(1086 S. K. m. 381, 388, 389, 438)
Dava: Taraflar arasında karşılıklı açılan tahliye-kira alacağı ile alacak ve ayrıca birleşen davada alacak davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda; Samsun Sulh 2. Hukuk Mahkemesi'nce asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine dair verilen 15.07.2003 gün ve 2001/1427-2003/861 sayılı kararın incelenmesi davalı/karşı davacı-birleşen dava davacısı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 29.04.2004 gün ve 2004/2705-3312 sayılı ilamıyla;
(...1- Mahkemenin kararında ve temyiz ilamında yazılı mucip sebeplere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki karar düzeltme istemi yerinde görülmemiştir.
2- Samsun 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/855 esas sayısında kayıtlı iken bu dava ile birleştirilen ve davalı tarafından davacı aleyhine açılan alacak davası ile ilgili karar düzeltme istemine gelince; Birleştirilen bu dava ile ilgili olarak olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile mahkemece bu konuda bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı/Karşı davacı/Birleşen dava davacısı Kuraş Koleksiyon Tekstil Turizm ve Sanayi T.A.Ş. vekili
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle HUMK'nun 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Asıl dava, temerrüt nedeniyle tahliye ve kira alacağı; birleşen ve karşı davalar ise kiracının kiralanana yaptığı yararlı giderlere yönelik alacak istemine ilişkindir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davalı/kiracı yanca, davacı/kiralayan aleyhine açılan ve eldeki dosya ile birleşen dava konusunda mahkemece bir hüküm kurulup kurulmadığı, noktasındadır.
Kiralayan/Samsun Valiliği İl Özel İdare Müdürlüğünce, kiracı/Kuraş Koleksiyon Tekstil Turizm ve Sanayi T.A.Ş. aleyhine 04.11.1999 tarihinde açılan asıl dava ile ödenmeyen kira bedellerinin tahsili ve tahliye istenmiştir.
Kiracı/davalı tarafından 14.12.1999 tarihinde açılan karşı davada; kiralanana yapılan faydalı giderler nedeniyle 400.000.000.000 TL. nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yasal faizi ile karşı yandan alınması ve kira alacağının kabul ettikleri kısmının bu alacaktan mahsubu talep edilmiştir.
Kiracı/davalı ayrıca Samsun Asliye 4.Hukuk Mahkemesinin 2000/855 esas-2002/884 sayılı dosyasında 13.11.2000 tarihinde açtığı dava ile bu kez yaptığı yararlı giderler nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ve yasal faiziyle birlikte 300.000.000.000 TL alacağın kiralayandan tahsilini istemiş; bu dava da 30.12.2002 tarihli kararla eldeki davayla birleştirilmiştir. Karşı dava ve birleşen dava yasal dayanakları ve hukuki nedenleri aynı olsa dahi ortada usul açısından iki ayrı zamanlarda açılmış ve iki ayrı talep sonucunu taşıyan iki ayrı dava mevcuttur.
Şu durumda, dosyada hakkında hüküm kurulması gereken dava sayısı üçtür. Bunlardan ilk ikisi olan asıl dava ve karşı dava yönünden mahkemece açıkça hüküm kurulmuş; asıl davanın kabulüne, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir. Ne var ki, davalardan üçüncüsü olan birleştirilen davayla ilgili 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 381, 388 ve 389. maddelerine uygun olarak verilmiş bir hüküm bulunmamaktadır.
Bilindiği üzere, mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 388.maddesinde belirtilmiştir. Buna göre; hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural HUMK'nun 389. maddesinde de tekrarlanmıştır. Yine, HUMK'nun 381. maddesi (kararın tefhimi en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur) hükmünü amirdir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar ve hükmün hedefine ulaşılmasını engeller, Kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Somut olayda ise, yukarıda da açıklandığı üzere davalı/kiracının açtığı ve eldeki davayla birleşen 300.000.000.000 TL istemli davayla ilgili 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 381, 388 ve 389. maddelerine uygun olarak verilmiş bir hüküm bulunmadığı açıktır.
O itibarla, mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da uygun bulunan bozma ilamına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilerek HUMK. nun 388. maddesinin açık hükmü gözetilmeksizin yazılı biçimde hüküm oluşturulması doğru değildir.
Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı/Karşı davacı/Birleşen dava davacısı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, istek halinde temyiz peşin harcının iadesine, 24.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy