(5393 S. K. m. 6) (9.HD 15.10.2002 T. 2002/7548 E. 2002/19199)
Dava: Taraflar arasındaki kıdem, ihbar tazminatı ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 1. İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 27/3/2002 gün ve 2001/282-2002/115 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 15/10/2002 gün ve 2002/7548-19199 sayılı ilamı ile;
(...1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı gazeteci iş akdini haklı neden olmaksızın fesheden davalı işverenden tazminat ve bir kısım işçilik hakları talebinde bulunmuş, davalı ise davacının toplam 60.115.375.000 TL. borcu olduğunu ileri sürerek takas mahsup definde bulunmuştur. Mahkemece savunmaya değer verilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, takas mahsuba konu olan miktar, maaş avansı olarak 110.000.000 TL. iş avansı olarak 31.375.000 TL. cari hesap borcu 59.974.000.000 TL. olarak davalı tarafça açıklanmıştır. Cari hesap borcu kaleminin niteliği taraflar arasında tartışmalıdır. Davacı vekili bunun işe girerken belirlenen bir transfer bedeli olduğunu ve davacının kullanmış olduğu konut kredisi taksitlerinin ödenmesinin işverence taahhüt edildiğini ileri sürmüş, davalı ise 27.3.2002 tarihli oturumda bu meblağın iş avansı olduğunu belirtmiştir. Bu konuda belirtmek gerekir ki, davalı vekili cevap dilekçesinde iş avansının sadece 31.375.000 TL. olduğunu açıklayarak takas mahsup defini ileri sürmüştür. Öte yandan, davacı tarafından dosyaya konut kredisi sözleşmesi sunulmuş olup, sözleşmede geçen aylık ödeme taksitlerine karşılık gelecek miktarların davalı tarafından bu hesaba aylık yada iki aylık periyotlarla ödendiği dosya içindeki belgelerden anlaşılmaktadır. Ayrıca davacının konut kredisi hesabına davalı tarafça ödemeler yapılmış olması da dikkate değer bir husustur. İş avanslarının verilmesi durumunda bu avans kapatılmaksızın yeniden avans kullandırılması da hayatın olağan akışına aykırı bir durumdur. Böyle olunca takas mahsuba konu olan cari hesap adı altında açıklanan kalemin iş avansı olmadığı, davacının konut kredisinin taksitlerinin işverence üstlenilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda yapılan ödemenin davacının ileri sürdüğü gibi transfer bedeli olduğu kabul edilmelidir.
Bütün bu açıklamalara göre davacı tarafından kapandığı kanıtlanamayan 110.000.000 TL. maaş avansı ve 31.375.000 TL. iş avansı dışında kalan kısmın takas mahsupta dikkate alınması hatalıdır.
3-5953 Sayılı Basın İş Kanununun 6.maddesinde, mesleğinde en az beş yıl çalışan gazetecilere kıdem hakkı tanınacağı ve kıdeminin mesleğe ilk girişten itibaren hesaplanacağı kurala bağlanmıştır. Aynı maddenin 8.fıkrasında ise, bir defa kıdem tazminatı alan gazetecinin kıdeminin yeni işe giriş tarihinden itibaren hesaplanacağı öngörülmüştür. Somut olayda, davacı gazetecinin davalıya ait işyerinde beş yıldan daha az çalışmış olması ve işe girişte imzaladığı taahhütname dikkate alınarak kıdem tazminatına hak kazanamayacağı sonucuna varılmıştır. Bu konuda belirtmek gerekir ki, anılan taahhütnamede ...göreve başladığım 13.3.2000 tarihinin bu işyerindeki kıdem tazminatının başlangıç tarihi olacağını, bu tarihten önceki çalışmalarımla ilgili olarak
... şirketinden hiçbir hak talebinde bulunmayacağımı... şeklinde bir açıklama mevcuttur. Taahhütnamede daha önce çalışılan işyerlerinden kıdem tazminatı ödendiğine dair bir ifade bulunmamaktadır. Oysa yukarıda belirtilen 6.maddenin 8.fıkrası uyarınca kıdemin yeniden işe giriş tarihinden başlatılması için kıdem tazminatının önceki işyerlerinden ödenmiş olması şarttır. Somut olayda böyle bir durum söz konusu olmayıp, taahhütnamede davalı işverenin kıdem tazminatından ne şekilde sorumlu olacağı belirlenmekte ve davacı gazeteci de taahhütnamede yer aldığı üzere son işveren nezdinde geçen süre için kıdem tazminatı isteğinde bulunmaktadır. Böyle olunca salt taahhütname dikkate alınarak kıdem tazminatının reddine karar verilmesi hatalıdır.
Öte yandan davacının gazetecilikte geçen meslek kıdemi araştırılmış değildir. Mahkemece, Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğünden bu husus sorularak şayet meslek kıdemi beş yıldan fazla ise istek doğrultusunda kıdem tazminatı hesaplatılmalıdır. Davacı gazetecinin kıdem tazminatı bu şekilde belirlendikten sonra diğer işçilik hakları da dikkate alınarak ve yine yukarda 2.bent uyarınca takas mahsup hususu düşünülmek suretiyle bir karar verilmelidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Taraf vekilleri
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava ihbar, kıdem tazminatı ile ikramiye ve ücret alacağı istemine ilişkindir.
Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı ile ikramiye alacağı ve hafta sonu fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ise davanın reddine karar verilmesini, davacının bir alacağının çıkması halinde ise kendilerinin alacaklarından takas mahsup işlemi yapılmasını talep etmiştir.
Mahkemece; davacının çalışma süresi bir yılı doldurmadığından kıdem tazminatı alacağının bulunmadığı, 15.000 USD ihbar tazminatı ile 11.990 USD ikramiye alacağı olmasına karşılık, davalının alacağı olan 60.115.375.000 TL. nin mahsubu sonucu herhangi bir alacağı kalmadığından davanın reddine ilişkin olarak kurulan hüküm, Özel Dairece, yukarıda açıklanan biçimde kıdem tazminatına hükmedilmesi gerektiği, davacıya cari hesap ya da iş avansı adı altında yapıldığı belirtilen ödemelerin transfer bedeli olduğunun kabulü gerektiği gerekçesi ile bozulması üzerine, mahkeme transfer bedeli konusundaki 2 numaralı bozma bendinde açıklanan hususlara direnmiş, kıdem tazminatına hükmedilmesi gerektiği yönündeki 3 numaralı bozma bendine ise uyarak, bilirkişiden kıdem tazminatına ilişkin ek rapor alıp bu konuda karar vermiştir.
1- Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan nedenlere göre, Özel Dairenin bozma ilamının 2 numaralı bendi bakımından da Hukuk Genel Kurulu'nca benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
2- Yerel mahkemenin bozma ilamına uyarak, yaptırdığı hesaplama sonucu hükmettiği kıdem tazminatı yeni bir hüküm olup, bu hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Dairesine gönderilmesi gerekir.
Sonuç: 1- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Dairenin bozma kararının 2 numaralı bendinde ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine,
2- Kıdem tazminatına ilişkin olarak kurulan yeni hükme yönelik taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenebilmesi için dosyanın Yargıtay 9. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 03.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy