(3402 S. K. m. 12)
Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ceyhan Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 23.02.2000 gün ve 1999/78 E- 2000/16 K. sayılı kararın incelenmesi Hazine ve bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 28.11.2000 gün ve 2000/4448-5601 sayılı ilamı ile; (...Hükmüne uyulan Yargıtay daire bozma kararında, kısa kararla gerekçeli kararın uyumlu olması gerekir ve davacı tarafın dayandığı T.sani 316 tarih 180 ve gittisi olan K.sani 328 tarih 80 nolu kayıtların sahte olduğu belirtildiği halde bu kayıtlara değer verilerek hüküm kurulmasının isabetli olmadığı, belirtilerek hazineye ait tapu kaydının dayanağını oluşturan belgelerin getirtilmesi, dağıtıma ilişkin tevzii cetvelinin valilik tarafından onaylanıp onaylanmadığının araştırılması gereğine değinilmiştir. Mahkemece daire bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davacılar İbrahim Çetin ve paydaşlarının davalarının kabulüne, diğer davacıların davalarının reddine, 33 sayılı parselin davalı Melek Akın ve paydaşları adlarına, 36, 101, 66, 99, 100, 44, 64, 65, 41, 42, 43, 39, 40, 37, 38 ve 35 sayılı parsellerin K.Sani 328 tarih 80 nolu tapu kayıt maliki mirasçıları adlarına ve paylı alarak tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı hazine ile davacı Mustafa Taşyürek ve davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava ve temyize konu 33 sayılı parselin tespitine esas alınan Melek Akın ve paydaşlarının dayandığı Şubat 1298 tarih 63 sayılı sicilden gelen tapu kaydı ile toprak tevzii komisyonunca hazine adına oluşan Mart 955 tarih 190 nolu tapu kaydının kapsamında kaldığı davalı tarafın dayandığı tapu kaydının önceki günlü ve doğru temele dayandığı mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Doğru temele dayanan davalı tarafa ait tapu kaydına değer verilerek hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle hazinenin 33 sayılı parsel hakkında oluşturulan hükme ilişkin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile hükmün ONANMASINA, ilam harcı alınmasına yer olmadığına,
2-Hazinenin 38, 64, 101 ve 100 parsel sayılı taşınmazlar hakkında oluşturulan hükme ilişkin temyiz itirazlarına gelince:
Hazinenin dayandığı Ocak 951 gün 8 nolu toprak tevzii komisyonunca hazine adına oluşan tapu kaydının dava konusu taşınmazları kapsadığı, yapılan keşif ve uygulama ile belirlenmiş ise de, hazinenin Mart 955 tarih 125, Mart 955 tarih 158 ve 955 tarih 100 sayılı tapu kayıtları ile adına oluşan tapu kaydından muhtaç çiftçilere taşınmazları dağıttığı, yukarda sayıları belirtilen tapu kayıtlarının toprak dağıtılan kişiler adına oluştuğu ve haritaya bağlandığı belirlendiğine göre hazinenin kayda dayalı bir hakkı kalmamıştır. Mahkemece bu yönler gönünde tutularak hazinenin davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle hazinenin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile hükmün ONANMASINA, daire kararının niteliğine göre Yargıtay duruşmasında vekil ile temsil edilen hazine yararına avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
3-Davacı 35 sayılı parsel maliki Mustafa Taşyürek'in temyiz itirazlarına gelince; Mustafa Taşyürek adına tespit edilen 35 sayılı parsele revizyon gören tapu kaydına dayanarak 33 sayılı parsel hakkında dava açmış ise de, dayandığı tapu kaydının adına tespit edilen 35 sayılı parsele ait olduğu, 33 sayılı parsel içerisinde Mustafa'nın kayda dayanan bir hakkının bulunmadığı mahkemece toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu nedenlerle Mustafa Taşyürek'in temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile hükmün ONANMASINA, ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davalılar Süleyman Taşyürek, Halil Görür, Durmuş Doğan, Hacı Abdullah Taşyürek, Ahmet Aslan, Mehmet Çoşar Kemal Erkandaş M.Fikri Yalçın, Ali Koç, Hacı Mehmet Yazar, Mehmet Uzundal, Mustafa Taşyürek, Fatma Fırat, Yaşar Ünal'ın temyiz itirazlarına gelince: Adı geçenlerin temyizi 33 sayılı parsel dışında kalan tüm taşınmazlar hakkındaki hükme ilişkindir. Temyize konu taşınmazların davacı tarafın dayandığı T.sani 1316 tarih 180 sayılı sicilden gelen K. sani 328 tarih 80 sayılı tapu kaydının kapsamında kaldığı, bu kaydın sahte olmadığı, doğru temele dayandığı, hazinenin dağıtımı ile davalılar adına oluşan tapu kayıtlarının sonraki tarihli olduğu bu nedenle davalı taraf tapu kaydına değer verilmesinin mümkün bulunmadığı gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuştur. Ne var ki hükmüne uyulan daire bozma kararında davacı tarafa ait tapu kaydının sahte olduğu bu nedenle tapu kaydına değer verilemeyeceği açıklanmıştır. Mahkemece daire bozma kararına uyulduğuna göre bozma kararı gereğince işlem yapılması gerekir. Bu durumda davacı taraf tapu kaydına değer verilemez. Mahkemece yapılan keşif ve uygulamaya göre hazinenin dağıtımı ile davalı taraf adına oluşan tapu kayıtları ile eki haritalarının dava konusu taşınmazları kapsadığı, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Davacılara ait 936 tarihli 175 tahrir sayılı vergi kaydının uygulanması ve kapsamının belirlenmesi konusunda yapılan araştırma yetersiz ise de bir an için vergi kaydının dava konusu taşınmazları kapsadığı sonucuna varsılsa dahi hazine tarafından 4753 sayılı kanuna göre taşınmazlar elden çıkarılıp muhtaç çiftçilere dağıtıldığına göre zilyetlerin hakkı bedele dönüşmüştür. Mahkemece bu yönler göz önünde tutularak açılan davanın reddine, taşınmazların tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmesi gerekirken, bozma ile kesinleşen hususların dışına çıkılarak ve değerlendirmede yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsiz, davalıların temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDENLER : Davalı ve bir kısım davacılar vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı ve bir kısım davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının davalı ve bir kısım davacılara geri verilmesine, 11.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy