(4721 S. K. m. 364, 365/2)
Dava: Taraflar arasındaki "nafaka" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Çaycuma 1.Asliye Hukuk ( Aile ) Mahkemesince davanın reddine dair verilen 17.3.2003 gün ve 2002/378-2003/125 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 30.6.2003 gün ve 8873-8208 sayılı ilamı ile, ( ...Davacı ( kız çocuğu ), davalı ( babasından ) aylık 400.000.000 lira yardım nafakası talebinde bulunmuştur. Mahkemece, davacının 38 yaşında olup, çalışmasına engel bir halinin bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 364.maddesine göre; "Herkes,yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür." Yine aynı Kanunun 365.maddesinin 2.fıkrasında; "Dava,davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir" düzenlemesi yer almıştır.
Hukuk Genel Kurulunun 7.6.1998 gün, 1998/656;688 sayılı ilamında da; ":...yeme,giyinme,barınma,sağlık,ulaşım,kültür ( eğitim ) gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmayanların" yoksul kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Somut olayda, her ne kadar davacı reşit ve sağlıklı olması nedeniyle çalışabilir konumda ise de;davanın açıldığı tarih itibariyle işsiz olduğu sabittir.Öğrenim durumu dikkate alındığında ve ülkedeki ekonomik yapı gözetildiğinden davacının iş bulma imkanı da oldukça güçtür.Böylece hiçbir malvarlığı ve geliri bulunmayan kız çocuğunun zaruret içinde bulunduğunun kabulü zorunludur.Salt iddiaya dayalı olarak kanaat edinilmesi suretiyle delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş, davacının geçimi için gerekli davalının geliri ile orantılı olacak şekilde,TMK.nun 4.maddesindeki hakkaniyet ilkesi de gözetilerek uygun bir nafakaya hükmetmek olmalıdır... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, Çaycuma 1.Asliye Hukuk Mahkemesince ( Aile Mahkemesi sıfatıyla ) mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre,Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken,önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA,istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 5.5.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy