(1136 S. K. m. 163, 164, 167) (1086 S. K. m. 7, 527, 529, 532, 533, 536)
Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Karşıyaka 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 28.11.2002 gün ve 2002/900 E, 1403 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 31.03.2003 gün ve 2003/3476-3577 sayılı ilamı ile; (... 1- Davacı belediye dilekçesinde, davalının hukuk müşaviri olduğu dönemde, dava dışı şirketlerle yapılan ihale sözleşmelerini süresinde vize için Sayıştay'a gönderilmemesi nedeniyle belediyenin 350.771.300.- Lira fazladan ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürerek tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm süresinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf, avukatlık ücret sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nda değişiklik yapılmasına dair 2.5.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4667 Sayılı Kanunun 80. maddesi ile Avukatlık Kanunu'nun 167. maddesi değiştirilerek, avukatlık sözleşmesinden ve vekalet ücretinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlıkların, Hakem Kurulu'nca çözümleneceği hükmü getirilmiştir. Yapılan bu değişiklik mahkemenin görevine ilişkin usulü bir değişikliktir. Anılan yasada usule ilişkin bu hükmün, uygulanabileceği zaman yönünden bir geçiş hükmüne yer verilmediğine göre bu değişikliğin henüz sonuçlanmamış olan tüm davalarda uygulanması gerekir. Mahkemenin görevine ilişkin bu husus; yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmelidir. Somut olayda da ihtilaf vekalet ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Mahkemenin görevine ilişkin olan bu hususlar, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmelidir.
O halde mahkemece, yukarıdaki ilkeler gereğince davanın Hakem Kurulu'nda görülmesi gerektiğinden bahisle reddi cihetine gidilmesi gerekirken, işin esası incelenerek reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, alacak istemine ilişkindir.
Davacı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili; davalının hukuk müşaviri olarak görevli bulunduğu dönemde, belediyenin dava dışı şirketlerle yaptığı ihale sözleşmelerini süresinde vize için Sayıştay'a göndermemesi nedeniyle ödeme yapılamadığını; belediye aleyhine alacağın tahsili istemiyle açılan dava sonucu asıl borcun dışında faiz ve yargılama gideri olarak toplam 350.771.300.-TL fazla ödeme yapıldığını ve bu bağlamda davalının kusuru sonucu müvekkilinin zarara uğratıldığını ileri sürerek, 350.771.300.-TL alacağın 12.02.1998 ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; hukuk müşaviri olarak görev yaptığı dönemde sözleşmenin süresi için de noterde imzalanmadığı gibi, ihale sözleşme dosyalarının Hukuk Müşavirliği'ne geç intikal ettirildiğini, dolayısıyla Sayıştay' a gönderme süresi geçtiği için evrakları belediyeye iade etmesinde kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin; "Davalının hukuk müşaviri olarak görevli olduğu sırada belediyece yapılan ihaleye ait sözleşme ve bağıtların Sayıştay' a gönderilmek üzere davalıya teslim edildiğine dair delil bulunmadığı, dolayısıyla davacı idarenin zararından davalının sorumlu olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine dair verdiği karar, Özel Daire'ce yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulmuş; yerel mahkeme "taraflar arasında avukatlık ücret sözleşmesi bulunmadığı, davalıdan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi olarak yürütmekte olduğu memurluk görevi sırasında bir ihmal ve kusuru nedeniyle idare zararının tazmini talep edildiği" gerekçesiyle önceki kararında direnip, görevli olduğunu kabulle davanın esasını inceleyerek reddine karar vermiştir.
Avukat olan davalının İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda bir dönem 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi hukuk müşaviri olarak görev yaptığı ve ihale sözleşmesi dosyalarının Sayıştay'a gönderilme işinin Hukuk Müşavirliği'nce yapıldığı sabittir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; taraflar arasındaki ihtilafın avukatlık ücret sözleşmesinden ve vekalet ilişkisinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı, bu bağlamda davaya bakma görevinin, "genel mahkemelere mi" yoksa, Avukatlık Yasası'nın 167. maddesinin değişik haliyle getirilen "hakem kuruluna mı" ait olduğu noktasındadır.
Öncelikle; görev hususunun kamu düzenine ilişkin olup, re'sen incelenmesi gerektiğini vurgulamakta yarar vardır. Somut olayda, yerel mahkeme ile özel daire arasındaki göreve ilişkin uyuşmazlığın temelinde; 1136 Sayılı Yasanın 4667 Sayılı Yasa ile değişik "Anlaşmazlıkların Hakem Yoluyla Çözümü" başlıklı 167 maddesi ile "avukatlık sözleşmesi ve avukatlık ücretini" düzenleyen 163 ve 164. maddelerinin getirdikleri düzenlemenin yorumlanması ve buna bağlı olarak da davacının talebinin hukuksal nitelikçe "Avukatlık sözleşmesinden ve vekalet ücretinden kaynaklanan her türlü anlaşmazlık" kavramı içinde yer alıp almadığının belirlenmesi yatmaktadır. Bu nedenle ilkin yasa maddeleri ve yasal gerekçeleri irdelenmelidir.
Bilindiği üzere; 10.05.2001 gün ve 24398 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Yasasında Değişiklik Yapılmasına Dair 4667 Sayılı Kanun ile 1136 sayılı Avukatlık Yasası değişikliğe uğramıştır.
Avukatlık Yasası'nın 4667 Sayılı Yasayla değişik "Anlaşmazlıkların Hakem Yoluyla Çözümü" başlıklı 167. maddesinde aynen; avukatlık sözleşmesinden ve vekalet ücretinden kaynaklanan her türlü anlaşmazlıklar, hukuki yardımın yapıldığı yer barosu hakem kurulunca çözümlenir. Hakem Kurulu, baronun bulunduğu yargı çevresinin en kıdemli Asliye Hukuk Hakimi ile baro yönetim kurulunca seçilecek, yönetim kuruluna seçilme yeterliliğini taşıyan iki avukattan oluşur. Kurula Asliye Hukuk Hakimi başkanlık eder. Seçilen kurul üyelerinin görev süresi üç yıldır. Süresi sona eren üye kurula yeniden seçilebilir... Hakem ücretinin yansının dava ile birlikte yatırılması zorunludur. Hakem Kurulunca verilen ve kesinleşen harardan bir örnek, avukatın bağlı bulunduğu baroya gönderilir... Hakem işlerinde 18.06.1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 527, 529, 532, 533/1 ve 536'ncı maddeleri dışında tahkime ilişkin hükümleri uygulanır. Hakem işleriyle ilgili diğer hususlar, Türkiye Barolar Birliği'nce çıkartılacak, Baro Hakem Yönetmeliğinde düzenlenir" hükmü getirilmektedir.
Bu maddenin değiştirilmesine ilişkin teklifin genel gerekçesinde de; "Kişilerin avukatla kurdukları vekalet ilişkisinin özelliği nedeniyle ücret uyuşmazlıklarının çözümünde; tahkim yolu benimsenmiş ve baronun bulunduğu adliyedeki en kıdemli hakimin ve iki avukatın da katılımı ile oluşacak üç kişilik hakem heyeti yetkili kılınmıştır" denilmiş, değişiklik teklifinin 80. maddesi olarak aynen kabul edilen 95. madde gerekçesinde ise; "Avukatlık Kanunu'nun 167'nci maddesi ve madde başlığında yapılan değişiklikle; ücret uyuşmazlıklarının hakem aracılığıyla çözümüne ilişkin yeni düzenleme getirilmektedir" ifadesine yer verilmiştir.
"Avukatlık Sözleşmesi" ana ve "Avukatlık Sözleşmesinin Kapsamı" alt başlıklı 163. maddede de "Avukatlık sözleşmesi serbestçe düzenlenir. Avukatlık sözleşmesinin belli bir hukuki yardımı ve meblağı yahut değeri kapsaması gerekir. Yazılı olmayan anlaşmalar, genel hükümlere göre ispatlanır. Yasaya aykırı olmayan şarta bağlı sözleşmeler geçerlidir. Avukatlık ücret tavanını aşan sözleşmeler, bu kanunda belirtilen tavan miktarında geçerlidir. İfa edilmiş sözleşmenin geçersizliği ileri sürülemez. Yokluk halleri hariç, avukatlık sözleşmesinin bir hükmünün geçersizliği, bu sözleşmenin tümünü geçersiz kılmaz" denilmiş, devamında "Avukatlık Ücreti" alt başlıklı 164. maddede ise "Avukatlık ücreti, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade eder" hükmü yer almıştır.
Özel Daire'ce bu maddeler geniş yorumlanarak "Uyuşmazlığın avukatlık ücret sözleşmesinden kaynaklandığı, Avukatlık Yasası'nın 167. maddesi uyarınca, avukatlık sözleşmesinden ve vekalet ücretinden kaynaklanan her türlü uyuşmazlıkların, Hakem Kurulunca çözümleneceği, bu nedenle davanın Hakem Kurulunda görülmesi gerektiği" görüşü bozmaya dayanak alınmıştır.
Yeri gelmişken belirtmekte yarar vardır ki, açıklanan yasal düzenleme karşısında uygulanacak usul ya da maddi hukuk hükmünün tespiti bakımından dava ve talebin hukuksal niteliğinin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, yukarıda ayrıntısı açıklanan davacı vekilinin talebi irdelendiğinde, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda memur olan davalının görevi sırasında kusurlu eylemi nedeniyle idareyi zarara uğrattığı iddiasına, kısacası haksız eyleme ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu hukuksal niteliğe sahip istemin artık 167. maddede ifade edilen "Avukatlık Sözleşmesi ve Vekalet Ücretinden" kaynaklandığını kabule olanak yoktur. Aksine, bu istem ve ortaya konulan uyuşmazlığın kaynağı avukatlık sözleşmesi ve vekalet ücreti değil, açıkça, idareye verilen zararın genel hükümlere göre tazmini istemine ilişkindir.
Burada hemen, davalının sıfatının avukat olması nedeniyle eldeki uyuşmazlığın Avukatlık Yasası'nın 4667 Sayılı Yasayla değişik 167. maddesi kapsamına girip girmeyeceği üzerinde durulmalıdır. Maddenin yukarıda açıklanan gerekçesinde açıkça bu hükmün getiriliş amacının ücret uyuşmazlıklarının çözümüne yönelik olduğu ifade edilmiştir.
Bu da göstermektedir ki, yasa koyucunun amacı ücret uyuşmazlıklarının hakem yoluyla çözümü olup, bu amaç dahi aşılarak, davalının görevi sırasında kusuru nedeniyle oluştuğu iddia edilen idare zararının tazmini konulu eldeki davada, anlaşmazlığın hakem yoluyla çözümleneceğinin kabulüne olanak yoktur.
Eş söyleyişle, yasa koyucu, sırf taraflardan birisinin avukat olması nedeniyle bunlar arasındaki her türlü hukuki ilişkinin avukatlık sözleşmesi ve vekalet ücretinden kaynaklandığı anlamına gelecek bir düzenleme getirmediği gibi; yasada yer alan "her türlü anlaşmazlık" ibaresinin "avukatın şahsi kusuru nedeniyle oluştuğu" iddia olunan zararı da içerir biçimde genişletilmesi, yasanın açıklanan amacına aykırıdır.
Dahası, yasanın 167. maddesi uyarınca kurulmuş bulunan Hakem Kurulu, önüne gelen uyuşmazlığın çözümünde avukatlık sözleşmesine ve vekalet ücretine ilişkin kuralları uygulayacaktır. Aksine genişletici bir yoruma gidilerek Hakem Kurulunun görev alanının bu yolla genişletilmesi ne yasanın bütünüyle, ne de yasa koyucunun amacıyla bağdaşmayacaktır.
Az yukarıda yapılan açıklama ve gerekçeler ışığında; davacının isteminin açıkça, memurun haksız eylemine dayandığı, bu nedenle uyuşmazlığın avukatlık sözleşmesinden ve ücretinden kaynaklanmadığı, davanın çözümünde Avukatlık Yasası'nda tanımlanan avukatlık sözleşmesine ve ücretine ilişkin kuralların uygulanmayacağı, aksine genel hükümlerin uygulanması gerektiği, bunun da yargı yetkisine sahip genel mahkemelerin görev alanı içerisinde olup, görevi yasa ile sınırlı olarak belirlenen hakem yoluyla çözümlenemeyeceği sonucuna varılmıştır. O nedenle yerel mahkemenin göreve ilişkin direnme kararı usule ve yasaya uygun ve yerindedir.
Ne var ki, Özel Daire'ce davacı vekilinin işin esasına yönelik temyizi; bozma nedenine göre incelenmemiş olup, dosyanın davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için Özel Daire'ye gönderilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle göreve ilişkin direnme uygun bulunduğundan; davacı vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 3. HUKUK DAİRESİ'ne gönderilmesine, 24.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy