(4857 SK m.24 ,32)
Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kocaeli 2.İş Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.12.2002 gün ve 2001/278 E- 2002/566 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 26.06.2003 gün ve 2003/1213-12039 sayılı ilamı ile, (...1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı her ne kadar Ocak 2001 tarihinde %30 oranında ücret zammı yapılacağını ileri sürerek alacak isteklerinde bulunmuş ise de bu konuda işverenin taahhüdünü içeren her hangi bir delil bulunmadığı gibi, çalışan diğer işçilere de zam yapıldığı konusunda hiçbir iddia ve delil sunulmamıştır. Bu durumda sırf davacının iddiasına dayanılarak alacak isteklerinin kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, işçilik alacaklarının ödetilmesi istemine ilişkindir.
Davacı, davalı işyerinde 18.12.1999-26.6.2001 tarihleri arasında teknik servis koordinatörü olarak devamlı çalıştığını, kuruma eksik bildirildiğini, 2001 yılı Mayıs ve Haziran ayları maaşlarını almadığı gibi, her altı ayda bir %30 oranında ücrete zam yapıldığı halde 2001 yılı Ocak-Haziran arası ücret zamanın da ödenmediğini, zamlı en son ücretinin 422.500.000.TL olduğunu, işverenin ücretlerini ödememesi nedeniyle iş aktini haklı olarak feshettiğini beyanla, kıdem tazminatı, fazla mesai alacağı, hafta tatili ücreti, resmi tatil ücreti alacağı, ücret alacağı ve ücret farkı alacağının ödetilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren davacının aylık ücretinin 325.000.000.TL olduğunu işyerinde ücretlere zam yapılmasının kararlaştırılmadığını, sadece 2001 yılı Mayıs ve Haziran aylarına ait iki aylık ücret alacağı olduğunu, kendi isteği ile işten ayrıldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin, "tanık beyanlarına göre ücretlere zam uygulamasının kararlaştırıldığı ve işçilere duyurulduğu, bu nedenle zamlı ücretin çalışanlar için tahakkuk etmiş ücret niteliğinde olduğu, %30 zammın ücrete yansıtılması gerektiği, davacının ücreti ve fark ücretinin ödenmemesi nedeniyle iş aktini haklı olarak fesh ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne" dair verdiği karar, "sair temyiz itirazları reddedilerek %30 oranında ücret zammı yapılacağı hususunun kanıtlanamadığı" gerekçesiyle Özel Dairece bozulmuş, mahkemece "davacının sadece %30 ücret zammı isteminde bulunmadığı, diğer alacaklarını da talep ettiği" gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.
Özel Daire ile yerel mahkeme arasında, davacının 2001 yılı Mayıs ve Haziran ayları aylıklarını almadığı, davacının iş aktini haklı nedenle feshettiği, kıdem tazminatı, fazla mesai alacağı, hafta tatili, resmi tatil ücreti ve ücret alacağı bulunduğu yönünde bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık; Ocak 2001 tarihinde %30 oranında ücret zammı yapılacağı hususunda işverenin taahhüdünü içeren ve zammın yapıldığına ilişkin bir kanıtın bulunup bulunmadığı, tanık beyanlarının zam iddiasını kanıtlamaya yeterli olup olmadığı noktasında toplamaktadır.
Bilirkişi raporunda, tanıkların bir toplantıda zam yapılmasının kararlaştırıldığını beyan etmeleri karşısında, işverence zammın taahhüt edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, ücret zammının duyurulduğu, dolayısıyla %30 ücret zammının tahakkuk etmiş ücret niteliğini kazandığı gerekçesiyle kıdem tazminatı, fazla mesai ücret alacağı, resmi tatil ücreti alacağı ve 2001 yılı Ocak-Haziran ayları arası ücret farkı alacağı, 325.000.000.TL. aylık ücretin %30 zamlı olarak 422.500.000.TL. üzerinden hesaplanmış ve mahkemece bu rapor esas alınarak hüküm kurulmuştur.
Ne var ki, ücret zammının taahhüt edildiği ancak zam hususunda tarafların bir protokol ile anlaşmaları veya zammın ilan edilerek bütün işçilere duyurulması, ücret bordrolarından ücretin arttırıldığının anlaşılması gibi hallerde kabul edilebilir ve ücret zammı tahakkuk etmiş ücret niteliğini kazanır.
Somut olayda ise, zam hususunda bir protokol bulunmadığı gibi, bütün işçilere ilan yoluyla duyurulmuş bir zam söz konusu değildir. Öte yandan, zam yapılmasının kararlaştırıldığını beyan eden tanıkların ücretlerine de zam yapıldığı ve ücretlerini zamlı olarak aldıkları hususunda da bir delil sunulmamıştır.
Bu nedenle, mahkemenin soyut tanık beyanlarına dayanarak ücretlere %30 zam yapıldığını kabul ile %30 zamlı ücret üzerinden hesaplanan alacaklara ve ücret farkı alacağına hükmetmesi yerinde görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle en son alınan 325.000.000.TL aylık ücret üzerinden alacaklar hesaplatılarak sonucuna göre hüküm kurmak ve ücret farkı alacağı bulunmadığından bu konuda ki talebin reddine karar vermekten ibarettir.
O halde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken yanlış gerekçelerle önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, 21.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy