(3402 S. K. m.14, 19/2, 20) (4721 S. K. m. 713) (6831 S. K. m. 1) (743 S. K. m. 639) (YHGK. 20.05.1992 T. 1992/16-203 E. 1992/339 K.) (YHGK. 27.01.1993 T. 1992/16-676 E. 1993/16 K.) (YHGK. 01.12.1993 T. 1993/17-562 E. 1993/771 K.) (YHGK. 23.06.1993 T. 1993/17-169 E. 1993/473 K.) (YHGK. 21.04.1993 T. 1993/17-83 E. 1993/177 K.) (YHGK. 21.05.1997 T. 1997/7-128 E. 1997/441 K.)
Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mudanya Kadastro Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 12.3.2002 gün ve 73-26 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7.Hukuk Dairesi'nin 24.12.2002 gün ve 4445-5778 sayılı ilamiyla; (...Kadastro sırasında 127 ada 169 parsel sayılı 5674.20 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalı Ahmet Kadir Akyüz adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine tapu kaydı yüzölçümü fazlasının Hazineye ait olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın 14/12/2001 tarihli rapor ve krokisinde A harfi ile gösterilen 1079.20 m2'lik kısmının davacı hazine adına, taşınmazda geriye kalan 4595 m2'lik kısmında tespit gibi tapuya tesciline karar vermiş, hüküm davalı Ahmet Kadir Akyüz tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Hazine 169 sayılı parsele revizyon gören tapu kaydının yüzölçümü fazlasına yönelik olarak dava açmıştır. 14/12/2001 tarihli teknik bilirkişi Orhan Saral tarafından düzenlenen krokide tapu kaydı miktar fazlası A harfi ile gösterilip 1079.20 m2 olduğu belirlenmiştir. Dava ve temyiz konusu A harfi ile gösterilen tapu kaydı yüzölçümü fazlası A harfi ile gösterilen tapu kaydı yüzölçümü fazlası olan bölümün kesinleşen orman tahdidi dışında kaldığı ve taşınmaz üzerinde tespit gününe kadar 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14.maddesinde öngörülen taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği de dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Dayanılan tapu kaydı 935 tarihli sicilden gelmektedir. tespit bilirkişileri tapu kaydı miktar fazlası üzerinde de tespit gününe kadar 20 yılı aşan zilyetliği bulunduğunu tutanağın edinme sebebinde belirtmişlerdir. Hal böyle olunca dava ve temyiz konusu A harfi ile gösterilen ve tapu kaydı miktar fazlası bölüm hakkındaki davanın reddine sözü edilen bölümün davalı taraf adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken bu konuda yanılgıya düşülerek yazılı biçimde karar verilmesi isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Davacı Hazine, Mudanya İlçesi, Zeytinbağı Beldesinde yapılan kadastro çalışmaları sonunda 127 Ada, 169 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, davalının dayandığı tapu kaydının iskanen oluştuğunu, iskan tapusunun sınırında mera ve orman gözüktüğünü, bu tür gayrisabit sınırlar içeren tapu kayıtlarının miktarı itibariyle geçerli olduğunu, kadastro tespitinin yanlış yapıldığını, miktar fazlasının Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, dayandığı tapunun miktar fazlası olan yeri zilyet ve tasarruf ettiğini; önceki malikler ve temlik aldıktan sonra kendisinin toplam zilyetlik süresi itibarıyla yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunu, kadastro tespitinin doğru yapıldığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, her ne kadar teknik bilirkişilerce dava konusu taşınmazın orman sayılmayan bir yer olduğu ifade edilmişse de, tespitin dayanağını oluşturan iskan tapusunun sabit sınırlı bulunmadığı, değişmeye ve genişletilmeye elverişli sınırlar içerdiği, bu nedenle miktara itibar edilmesi gerektiği sonucuna varılarak davanın kabulüne, kayıt miktar fazlası kısmın tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm özel dairece yukarda yazılı gerekçe ile bozulmuştur.
Yerel mahkeme ile özel daire arasında çıkan uyuşmazlık, tapu miktar fazlası olan kısmın zilyetlik yoluyla davalı tarafından edinilip, edinilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosunun yapıldığı, 12.2.1991 tarihinde askıya çıkarıldığı ve 13.8.1991 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Tespitin dayanağını oluşturan 20.12.1982 tarih, 15 sıra nolu tapu kaydı, 21.1.1935 tarihli iskanen oluşturulan tapu kaydına dayanmaktadır. Bu kaydın sınırlarında fundalık aşırısı orman gibi genişletilmeye elverişli sınırlar bulunmaktadır. Buna rağmen kadastro tespiti sırasında zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğu gerekçesiyle miktar fazlası davalı adına tespit edilmiştir.
Mahkemece yapılan keşiften sonra düzenlenen Orman Y.Mühendisi ve Ziraat Mühendisi raporlarında dava konusu taşınmazın eyiminin %5 civarında olduğu, Memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planında taşınmazın tarım alanı olarak gözüktüğü, toprağın orman toprağı özelliği göstermediği, orman kadastro sınırı dışında ve bitişiğinde olduğu, taşınmazın evveliyatının kültür arazisi olduğu açıklanmıştır.
Özel Daire bozmasında her ne kadar tespit tarihine kadar tapu miktar fazlası kısım için kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğu kabul edilmişse de, davalı tarafın tutunduğu tapu kaydı 21.1.1935 tarihli, iskanen Hazine tarafından dağıtılan tapudan gelmektedir. Tapu kaydının kuzey ve batı sınırları fundalık olarak gösterilmiştir. Eylemli durumda da taşınmazın kuzey ve batısında orman bulunmaktadır.
Dayanak tapu kaydı değişmeye, genişletilmeye elverişli sınır ihtiva etmesi nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20.maddesi hükmü uyarınca kapsamının yüzölçümü ile belirlenmesi zorunlu bulunmakta olup, dava konusu parselin dayanak tapu miktar fazlasının öncesinin orman olduğunun kabulü gerekir.
Gerçekten kayıtta geçen fundalık sınırı ile eylemli durumda bu sınırda var olan orman birbirini doğrulamaktadır. Orman sınırlandırılmasının yapılıp kesinleştiği 13.8.1991 tarihine kadar, dava konusu bölümün orman sayılan yerlerden olduğunun kabul edilmesi gerektiğinden, orman sınırlandırılmasının kesinleştiği güne kadar davaya konu kesimde sürdürülen zilyetliğin bir önemi bulunmamaktadır. Uzman bilirkişilerin raporlarında bu yerin 6831 sayılı Yasanın 1.maddesi uyarınca orman sayılan yerlerden olmadığı yönündeki görüşlerinin de açıklanan belirleme karşısında bir anlamı yoktur.
Hal böyle olunca, her ne kadar davaya konu olan bölümün orman kadastrosu ekiplerince yapılan idari çalışma sonucu orman sınırlandırma tutanağı ve haritalarının dışında bırakıldığı; sınırlandırmanın 13.8.1991 tarihinde kesinleştiği, orman sınırlandırılmasının kesinleştiği bu tarih ile arazi kadastro tespitinin yapıldığı 22.6.2000 tarihleri arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14.maddesi ile Türk Kanunu Medenisinin 639 (Türk Medeni Kanunun 713) maddesinde öngörülen 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla, Hazinenin kayıt miktar fazlasına yönelik olarak açtığı bu davanın kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun istikrarlı uygulaması da bu yöndedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20/5/1992 gün ve 1992/16-203-339 sayılı ilamı; 27/1/1993 gün ve 1992/16-676 E., 1993/16 K. sayılı ilamı; 1/12/1993 gün ve 1993/17-562 E., 1993/771 K. sayılı ilamı; 23/6/1993 gün ve 1993/17-169-473 sayılı ilamı; 21/4/1993 gün ve 1993/17-83-177 sayılı ilamı; 5/4/1995 gün ve 1994/16-796 E., 1995/267 K. sayılı ilamı; 29/3/1995 gün ve 1995/16-116-251 sayılı ilamı; 5/6/1996 gün ve 1996/7-313-458 sayılı ilamı; 2/5/1997 gün ve 1997/7-127-384 sayılı ilamı; 21/5/1997 gün ve 1997/7-128-441 sayılı ilamı;17.12.2003 gün ve 2003/7-750-787 sayılı; 2003/7-752-788; 2003/7-753-789 sayılı ilamları )
Bu itibarla usul ve yasaya uygun bulunan mahkeme kararının onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10.3.2004 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Davalı tarafın dayandığı ve kadastro tutanağında işaret olunan tapu kaydı Hazine'nin iskanen temliki ile 21.1.1935 tarihinde oluşmuştur. Tapu kaydının batı ve kuzey sınırı "fundalık" okumaktadır. Fundalık sınırı değişebilir nitelikli sınırdır. 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1/J maddesinde "orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan fundalıkların orman sayılmayan yerlerden olduğu" hükme bağlanmıştır. Yerel Mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık kayıt miktar fazlasının zilyetlikle kazanılıp kazanılamayacağı noktasındadır. Değişebilir sınırlı kayıtların kapsamının miktarına değer verilerek belirlenmesi zorunludur. Miktar fazlası yönünden zilyetlikle kazanma şartlarının oluşması halinde bu bölümün de zilyet adına tespit ve tescili gerekir. Fundalık olan arazinin ormana bitişik olması nedeniyle mutlak olarak orman niteliği taşıdığı kabul edilemez. Ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen 9.1.2002 tarihli raporda ayrıntıları ve gerekçesi belirtilerek davaya konu olan bölümün orman sayılmayan yerlerden olduğu vurgulanmıştır. Ziraatçı bilirkişi tarafından düzenlenen 25.1.2002 tarihli raporda da taşınmazın tarım arazisi olduğu ve üzerinde 35-40 yaşlarında bakımlı mahsuldar zeytin ağaçları bulunduğu, arazinin eğiminin ise %5 olduğu açıklanmıştır. Bilirkişi raporları açıkça birbirini doğrulamaktadır. %5 eğimli bir taşınmazın orman ve toprak muhafaza karakteri taşıdığından söz edilemez. Öte yandan, 1991 yılında yapılan orman tahdidi sırasında davaya konu bölüm tahdit dışında bırakılmıştır. Bu bölümün 6831 sayılı orman Kanunu'nun 2/B maddesi kapsamına girdiği de kabul edilmemiştir. Orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan fundalık alanların zilyetlikle kazanılması mümkündür. Tapu kaydının oluştuğu tarihten tespit tarihine kadar 20 yıldan fazla süre geçmiş olması ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap şartlarının davalı yararına oluşması nedeniyle Hazine tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle Daire bozması usul ve yasaya uygun bulunmaktadır.
Çoğunluğun kabulüne göre de: taşınmazın orman tahdidi dışında olması nedeniyle Hazine adına tarım arazisi olarak tesciline ilişkin mahkemece verilen karar onanmıştır. Taşınmaz üzerinde davalı tarafından yetiştirilen 35-40 yaşlarında zeytin ağaçları bulunduğu bilirkişi raporlarında açıklandığı gibi kadastro tutanağında da taşınmazın cinsi "zeytinlik" olarak gösterilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesinde taşınmaz mal üzerinde malikinden başka kimseye ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebinin tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmesi gerekir. Kadastro Hakimi doğru sicil oluşturmakla yükümlüdür. Davaya konu bölüm tarım arazisi olarak Hazine adına tescil edildiğine göre davalı tarafından yetiştirilen muhdesatın kanunun emredici hükmü gereğince kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi zorunlu bulunmaktadır. Taşınmazın tamamı kadastro sırasında davalı adına tespit edilmiş, bu tespite karşı Hazine tarafından dava açılmıştır. Davalı, davanın reddini savunarak taşınmazın tamamının mülkiyetinin kendisine aidiyetini ileri sürmüştür. Çoğun içinde az vardır. Dava konusu bölümle ilgili olarak mülkiyet iddiasında bulunan kişinin ayrıca muhdesat yönünden talepte bulunması da gerekmez. Kararın muhdesat yönünden bozulması gerekirken onanmış olması da usul ve yasaya uygun bulunmadığından karara katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy