(2004 S. K. m. 96, 97) (4721 S. K. m. 49, 50) (1086 S. K. m. 39)
Dava: Taraflar arasındaki istihkak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Şişli 1.İcra Tetkik Mercii Mahkemesince davanın reddine dair verilen 29.12.2003 gün ve 2003/794 E- 1892 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 29.03.2004 gün ve 2004/1464-2997 sayılı ilamı ile;
(...Uyuşmazlık 3. kişinin takip hukukuna dayalı istihkak davasıdır.
Haciz, 18.4.2003 tarihinde davacı şirketin ticaret sicil adresinde ve ancak şirket temsilcisinin yokluğunda yapılmıştır. Davacı şirket temsilcisi 28.4.2003 tarihinde yapılan muhafaza işlemi sırasında haczi öğrenerek istihkak iddiasında bulunmuş ve bu iddiası muhafaza tutanağına yazılmıştır. Geçerli şekilde yapılan bu istihkak iddiası ile 7 günlük dava açma süresi durmuştur. Davacı, İcra Müdürlüğünce İİK'nun 96 ve 97/1. maddesindeki prosedür işletilmeden doğrudan doğruya 2.5.2003 tarihinde yasal süresi içinde davasını açtığına göre, davanın esasının incelenmesi gerekirken usulüne uygun olarak davacı şirkete tebliğ edilmeyen 103 varakasının bırakıldığı tarihten itibaren yasal sürenin işlemeye başladığından söz edilerek davanın süre yönünden reddi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulması gerekir.
Kabule göre de, hacizli malların teminatla 3. kişiye yediemin olarak teslim edilmesi kararı, İİK'nun 97/13. maddesi kapsamında takibin ertelenmesi anlamına gelemeyeceğinden, davacının % 40 tazminatla sorumlu tutulması doğru değildir.
O halde 3. kişinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, üçüncü şahsın istirdat istemine ilişkindir.
Davacı Artem İnşaat Limited Şirketi vekili, davalı (alacaklı) şirketin, diğer davalı şirketten alacakları nedeniyle, kendi işyerlerinde haciz uygulandığını belirterek, istihkak istemlerinin kabulü ile muhafaza altına alınan eşyaların iadesini istemektedir.
İcra Mahkemesince, haciz tutanağının şirket çalışanına verildiği, davacı şirketin haczi aynı gün öğrenmiş sayılacağı, buna karşın şirket temsilcisince 28.4.2003 tarihinde istihkak iddiasında bulunduğu, Kanunda istihkak iddiasında bulunabilmek için öngörülen 7 günlük sürenin geçirildiği nedeni ile istemin reddine, ayrıca takibin talikine karar verilmiş olması sebebiyle de, mahcuz malların değerinin % 40'ı oranında hesaplanan tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine dair verilen karar, Özel Daire'ce yukarıda yazılı gerekçe ile bozulmuş; İcra Mahkemesince önceki kararda direnilmiştir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacı tüzel kişinin haczi ne zaman öğrenmiş sayılacağı ve buna göre istihkak iddiasının süresinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 49 ve 50. maddelerinde; tüzel kişilerin, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyetini kazanacakları ve iradelerini bu organları aracılığıyla açıklayacakları, aynı şekilde HUMK.nun 39. maddesine göre ehliyeti haiz olan tüzel kişilerin yasal organları ile hareket edecekleri hüküm altına alınmıştır.
Bu nedenlerle, tüzel kişilerde istihkak iddiasında bulunma süresinin, tüzel kişinin temsil yetkisine sahip organının haczi öğrendiği tarihten başlatılmasında yasal zorunluluk vardır.
Somut olayda haciz, davacı şirketin iki çalışanının refakatinde yapılmış olup, bu kişiler yargılama sırasında alınan ifadelerinde; yapılan haciz işlemini, şirket yetkilisi Kasım Sukas'a hemen bildirdiklerini belirtmektedirler. Anılan kişinin, İstanbul Ticaret Sicili Memurluğu'nun yazısından, davacı şirketin, ortağı ve müdürü sıfatıyla yetkilisi olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıda ifade edilen hukuksal düzenlemeler ve açıklamalar karşısında; davacı şirket yetkilisinin belirtilen haczi, işyeri çalışanlarının kendisine bildirildiği 18.04.2003 tarihinde öğrendiğinin kabulü gerekir. Davacı şirket yetkilisi, muhafaza zaptının düzenlendiği 28.04.2003 tarihinde istihkak iddiasında bulunmuştur. Bu tarih dikkate alındığında, istihkak iddiası süresinde yapılmamış bulunmaktadır. Hal böyle olunca, mahkemenin bu yöne ilişkin direnme kararı yerindedir.
Diğer taraftan; yerel mahkemece, bozma ilamında, (kabule göre) başlığı altında gösterilen nedenlere karşı da direnilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, (kabule göre) başlığı altında yapılan bozma tamamen eleştiri niteliğindedir. Bu nedenle de bozmada işaret edilen bu tür eleştirilere karşı direnilmesi mümkün değildir. Bozma sebebine göre, açık bozma sebebi yapılmayıp, eleştiri olarak yazılan bölüm yönünden; istihkak davasının reddine ilişkin direnme hükmünün uygun bulunması karşısında, Özel Dairece incelenmesini gerektirir yeni bir olgu gerçekleştiğinden, ortada varlığından söz edilebilecek bir direnme kararı bulunmayıp, bu yönün Hukuk Genel Kurulunca da incelenmesi olanaklı değildir.
Belirtilen nedenle, oluşan bu yeni duruma göre, davanın reddine karar verilmesi nedeniyle davalı yararına İcra İflas Kanunu'nun 97/13.maddesi uyarınca hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Dairesine gönderilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın reddi nedeniyle, davalı alacaklı yararına hükmedilen tazminat yönünden incelenmesi için dosyanın 21. hukuk dairesi'ne gönderilmesine, 20.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy