddeler içinde yer almaktadır.
Kural olarak kanunlar, yürürlükte oldukları dönemdeki uyuşmazlıklara ve görülmekte olan davalara uygulanır.Değişiklik hükmünün kanunların kabulünden önceki olaylara uygulanması Anayasaya ve kazanılmış haklara aykırıdır.Ne varki, yeni kanunun yürürlük tarihinden önceki olaylara da uygulanacağı yönünde açık hükmün bulunması halinde henüz kesinleşmemiş uyuşmazlıklara da yeni kanun uygulanmalıdır.
Somut olayda kanun koyucu 4956 sayılı Kanunun 21.maddesi ile 1479 sayılı Kanunun 41.maddesindeki "üç tam yıl" ibarelerini "beş tam yıl" olarak değiştirmiş ve 57.maddesi ile bu hükmün 8.8.2001 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceğini açıkça vurgulamak suretiyle 619 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Anayasa Mahkemesince iptali ile 8.8.2001 tarihinde oluşan boşluğu doldurmayı amaçlamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemece olayda "beş tam yıl" şartının gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç:Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, 28.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy