(818 S. K. m. 49) (4721 S. K. m. 25)
Dava : Taraflar arasındaki "manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Erciş Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 13.2.2002 gün ve 2001/79-2002/23 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 26.9.2002 gün ve 2002/5715-10319 sayılı ilamı ile; ( ...Dava, kişilik haklarına saldırılması nedeniyle uğranılan zararın ödettirilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Hakim olan davacı, Mut Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1999/103-319 sayılı satışın iptali dosyasında kendisinin davacı, davalıların ise o dosya davalısı Zekeriya Doğan'ın vekilleri olduğunu, davanın kabulle sonuçlanıp 15. Hukuk Dairesince onandığını, davalı vekillerin bu onama kararına karşı 2.4.2001 tarihli hazırladıkları karar düzeltme dilekçesi ile kendisinin küçük düşürülüp dürüst olmadığının gösterilmeye çalışıldığını, savunma hakkı sınırlarının aşılarak kişilik hakkına saldırıda bulunulduğunu belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece; davalıların karar düzeltme dilekçesinde, davacının aleyhine icra takibi yaptığı ve adı birçok dolandırıcılık olayına karışan ve herkesçe dürüstlüğünden şüphe edilen bir kişi ile danışıklı olarak işlem yaptığı, bu işlemi yaparken hakimlik mesleğini kullandığı da açıkça belirtilmek suretiyle savunma sınırları aşıldığından, bu ifadelerle davacının kişilik haklarına saldırıldığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava dosyası içeriğine göre dava konusu olan dilekçede, davacı için kullanılan sözlerin ve nitelendirmelerin davacının eyleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Nitekim bu konularla ilgili olarak davacının Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na şikayet edildiği, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'ne sunulmak üzere Gümüşhane Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından davacının "memuriyet nüfuzunu suistimal ederek gerçeğe aykırı belge tanzim etmeye azmettirmek" eyleminden hakkında soruşturma açılması yönünde fezleke düzenlendiği, her ne kadar davacı hakkında bu nedenle kamu davası açılıp açılmadığı anlaşılamamakta ise de Hakimler ve Savcılar Yüksek kurulunca soruşturma açıldığı bellidir. Kaldı ki dava konusu edilen davalılara ait karar düzeltme dilekçesinin savunma sınırları içinde değerlendirilmesi gereken nitelendirmeleri içerdiği görülmektedir. Şu durumda savunma sınırları içinde kalan dilekçe nedeniyle davacının kişilik haklarına hukuka aykırı olarak saldırıda bulunulduğunu kabul etme imkanı bulunmadığından davacının davasının reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile kısmen kabul yönünde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, dava dışı Artı Menkul Değerler A.Ş' nin Mersin acentası olan Mutlu Danışmanlık San. ve Tic. Ltd. Şti. nin sahibi durumundaki Mustafa Pakcan'ın, müşterilerine ait hisse senetlerini satıp kendi hesabına aktararak dolandırıcılık suçu işlediğini; kendisinin de bu suçun mağdurlarından biri olması nedeniyle Mustafa Pakcan hakkında İcra takibi yaptığını, bu aşamada, Mustafa Pakcan'ın İçel ili, Mut ilçesi, Doğancı mahallesindeki taşınmazını, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla sıhri hısımı olan bir şahıs vasıtası ile yine dava dışı Zekeriya Doğan'a satmış olduğunu öğrenmesi üzerine, bu satışın iptali için dava açtığını, davanın kabulüne dair hükmün Yargıtay'ca onandığını; karar düzeltme aşamasında, anılan davada Zekeriya Doğan vekilleri durumunda bulunan davalıların ortaklaşa düzenledikleri 2.4.2001 günlü karar düzeltme dilekçesinde, "Alacaklının borçlu Mustafa ile danışıklı, muvazaalı bir yol izlediği ve böylece iyiniyetli taşınmaz satın alan müvekkilimizi mağdur duruma düşürdükleri anlaşılmaktadır" şeklinde söz ve ibareler kullanmak ve dilekçenin çeşitli yerlerinde "alacaklı-hakim" ifadesine de yer vermek suretiyle, savunma sınırlarını aşarak, kendisini bir dolandırıcı ile işbirliği yapmakla suçladıklarını; bir hakim olarak, kendisi hakkında bu tür ifadeler kullanılmasının ve ayrıca mağduru bulunduğu bir dolandırıcılık olayında fail olarak gösterilmesinin vicdanında ve ruhunda giderilemez yaralar açtığını, davalıların bu şekilde kişilik haklarına saldırdıklarını ileri sürerek, her iki davalıdan ayrı ayrı beş milyar TL. olmak üzere toplam 10 milyar TL. manevi tazminatın 2.4.2001 dilekçe tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davanın dayandırıldığı karar düzeltme dilekçesinde davacının kişisel haklarına saldırının söz konusu olmadığını, sadece avukatlık mesleğinin gerektirdiği biçimde değerlendirmeler yapıldığını; iyiniyetle taşınmaz satın alan müvekkillerinin, davacının açtığı tapu iptali davası sonunda mağdur edildiğini; icra takibinde alacaklı durumunda bulunan davacının, Kelkit Hakimi iken, Mersin Borsasında faaliyet gösteren bir şirkete veya Mustafa Pakcan isimli şahsa kaptırdığı parasını tahsil edebilmek için icra takibi yaptığını; davacının, borçlular Mustafa Pakcan ve Mahir Sezer'in işyeri ve ikametgahlarının Mersin il merkezinde olduğunu bilmesine rağmen, icra takibini Mersin'de değil, Mut'da yaptığını, bu işlemler sırasında nüfuzunu kullandığını, mesafe ve zaman bakımından kesinlikle mümkün olmayan işlemler yapılması nedeniyle davacının şikayet edildiğini; muhatapları Mersin'de ikamet ettikleri ve orada taşınmaz malları bulunduğu halde, davacının Kelkit'den ihtiyati haciz kararı alarak, 29.4.1999 günü doğrudan doğruya Mut'a talimat yazdırdığını, talimatın aynı gün elden Mut İcra Müdürlüğü'ne getirildiğine dair tutanak ve yine aynı gün geçici aciz vesikası düzenlendiğini, bütün bu işlemlerin aynı gün mesai saatleri içinde yapılmasının mümkün olmadığını; zira Kelkit ile Mut ilçesi arasında karayoluyla gidiş-dönüş mesafesinin 2224 km. olduğunu, mantığa aykırı bu işlemlerin, ilçe hakimi olan davacının nüfuz kullanması nedeniyle yapılmış olduğu iddiasıyla, müvekkilleri Zekeriya Doğan tarafından davacı hakkında şikayet dilekçesi verildiğini; Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na ve bilahare de Mut Cumhuriyet Savcılığı'na verilen dilekçelerde olayların ayrıntılarıyla anlatıldığını; karar düzeltme dilekçesinde de bu şikayetlerden söz edilip, Yargıtay'ca bunların değerlendirilmesinin istenildiğini; açıklanan olgular karşısında, davacının Mustafa ile muvazaalı bir yol izlemiş olabileceği endişesi ve şüphesinin uyandığını, karar düzeltme dilekçesinde bu hususun ifade edilmek istenildiğini, davacıyı küçük düşürmek, onur ve haysiyeti ile oynamak, mesleğini hedef almak gibi bir düşüncenin kesinlikle bulunmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Yerel Mahkemece verilen; davalıların kaleme aldıkları karar düzeltme dilekçesinde, davacının, adı bir çok dolandırıcılık olayına karışan ve herkesçe dürüstlüğünden şüphe edilen bir kişi ile danışıklı olarak işlem yaptığının ve bu işlemini yaparken de, çok saygın olan yargıçlık mesleğini kullandığının açıkça belirtilmesinin, savunma sınırlarını aşar nitelikte olduğu, bu şekilde davacının kişilik haklarına saldırıldığı gerekçesine dayalı, davanın kısmen kabulüne, ayrı ayrı 4.000.000.000.TL. manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte her iki davalıdan tahsiline dair karar, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 28.04.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy