(1086 S. K. m. 573, 575/5) (818 S. K. m. 49)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9.Hukuk Dairesince; "Dava dilekçesi ve eklerinin HUMK.nun 575/2 maddesi uyarınca görevli bulunan Dairemize verilmesi üzerine dava dosyasının ilk derece mahkemesi olarak kaydı yapıldıktan sonra, taraf vekillerinin yüzlerine karşı yapılan yargılama sonunda dosya incelenip, gereği düşünüldü;
Davacılar vekilleri 7.11.2003 tarihli dava dilekçesinde özetle; Belediye-İş Sendikası başkanı olan sanık hakkında açılan ceza davasının yargılaması sonunda verilen beraat kararının, Yargıtay'ın ilgili dairesince bozulduğunu, Ceza davasına konu eylemler sebebiyle sendikadaki görevden alınan ve bilahare Sendika Başkanlık görevinden istifa eden, eski başkan Efendi Güvercin tarafından Ankara 1. İş Mahkemesinde 1999/1411 esas sayı ile açılan davada, davacının ihtiyati tedbiren görevine iadesine, bu yoldaki yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmesini istediğini, Ankara 1. İş Mahkemesi yargıcı davalı Abdulvahap Suna'nın taraflı davranışlarda bulunması nedeniyle Belediye İş Sendikası tarafından reddi hakim talebinde bulunulduğunu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna şikayet edildiğini, İş mahkemesindeki davanın yargılaması sırasında hakim Abdulvahap Suna'nın tarafsız davranmadığını, davayı davacı yararına uzattığını tarafsızlığı ile bağdaşmayacak söz ve davranışlarda bulunduğunu, Ceza davasına konu suçun işlendiği tarihte Belediye İş Sendikası Genel Merkezinin İstanbul'da olması nedeni ile Efendi Güvercin hakkında İstanbul Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, buna rağmen davalı yargıcın,19.6.2003 gün 1999/1411 esas 2003/979 karar sayılı Ankara 1. İş Mahkemesi kararında "...sebebi anlaşılamayacak şekilde Ankara Cumhuriyet Savcılığına suç ihbarında bulunması gerekli iken İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nca 24.5.1999 tarihinde suç ihbarı ile başvurulduğu..." şeklinde hüküm tesis ederek suç ihbarında bulunan davacıların yasaya aykırı işlem ve davranışlarda bulunduklarını ima ederek yargı organları nezdinde şaibe altında bıraktığını, bu suretle müvekkillerinin kişilik haklarını ihlal ettiğini; iddia ederek her bir davacı için yüz milyon TL.olmak üzere toplam altıyüzmilyon TL. manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili cevap layihasında özetle: müvekkili tarafından yapılan Hukuk (İş) davasının yargılaması sırasında yasa gereği ceza dosyasının sonucunun beklendiğini, yargılamanın tarafsız şekilde yürütüldüğünü, nihai karar gerekçesinde kullanılan ifadelerin davacıları incitmek, şaibe altında bırakmak için kullanılmadığını, davacı sendikanın İstanbul Cumhuriyet Savcılığına verdiği 24.5.1999 tarihli suç ihbar dilekçesinde de Av.Ergun Ö. ismi yazılı olup, şaibe altında bırakma düşüncesi olsaydı isim belirterek kararda işlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davacılar vekili 16.11.2003 tarihli cevaba cevap layihasında, davaların dayanağının gerekçeli kararda yazılan hukuka aykırı ve haksız ibare olduğunu bildirmiştir.
İbraz edilen delillerden, davalı hakim tarafından yargılaması yapılan iş davasının uzamasında Ceza davasının sonucunun yasa gereği beklenmesinin etkili olduğu anlaşılmaktadır.
Esasen davacılar vekilinin yukarıda belirtilen 16.11.2003 tarihli dilekçesinde, davalarının dayanağının gerekçeli kararda yazılan İstanbul Cumhuriyet Savcılığına yapılan suç duyurusu ile ilgili beyanlar olduğu açıklanmıştır.
İş mahkemesinin gerekçeli kararında "...zimmetine para geçirmesinden dolayı sebebi anlaşılamayacak şekilde Sendika denetleme kurulu raporunun Ankara'da Sendika Yönetim Kurulunda 7.4.1999 da görüşülüp değerlendirildikten sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç ihbarında bulunması gerekli iken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına 24.5.1999 tarihinde suç ihbarı ile başvurduğu, burada yapılan değerlendirmeler sonucu yetkisizlik kararı verildiği... ."gerekçesinin kullanıldığı, ancak devamında ceza davasının aşamasının anlatıldığı görülmüştür.
Davalı hakimin bu gerekçenin, iş davasında da delil olan ceza davasının gelişiminin açıklanmasına matuf olduğu, şikayet dilekçesini verenleri ve davacıları şaibe altında bırakmak için kullanılmadığı, HUMK.nun 573.maddesindeki hakimin sorumluluğunu gerektiren koşulların ,B.K. 49 maddesindeki unsurların oluşmadığı sonuç ve kanaatine varıldığından aşağıdaki karar verilmiştir."Gerekçesiyle;
"1- HUMK 573.maddesinde öngörülen koşullar oluşmadığından davacıların davalarının reddine,
2- Aynı yasanın 576/2 maddesi uyarınca yüzer milyon lira tazminatın her davacıdan ayrı ayrı alınarak davalıya verilmesine,
3- Aynı yasanın aynı maddesi uyarınca davacıların her birinin 111.300.000 TL para cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmasına,
4- Davacılarca yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5- Peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 2.100.000 TL ret harcının davacılardan tahsiline,
6- Davalı lehine hükmedilen toplam tazminatla ilgili olarak 32.400.000 TL harcın davacılardan alınmasına,
7- Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 700.000.000 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine " dair oybirliği ile verilen 27.01.2004 gün ve 2003/19262-2004/1492 sayılı kararın davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine kararın süresinde temyiz edildiğinin anlaşılmasından ve dosyadaki tüm kağıtların okunmasından sonra gereği düşünüldü:
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek kararın süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin hükmüne yönelik temyiz itirazları incelendi, gereği görüşüldü:
Dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile 9. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, temyiz ilam harcının peşin harca mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına 31.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy