(3402 S. K. m. 14, 17)
Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Mudanya Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 14.5.2002 gün ve 2003/48-95 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 25.2.2003 gün ve 4547-465 sayılı ilamı ile, (...Kadastro sırasında 107 ada 23 parsel sayılı 5541.25 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı Nuri Tafsir adına tespit edilmiştir. Davacı hazine tapu kaydı yüzölçümü fazlası için dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın keşif haritasında (A) harfi ile gösterilen 3013.75 m2'lik bölümünün davacı hazine, geriye kalan 2527.50 m2'lik bölümünün ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı tarafın temyizi teknik bilirkişi tarafından tanzim edilen krokide (A) harfi ile gösterilen 3013.75 m2'lik bölüm hakkında oluşturulan hükme yöneliktir. Mahkemece iskan tapu kayıtlarının yüzölçümüne itibar edilmesi gerektiği, gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Nevar ki, dava konusu taşınmazın orman tahdit harita ve tutanağının kapsamı dışında bulunduğu, tarım toprağı olduğu ve taşınmaz üzerinde tapu kaydı yüzölçümü miktarı olan bölüm üzerinde olduğu gibi 60 yaşını aşan zeytin ağaçları ile kaplı bulunduğu, sözü edilen tapu kaydının krokisinde (A)harfi ile gösterilen bölümü kişi yeri olarak gösterdiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda krokisinde (A) harfi ile gösterilen bölüm üzerinde davalı tarafın zilyetliğinin kabulü gerekir. Diğer bir anlatımla tapu kaydı yüzölçümü fazlası üzerinde tespit gününe kadar davalı taraf yararına 3402 sayılı kadastro kanununun 14/son maddesinde öngörülen koşullar gerçekleşmiştir. Bu durumda davanın reddine, temyiz konusu bölümün davalı taraf adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, bu konuda yanılgıya düşülerek yazılı biçimde karar oluşturulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kadastro çalışmaları sırasında tapu miktar fazlası olarak davalı adına tespit edilen kısmın iptali ile davacı adına tespit ve tescili istemine ilişkindir.
Davacı Hazine vekili; Mudanya İli Zeytinbağı Beldesinde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 107 Ada, 23 parselin davalı adına tespit edildiğini, dayanak kaydın iskanen oluşturulan tapu kaydı olduğunu, iskanen dağıtılan tapulu yerler dışında kalan yerlerin emvali metruke olup zilyetlikle kazanılamayacağını, kaldı ki dava konusu taşınmaza uygulanan iskan tapusunun sınırında mer'a veya orman gözüktüğünü bu tür sınırların gayri sabit olup dayanak kaydın miktarına itibar edilmesi gerektiğini bu nedenle kadastro tespitinin yanlış olduğunu, miktar fazlasının Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek miktar fazlası olan kısma ait kadastro tespitinin iptali ile Hazine adına tespit ve tescilini talep etmiştir.
Davalı vekilleri; davalının ve önceki maliklerin dava konusu parselin bütününü, iskanın oluştuğu günden bu yana imar ve ihya ederek kullandıklarını, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17.maddesinin uygulanması açısından gerekli incelemenin yapılmasını talep etmiş ve davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemenin, tespitin dayanağını oluşturan iskan tapusu sabit sınırlı bulunmadığından miktara itibar edilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne ve kayıt miktar fazlası kısmın davalı parselden çıkarılarak Hazine adına tespit ve tesciline dair verdiği karar, Özel Dairece yukarıda belirtilen nedenle bozulmuş mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Yerel mahkeme ile Özel Daire arasındaki uyuşmazlık, tapu miktar fazlası olan kısmın zilyetlikle kazanılıp kazanılamayacağı noktasında toplanmıştır.
Ancak somut olayda uyuşmazlığın çözülebilmesi için yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı görülmüştür.
Davacı Hazine, kadastro tespitine dayanak tapu kaydının, sabit sınırlı olmadığına dayanarak miktar fazlasını talep ettiği halde, mahkemece dayanak tapu kaydı ilk ihdasından itibaren tüm tedavülleri ile getirtilmemiş, tapunun haritaya bağlanıp bağlanmadığı saptanmamış, iskan cetveli ve varsa haritası celp edilmemiş, hudutlarda ve miktarlarda değişiklik olup olmadığı, olmuş ise nedeni üzerinde durulmamış, komşu parsellere ait tutanak ve dayanaklarının tamamı celp edilmemiştir. Dosya içerisinde bulunan tapu kaydı ve iki adet komşu parsel tutanağı dahi mahalline yeterli şekilde uygulanıp kapsamı belirlenmemiştir. Tapuda taşınmazın kuzey sınırı patika olarak gözüktüğü halde, zeminde patikanın nereden geçtiği mahalli bilirkişiden sorularak belirlenmemiş, askeri harita celp edilip zemine uygulanarak dava konusu tapunun kapsadığı alan tespit edilmemiş ve zilyetlik durumu gereği gibi araştırılmamıştır. Bu şekilde eksik ve yetersiz soruşturmaya dayanılarak karar verilmesi doğru olmamıştır. Doğru bir sonuca varılabilmesi için, dayanılan tapu kaydı ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri, varsa haritası ile birlikte getirtilmeli, kaydın başka parsellere revizyon görüp görmediği araştırılmalı, tüm komşu parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler celp edilip, askeri harita da getirtildikten sonra dosyadaki diğer belgelerle birlikte yeniden kesif yapılıp sonucuna göre karar verilmelidir.
O halde, eksik inceleme ile verilen kararda direnilmesi usule ve yasaya aykırı olup bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının iadesine, 28.1.2004 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy