(1479 S. K. m. 24, Ek m. 20)
Taraflar arasındaki "Sosyal Güvenlik Destek Primi kesilmesi işleminin iptali ve istirdat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Trabzon İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 21.10.2003 gün ve 2003/260 E., 434 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 25.12.2003 gün ve 2003/11244-10890 sayılı ilamı ile;
(...Dava, ticari faaliyetine son vermiş olmasına rağmen haksız olarak kesilen 630.886.721 TL. sosyal güvenlik destek priminin davalı Kurumdan tahsiline ve prim borcunun bulunmadığının tespitine ilişkindir. Mahkemece istek gibi davanın kabulüne karar vermiş ise de, varılan sonuç usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Yapılan incelemede, her ne kadar vergi kaydının 1997 yılında sona erdiği anlaşılmakta ise de, oda ve sicil memurluğu kaydının 2002 tarihine kadar devam ettiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 1479 sayılı Kanunun 24.maddesi gereğince zorunlu Bağ-Kur sigortalılık statüsünün oluşması için meslek kuruluş kaydı ile Esnaf Sicil Memurluğu kaydı yeterlidir. Bu nedenle ticari faaliyetin devamı halinde yaşlılık aylığından Sosyal Güvenlik Destek primi kesintisinin işleminin yapılmasına ilişkin 1479 sayılı Kanunun ek 20.maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren davacının fiilen ticari faaliyetini sürdürüp sürdürmediğinin araştırılıp sonucuna göre karar vermek gerekirken, soyut tanık beyanlarına dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Yapılacak iş, 1479 sayılı Kanunun ek 20. maddesinin yürürlüğe girdiği tarih olan 8.9.1999 tarihinden itibaren davacının ticari faaliyetinin devam edip etmediği hususunun, emniyet ve zabıta memurluğu ararcılığıyla araştırılması, yine ilgili odaya davacının aidat ödemesi olup olmadığı, hazirun cetvelinde davacının adının ve imzasının bulunup bulunmadığının araştırılması, bütün belge ve deliller birlikte değerlendirilerek sonuca ulaşmaktır.
O halde davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 22.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy