(4721 S. K. m. 713/1) (3402 S. K. m. 14)
Taraflar arasındaki "tapu iptali, tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kozan Asliye 1.Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 13.12.2002 gün ve 2002/149 E- 379 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 05.05.2003 gün ve 2003/3006-3162 sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili, davalılar adına tapuda kayıtlı 165 ada 2 nolu parselin tapu kaydının iptali ile tarafların annesi Fatma Bozkurt adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, uyuşmazlık konusu parselin davalıların babası Ramazan'dan kaldığını, tarafların annesi Fatma'nın babası Süllü'den intikal eden yer olmadığını, Süllü'ye ait taşınmazın 165 ada 7 sayılı parsel olduğunu açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik, muris Fatma'dan intikal ve miras payına dayalı olarak TMK.nun 713/l, 3402 sayılı Kanunun 14. maddeleri gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Dava konusu parselin Hasan oğlu Ramazan Bozkurt'un zilyetliğinde olduğu gerekçesiyle 14.11.1991 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında adına tespit edilmiş olup, Hasan Basri Bozkurt'un itirazı üzerine; Kozan 1. Kadastro Mahkemesinin 1992/40 E, 1993/23 karar sayılı hükmü ile 08.07.1993 tarihinde tespit kesinleşmiştir. Ramazan'ın 15.03.1992 tarihinde ölümü nedeniyle; tapu, mirasçıları adına oluşmuştur. Davacı ile davalılar anne bir, baba ayrı kişilerdir. Yukarıda açıklandığı üzere davacı, taşınmazın anneleri Fatma'ya babası Süllü'den kaldığını ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece "Fatma'nın babası Süllü'ye ait taşınmazın dava konusu taşınmazın güneyinde kalan bitişik 7 nolu parsel olduğu, 2 nolu parsel olmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. 165 ada 7 nolu parselin tarafların annesi Fatma'ya babası Süllü'den kaldığı, içinde ev bulunduğu, aynı ada 2 nolu taşınmazın yerinin "hali-boşluk" olduğu, davacının babası ve Fatma'nın 1. kocası Osman'ın ölümü üzerine, Fatma'nın davalıların babası Ramazan ile 2. evliliğini yaptığı, bu boşluğa Ramazan'ın ev yaparak ve 7 sayılı parsel ile birlikte kullanmaya başladığı, Ramazan'ın da ölümü ile mirasçıları tarafından tasarruf edildiği taraf tanıklarınca ifade edilmiştir. Her iki parselin uzun bir süre Ramazan tarafından bir bütün olarak kullanıldığı açıklandığına göre, 7 nolu parsel dışında Süllü'ye ait yerin bir kısmının 165 ada 2 sayılı parsel içinde kalıp kalmadığının, gerekirse yeniden keşif yapılmak suretiyle taraf tanıklarından sorularak açık bir biçimde belirlenmesi, şayet bu parsel içinde kalan yer var ise o takdirde istek doğrultusunda bir karar verilmesi gerekmektedir. Bundan ayrı, uyuşmazlık konusu taşınmazın Süllü'den kalmadığının anlaşılması halinde dahi, Fatma'nın 15.03.1992 tarihinde ölen 2. eşi Ramazan'dan sonra 11.10.1993 tarihinde ölümü nedeniyle Ramazan'dan Fatma'ya gelen miras payında davacının da hakkı bulunduğuna göre, Fatma'dan davacıya gelecek pay oranında iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
1- Özel Daire bozma kararında yer alan "Bundan ayrı uyuşmazlık konusu taşınmazın Süllü'den kalmadığının anlaşılması halinde dahi, Fatma'nın 15.03.1992 tarihinde ölen: 2'nci eşi Ramazan'dan sonra 11.10.1993 tarihinde ölümü nedeniyle Ramazan'dan, Fatma'ya gelen miras payında davacının da hakkı bulunduğuna göre, Fatma'dan davacıya gelecek pay oranında iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken" ifadesinin Özel Daire bozma ilamından çıkarılmasına,
2- Tarafların karşılık iddia ve savunmaları dosyadaki tutanak ve kanıtlara bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre Hukuk Genel Kurulunca'da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte yazılı nedenle olayla ilgisi bulunmayan hususun bozma kararından çıkarılmasına, (2 nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 21.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy