(4721 S. K. m. 688, 722, 683, 725)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki müdahalenin önlenmesi ve yıkım davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Üsküdar Asliye 4. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 15.12.2003 tarih ve 964-1136 s. kararın tetkiki davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 28.9.2004 tarih ve 3792-6348 s. ilamı ile;
(...Davada, mülkiyeti dava dışı Hazineye ilişkin olan ve yararlanması davacı üniversiteye bırakılan 914 ada 11 parsel s. taşınmaza davalı elatmasının yıkım suretiyle önlenmesi istenmiştir.
Uyuşmazlık, 30.5.2003 günlü krokide sarı ile boyanan 43.94 metrekare yüzölçümlü taşkın bölüme ait olup mahkemece istek hüküm altına alınmış, hükmü davalı temyiz edilmiştir.
Yıkımı hüküm altına alınan taşkın yapı 914 ada 10 parsel üzerine yapılmıştır. Tapu kaydına göre, 10 parselde davalı Erdal Yılmaz dışında başka paydaşlarda vardır. Sair bir anlatımla 10 parsel paylı mülkiyet hükümlerine tabidir. Paylı mülkiyet rejimine tabi taşınmazda, bütün paydaşlar arasında payları karşılığı intifalarına bırakılan kesimleri belirleyen kullanmaya ait geçerliği tartışılamayacak, bağlayıcı bir anlaşmanın varlığı ileri sürülmediğinden, arzın mütemmim cüzi olan yapıda paydaşların taşınmazdaki payları oranında mülkiyet haklarının bulunduğunun kabulü zorunludur. Hal böyle olunca davanın 10 parselin davalı dışındaki maliklerine de yöneltilip katılmaları sağlandıktan sonra çözümü gerekirken, eksik taraf teşkili ile sonuçlandırılması doğru olmamıştır. Karar bu sebeple bozulmalıdır...)
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım istemine ilişkindir.
A- Davacının isteminin özeti: Davacı vekilleri, dava konusu taşınmazın Maliye Hazinesi adına kayıtlı olup davacı üniversiteye tahsis edildiğini ancak komşu parselin hissedarlarından olan davalının, dava konusu taşınmaza inşaat yapmak suretiyle tecavüz ettiğini ileri sürerek müdahalenin men'ine, muhtesatın kal'ine karar verilmesini talep etmiştir.
B- Davalının cevabının özeti: Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
C- Yerel Mahkemenin Kararının Özeti: Yerel Mahkemece, davalıya ilişkin binanın davacıya tahsis edilen 11 no.lu parsele tecavüzlü bulunduğunun anlaşıldığı, Türk Medeni Yasasının 683 ve 722. maddeleri uyarınca, davalının haksız müdahalesinin yıkım suretiyle önlenebileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D- Temyiz Evresi, Bozma ve Direnme: Hüküm, davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarda açıklanan gerekçe ile bozulmuş; yerel mahkemece Türk Medeni Yasasının 722/son ve 725/2. maddelerinden, kendi malzemesi ile taşkın yapıyı yapan kimseye karşı arazi malikinin yapının sökülüp kaldırılmasını isteyebileceği anlaşılmaktadır. Davalı yapı maliki taşırılan davacıya ilişkin taşınmaz üzerinde bir irtifak hakkına sahip olmadığına ve iyi niyetli bulunmadığına göre bozma kararı yerinde değildir. gerekçesi ile kararında direnmiştir.
E- Maddi Olay: Dava konusu 11 parsel, tapuda dava dışı Hazine adına kayıtlı olup davacı üniversiteye tahsis edilmiştir. 11 parsele taşan bina ise 10 parselin paydaşlarından davalı tarafından kullanılmaktadır.
F- Gerekçe: Türk Medeni Kanunu'nun 688. maddesine göre; paylı mülkiyette birden çok kimse, maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belirli paylarla malik olup, paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malikin hak ve yükümlülüklerine sahip olur. Kural olarak bir şeye malik olan kimse o şeyin bütünleyici parçalarının da malikidir. Bununla birlikte paydaşlar, kendi aralarında oybirliği ile anlaşarak yararlanma, kullanma ve yönetime ait konularda yasa hükümlerinden farklı bir düzenleme yapabilirler.
Somut olayda, davacıya tahsis edilen 11 parsele taşan yapı, 10 parselin paydaşlarından olan davalı tarafından kullanılmakla birlikte 10 parsel s. taşınmaz paylı mülkiyet hükümlerine tabi olup bütün paydaşlar arasında kullanıma ait geçerli bir taksim sözleşmesinin yapıldığı ileri sürülmemiştir.
O durumda arzın bütünleyici parçası olan taşkın yapı üzerinde davalı dışındaki paydaşların da payları oranında mülkiyet hakları bulunduğunun kabulü gerekir. Bu halde mahkemece yapılması gereken, 10 parselin davalı dışındaki maliklerinin de davaya katılmalarını sağlamaktır.
Açıklanan sebeple usul ve kanuna aykırı olan direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarda gösterilen sebeplerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istem halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 26.10.2005 gününde, oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy