(1086 S. K. m.573, 576)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 9.Hukuk Dairesince; "Davacı tarafından Ankara Asliye Hukuk Hakimliğine verilen dava dilekçesi ile davalı Hakim Mustafa Kongur aleyhine HUMK.nun 573. maddesine dayanılarak açılan tazminat davasının Ankara 29.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/1007 esas sayısı ile yapılan yargılaması sonunda 8.5.2003 gün 2003 /411 karar sayılı görevsizlik kararı verilmiştir
Karar gereği dava dosyası Yargıtay 4.Hukuk Dairesine gönderilmiş anılan dairenin 2003/10112 -12285 sayılı görevsizlik ve yetkisizlik kararı ile dava dosyası dairemize intikal ettirilmiştir.
Dairemizce ilk derece mahkemesi olarak kaydı yapıldıktan sonra taraf vekillerinin yüzlerine karşı yapılan açık yargılama sonunda dosya incelenip gereği düşünüldü:
Davacı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; işvereni Anadolu Ajansı aleyhine açtığı kıdem tazminatı davasının Ankara 1. İş mahkemesindeki yargılaması sonunda 2000/11 esas 2000/513 karar sayılı kabul kararı verildiğini, kararın davalı tarafından temyiz edildiğini, bu sırada Anadolu Ajansı'nın daha önce ödediği kıdem avansı ile ev aldığından bahisle bu evin değer artışının ödenmesi için aleyhine açtığı alacak davasının Ankara 4.İş mahkemesinin 2000/428 esasına kaydı yapılarak, tarafından daha önce işveren Anadolu Ajansı aleyhine açtığı davanın sonucunun bekletici mesele kabul edildiğini, bu nedenlerle oturumların ertelendiğini, 1. İş mahkemesi kararının Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 2000/12859 kararı ile onandığını, buna rağmen davalı hakimin 4.İş Mahkemesinde yargılaması yapılan ve davalısı olduğu davanın yargılamasını sürdürdüğünü, davacının talebine uyarak evinin değerinin belirlenmesi için keşif kararı verdiğini, evin değerini kabul etmesine rağmen keşif yaptığını, keşif sonunda 2000/428 esas 2001/1741 karar sayılı ilamla aleyhine davayı kabul ettiğini, kararda davalının ismi yerine vekilinin ismini yazdığını, vekalet ücretini aleyhine fazla hükmettiğini, kararın Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 2001/17200 sayılı kararı ile bozulduğunu, bozma kararına karşı davalının ısrar ettiğini, direnme kararının Hukuk Genel Kurulunun E 2002-9/433, K.2002/419 sayılı kararı ile yerinde görülmediğini, Genel Kurul kararı üzerine Mahalli mahkemece belirlenen günde taraflardan birinin gelmemesi üzerine duruşmayı dört ay ertelediğini, Hukuk Genel Kurulu Kararına zorunlu olarak uyduğunu zabta geçtiğini, kararı geç yazdığını, kararda önce kesinleşen kararı eleştirdiğini, bu yargılamalar sırasında rahatsızlandığını kendisinin ve ailesinin maddi ve manevi zarara uğradığını iddia ederek beş yüz milyon TL. maddi ve altı yüz milyon TL. manevi tazminatın hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı vekili cevap layihasında davanın esasına ilişkin olarak özetle; HUMK.nun 573.maddesinde belirtilen koşulların oluşmadığını, tarafından davanın usul ve yasaya uygun şekilde yürütüldüğünü isnat edilen bazı maddi hataların her zaman düzeltilebileceğini davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davacının dava dilekçesinde belirttiği ve yukarıda özetlenen işveren Anadolu Ajansı aleyhine açtığı Ankara 1.İş Mahkemesinde sonuçlandırılan kıdem tazminatı davasının geçirdiği yargılama aşamasının tekrarına gerek görülmemiştir.
Yargılamaya konu olan davamızın davacısı Kadir Özen, aleyhine işvereni Anadolu Ajansı'nın açtığı, satın aldığı evin değer artışından doğan tazminat davasının Ankara 4.İş Mahkemesinin 2000/428 esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında, davalı yargıç Mustafa Kongur'un bazı kararlarının ve eylemlerinin yasal olmadığı iddia edilerek maddi ve manevi tazminat istemektedir.
Davalı Yargıç Mustafa Kongur'un 4.İş Mahkemesinin 2000/428 esas sayılı davasının sonucunu etkili gördüğü davacı Kadri Özen tarafından işvereni Anadolu ajansı aleyhine açılan davanın sonucunu beklemesi, bu dava sonuçlandıktan sonra da sair delillerin toplanması, davacı Anadolu Ajansının isteği üzerine davanın dayanaklarından olan Kadir Özen tarafından satın alınan evin değerinin belirlenmesi için keşif kararı verilmesi yargı yetkisi ile ilgili olup, usul ve yasaya aykırılık ta saptanamamıştır.
21.6.2001 tarihli oturumda 12.7.2001 tarihinde keşif kararı verildiği, bu karardan sonra 28.6.2001 havale tarihli dilekçesi ile evin değeri ile ilgili davacı iddiasının kabul ettiğini keşfe gerek olmadığını davalı Kadri Özen bildirmiş ise de, celse arasındaki bu tür isteklerin kabul edilebilmesi için tarafların ittifakının gerektiği, bu isteğe rağmen davacı Anadolu Ajansı'nın keşif giderlerini karşılayarak belirlenen gün keşfin yapılmasını sağlayarak keşif isteğindeki ısrarını ortaya koyduğu, keşfin taraf vekillerinin huzurunda yapıldığı, Hakim ve Avukatların huzurunda yapılan keşfin davacıyı ne şekilde rencide ettiğinin kanıtlanamadığı, mahkemelerde haklarını arayanların normal hukuki işlemlerden rencide olmaması gerektiği, bu nedenle de hakimin sorumluluğu yoluna gidilmesinin doğru olmadığı sonucuna varılmıştır.
16.7.2002 tarihli oturumunda davacı tarafın hazır bulunmaması sonucu oturumun 31.10.2002 tarihine ertelendiği görülmüş ise de, iş yoğunluğu ve araya adli tatilin girmesinin uzun süreli ertelemede etkili olduğu gözlenmiştir.
Nihai kararda davalı yerine vekilinin isminin yazılması ve vekalet ücretinin fazla hesaplanmasının maddi hataya dayandığı açıkça belli olup, bu hataların düzeltilmesi her zaman mümkündür.
Hakimler verdikleri kararlardan dolayı kural olarak sorumlu değildir. Ancak, Hakimlerin kasıtlı veya ağır ihmali ile kanuna aykırı karar vermiş oldukları bazı hallerde mali (hukuki) sorumlulukları kabul edilmiştir. Bu sorumluluk halleri de HUMK.nun 573.maddesinde sınırlı olarak sayılmıştır.
Davacı, davalı hakimin yaptığı yargılama sırasında taraflardan birini tesahüp ve iltizam veya garez ve nefsaniyet dolayısı ile diğeri aleyhine kanuna ve adalete, kabili tevil ve izah olunamayacak surette vazıh ve sarahati katiyei kanuniyeye mügayir karar verdiğini, HUMK.nun 573. maddesindeki koşulların Oluştuğunu somut delillerle kanıtlayabilmiş değildir.
Açıklanan bu nedenlerle aşağıdaki kararın verilmesi gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine ulaşılmıştır."Gerekçesiyle;
HÜKÜM:
1- HUMK.nun 573. maddesinde öngörülen koşulları oluşmadığından davanın reddine,
2- Aynı yasanın 576-2 maddesi uyarınca takdiren 250.000.000 TL.tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3- Aynı yasanın aynı maddesi uyarınca ayrıca davacının 111.300.000 TL. para cezası ile cezalandırılmasına,
4- Peşin alınan harç mahsup edildikten sonra bakiye 2.100.000 TL. ret harcının davacıdan tahsiline,
5- Davalı lehine hükmedilen tazminatla ilgili olarak 13.500.000 TL harcın davacıdan alınmasına
6- Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına
7- Davalı kedisini vekile temsil ettirdiğinden Avukatlık ücret tarifesine göre 700.000.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine.
Kanun yolları açık olma üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı." dair oybirliği ile verilen 27.01.2004 gün ve 2003/18845-2004/1491 sayılı kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine kararın süresinde temyiz edildiğinin anlaşılmasından ve dosyadaki tüm kağıtların okunmasından sonra gereği düşünüldü:
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek kararın süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin hükmüne yönelik temyiz itirazları incelendi, gereği görüşüldü:
Dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile 9. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, temyiz ilam harcının peşin harca mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına 31.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy