(506 S. K. m. 85) (2925 S. K. m. 1, 39, 40)
Dava: Taraflar arasındaki "kurum işleminin iptali ve tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sivas İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 14.07.2003 gün ve 2003/355 E. 544 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 08.12.2003 gün ve 2003/8562-10020 sayılı ilamı ile;
(
Dava 2925 sayılı Yasa gereğince Tarım Sigortalılığına son veren davacının 506 sayılı yasanın 85 maddesi gereğince isteğe bağlı sigortalılığının geçerli olduğunun tespiti istemine yöneliktir.
506 sayılı yasanın 85. maddesinde isteğe bağlı sigortalılığın koşulları belirlenmiştir. Bu koşullar a) isteğe bağlı olarak devam edeceğini belirten bir yazı ile kuruma müracaatta bulunmak, b) müracaat tarihinden Önce 506 sayılı Kanuna göre tescil edilmiş olmak c) herhangi bir Sosyal Güvenlik Kuruluşuna tabi olarak çalışmamak ve buralardan kendi çalışmalarından dolayı aylık bağlanmamış olmak d) isteğe bağlı olarak sigortaya devam edeceğini belirten müracaatının kurumca alındığı tarihi takip eden ay başından başlayarak her yıl için 360 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi ödemek şartları öngörülmüştür. Olayda davacının 506 sayılı Yasa anlamında sigortalı sayılması için aynı yasa gereğince tescilinin yapılması zorunludur. Başka bir anlatımla 2925 sayılı Yasa gereğince sigortalı olanların 506 sayılı Yasa gereğince tescil edildiğinin kabulüne imkan yoktur. Somut olayda davacının 2925 sayılı Yasaya göre sigortalı olduğundan yukarıda sözü edilen 506 sayılı yasanın 85. maddesinin öngördüğü koşullara sahip bulunmadı açıktır. Bu nedenle de, yasal statü oluşmadığından primlerin ödenmiş olması davacıya herhangi bir hak kazandırmaz.
Açıklanan nedenle davacının 506 sayılı Yasanın 85. maddesine göre isteğe bağlı sigortalı olarak kabulüne olanak yoktur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır
) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 10.11.2004 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık; 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu kapsamında sigortalı olup, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'na göre tescili bulunmayan davacının, Medeni Kanunun 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kuralına dayanarak anılan Kanunun 85. maddesi kapsamında isteğe bağlı sigortalılığına geçerlilik tanınıp tanınamayacağı konusuna ilişkindir.
Öncelikle belirtelim ki, 2925 sayılı Kanununla tarım işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanların sosyal güvenliğinin sağlandığı (md 1), ve bu Kanunun dahi Sosyal Sigortalar Kurumunca uygulandığı (md 40), anılan Kanununda aksine hüküm bulunmayan hallerde ise Sosyal Sigortalar Kanununun ilgili maddelerine atıflar yapıldığı (md 39), nihayet 2925 sayılı Kanun gereğince tescilin, 506 sayılı Kanunun 85. maddesi kapsamında isteğe bağlı sigortalılık ve özellikle anılan maddenin (a) bendinde öngörülen koşulun varlığı yönünden yeterliliğine ilişkin Dairemizin yakın zamana kadarki içtihadı gözetildiğinde; 506 sayılı Kanun kapsamında tescili bulunmamasına rağmen Kurumdan anılan Kanunun 85. maddesine dayalı olarak isteğe bağlı sigortalılık talebinde bulunan davacının, iyi niyetli olmadığından söz etmek mümkün değildir.
Diğer taraftan, davalı Sosyal Sigortalar Kurumu; isteğe bağlı sigortalılık talebine ilişkin 27/12/1996 günlü dilekçe de tarım sigorta numarası Kuruma bildirilmesine rağmen, Anayasadan kaynaklanan sosyal güvenlik ödevinin zorunlu sonucu olan inceleme, araştırma görevini yerine getirmeyerek davacının 01/01/1997 tarihi itibariyle isteğe bağlı sigortalılığını başlatmış, davacı da Kurumun bu kabulü üzerine 01/01/1997 ile 31/01/2003 tarihleri arasında isteğe bağlı sigorta primlerinin tamamını aksatmadan ay be ay muntazaman ödemiştir.
Böylece; 506 sayılı Kanunun 85/a maddesindeki koşulu da yerine getiren davacıya bu yönde primi ödenen dönemin sosyal güvenlik açısından değerlendirildiği konusunda Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından Devlet adına ümit ve güven verilmiş iken sonradan yaşlılık aylığı talebi aşamasında anılan Kanun kapsamında, isteğe bağlı sigortalılık hakkından yararlanmasının engellenmesi Devlete olan güveni sarsacağı ortadadır.
Hal böyle olunca, isteğe bağlı sigortalılık talebinin, kendisinin herhangi bir yanıltması olmaksızın tamamen Sosyal Sigortalar Kurumunun kusuru sonucu kabul edilmesi üzerine 6 yıldan fazla süreyle düzenli bir şekilde isteğe bağlı sigorta primlerini ödeyen davacının iş bu isteğe bağlı sigortalılık süresinin yıllar sonra Kurumca iptal edilmesi; hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağına ilişkin genel hukuk kuralına aykırı olduğu gibi Medeni Kanunun 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kuralıyla bağdaşmayacağı da açıktır.
Belirtilen sebeplerle "davacının 01/01/1997-31/01/2003 dönemindeki 506 sayılı Kanunun 85. maddesi gereği mevcut isteğe bağlı sigortalılık süresinin geçerli olduğunun tespitine" ilişkin yerel Mahkeme kararının ONANMASI gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun kararına katılamıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy