(1086 S. K. m. 432) (2247 S. K. m. 30) (4046 S. K. m. 22) (1475 S. K. m. 14)
Taraflar arasındaki" kıdem tazminatının tahsili" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 10.İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 27.12.2001 gün ve 2001/794-1094 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 18.3.2002 gün ve 4235-5503 sayılı ilamı ile, (...Davacının davalıya ait işyerinde kapsam dışı personel olarak çalıştığı sırada, işyerinin özelleştirme kapsamına alındığı ancak, hisseler özelleştirilmeden davacının 4046 sayılı Yasanın 22. maddesi gereği Hacettepe Üniversitesine 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereği çalışmak üzere atandığı, atama tarihinde kamu hisselerinin özelleştirilmediği, başka bir anlatımla şirket hisselerinin % 51 'inin özelleştirilmediği anlaşıldığından uyuşmazlık Mahkemesi'nin 22.1.1996 gün, 1995/1 Esas, 1996/1.Karar sayılı İlke Kararı uyarınca 'dava konusu uyuşmazlığın çözüm yerinin İdari Yargı yeri olduğundan Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek hüküm kurulması hatalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
1-Hukuk Genel Kurulunca incelenerek, " yasal temyiz süresinin geçirilmesi nedeniyle temyiz isteğinin Yerel Mahkemece reddine" ilişkin kararın süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan sonra gereği görüşüldü:
Yerel Mahkemece" davanın kabulüne" dair verilen kararının Özel Dairece bozulmasından sonra önceki kararında direnmiştir. Davalı T. AŞ. ne izafeten S. Holding AŞ. vekilince direnme kararı 1.8.2003 tarihinde temyiz edilmesi üzerine Yerel Mahkemece; direnme kararının, " gösterilen adresten muhatabın ayrıldığının" bildirilmesi üzerine 14.6.2003 tarihinde Tebligat Yasası'nın 35. maddesi uyarınca tebligatın yapıldığı, bu nedenle de direnme kararının yasal süre geçirildikten sonra temyiz edilmiş olduğu nedeniyle, 1.8.2003 günlü ek kararla, temyiz süresi geçtiğinden" temyiz dilekçesinin reddine" karar verilmiş, Davalı T. AŞ. ne izafeten S. Holding AŞ. vekilince bu red kararı yasal sürede temyiz edilmiştir.
Yerel Mahkemenin direnme kararından önce, T. Ticaret Sicili Gazetesinin 7.2.2003 günlü nüshasında yayımlanan ilan ile, kamu tüzel kişisi olan davalı T. AŞ.nin tüzel kişiliğinin S. Holding AŞ. ile birleştirilmek suretiyle ortadan kalktığının tescil edildiği böylece adı geçen S. Holding'in yasa gereğince T. AŞ.nin yerine geçtiği sabittir.
Tebliğ süresi, ilamın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar. Karar bir tarafa usulüne uygun biçimde tebliğ edilmemiş ise, böyle bir usulsüz tebliğ tarihinden temyiz süresinin başlamasına imkan yoktur. Muhatap, bu usulsüz ilam tebliğini hiç öğrenmemişse tebligat yapılmamış sayılır. Tüzel kişiliği sona eren T. AŞ.ye geçerli bir tebligat yapıldığından söz edilemeyeceğinden, direnme kararının temyizine dair 1.8.2003 günlü dilekçenin süresinde olduğunun kabulü gerekir.
Belirtilen nedenlerle HUMK. 432/5. madde uyarınca Yerel Mahkemenin 1.8.2003 günlü temyiz isteminin reddine ilişkin kararının BOZULMASINA karar verilerek, ilk temyiz dilekçesine ilişkin direnme hükmünün esastan incelenmesine geçildi:
2- Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan nedenlere göre, T. Anonim Şirketinin, S. Holding Anonim Şirketi ile birleşmesi sonucu hukuki varlığı sona erip, bu davada davalı sıfatını S. Holding Anonim Şirketi Genel Müdürlüğünün taşıdığına ve direnme kararında T. Anonim Şirketinin davalı olarak gösterilmesinin maddi hataya dayandığına, bu hatanın her zaman mahallinde düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre düzeltilerek, S. Holding Anonim Şirketinin davalı olarak gösterilmesinin mümkün bulunmasına göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Diğer taraftan özel Daire bozma ilamında belirtildiği üzere, Uyuşmazlık Mahkemesinin 22.01.1996 gün ve Esas: 1995/1, Karar: 1996/1 sayılı ilke kararında; özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarının özel hukuk tüzel kişiliğine geçiş döneminde kamu kurumu olma vasıflarını tamamen yitirmedikleri, bu kurumlarda çalışan sözleşmeli ve kapsam dışı personelin kamu personeli sayıldıkları, idare ile olan ilişkileri nedeniyle açılan davalarda, işlemin yasaya ve hukuka uygun olup olmadığının incelenmesinin idari yargı yerinin görevine girdiği belirtildikten sonra, sonuç bölümünün (3) ve (4) numaralı beterinde, gerek özelleştirme kapsamında bulunan ve gerekse bu kapsamda olmayan Kamu İktisadi Teşebbüslerinde kapsam dışı statüde çalışan personelin kurumları ile olan ilişkilerinden doğan anlaşmazlığın çözüm yerinin, idari yargı olduğuna kesin olarak karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, Uyuşmazlık Mahkemesinin anılan kararı, " Konu" bölümünde yap.İlan açıklamalara göre, 2247 Sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanunun 30. maddesinde düzenlenen prosedür çerçevesinde alınmış bir ilke kararı niteliğindedir.
Anılan Kanunun 30. maddesinin son fıkrası" Görev konusundaki ilke kararları; Uyuşmazlık Mahkemesini ve bütün yargı mercilerini, hüküm uyuşmazlıkları dolayısıyla verilecek esasa ilişkin ilke kararları ise yalnız Uyuşmazlık Mahkemesini bağlar," hükmünü taşımaktadır.
Görev konusuna ilişkin bulunması karşısında, söz konusu ilke kararının bütün yargı mercilerini bağlayacağı açıktır.
Bu durumda, görülmekte olan davada idari yargının görevli bulunduğunun kabulü zorunludur.
Yerel Mahkemece aynı gerekçeye dayalı Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 3.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy