(4721 S. K. m. 166/son, 195)
Dava: Taraflar arasındaki nafaka davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy 1. Aile Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 15.12.2004 gün ve 2004/842-1767 sayılı kararın incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine;
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 31.3.2005 gün ve 2005/2957 - 3412 sayılı ilamı;
( ...Davacı vekili dilekçesinde müvekkilinin davalı ile halen evli olup ayrı yaşadıklarını, davalının eşi ile ilgilenmediğini beyan ederek; 2.500.000.000.- TL. tedbir nafakasının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında davacıdan kaynaklanan sebeplerle hayatlarının çekilmez hale geldiğini ve davacının ayrı yaşamada haklı olmadığını ifade etmiştir.
Mahkemece üst düzeyde yaşantı sürdüren davacının halen ayrı yaşamakta olduğu, herhangi bir işte çalışmadığı, eşine de evlilik birliğindeki yaşantıyı sağlaması gerektiği belirtilerek aylık 1.500.000.000.- TL nafakanın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kural olarak, boşanma davası dışında eşlerin evlilik birliği gereklerini yerine getirmemeleri sebebiyle tedbir nafakası isteyebilmeleri için ayrı yaşamada haklı olduklarını ispat etmeleri gerekir (TMK. mad.195).
Somut olayda, davacı ayrı yaşamada haklı olduğunu kanıtlayamamıştır. Zira tüm tanıklar davacının ayrı yaşamada haklı olduğuna dair herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. Bu durumda iddia kanıtlanamadığına göre davanın reddi gerekirken istemin kısmen kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir...)
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
A- DAVACININ İSTEMİNİN ÖZETİ:
Davacı vekili; müvekkili davacının davalı ile 12.3.2003 tarihinde evlendiklerini, 4 aylık birliktelikten sonra tatil dönüşü müvekkilinin davalı tarafından baba evine bırakıldığını, tarafların 9 aydır ayrı yaşadıklarını, müvekkilinin 19.9.2003 tarihinde müşterek ikametgâhlarına gitmiş olmasına rağmen davalı tarafından kabul edilmediğinden geri dönmek zorunda kaldığını, davalı tarafından daha önce açılan boşanma davasının, müvekkilinin hiçbir kusurunun bulunmaması nedeni ile reddedildiğini, evlilik nedeni ile işini tasfiye ettiğinden müvekkilinin nafakaya muhtaç olduğunu beyanla 2.500.- YTL. nafakanın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
B- DAVALININ CEVABININ ÖZETİ:
Nafakaya hükmedilebilmesi için koşulların oluşmadığını, ayrı yaşama hakkının ispatlanması gerektiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C- YEREL MAHKEME KARARININ ÖZETİ:
Yerel mahkemece, daha önce açılan boşanma davasının reddedildiği, tarafların boşanma davasından sonra bir araya gelmediği konusunda bir uyuşmazlığın bulunmadığı, davacının ayrı yaşama hakkının bulunduğu gerekçeleri ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları da gözetilerek davacı yararına aylık 1.800.- YTL. nafakaya hükmedilmiştir.
D- TEMYİZ EVRESİ, BOZMA VE DİRENME:
Hüküm davalı vekilince temyiz edilmekle, Özel Dairece yukarıya aynen alınan gerekçelerle bozulmuş, yerel mahkeme;
Davalının bilindik bir yolla sırf TMK.m.166/son'daki koşulların oluşması amacı ile temelde haksız olduğu ve kanıtlayamayacağı bir boşanma davası açtığını, tanık bildirmeyip davanın retle sonuçlanmasını sağladığını, kararı temyiz etmeyerek kesinleştirdiğini ve 3 yıllık bekleme süresini 21.5.2004 tarihi itibarı ile başlattığını, hal böyle olunca, ortak hayatı yeniden kurma görevinin davalı kocaya düştüğünü, ancak davalı kocanın bunu yapmadığını, iyi niyetli olmadığını açıklayarak ilk hükümde direnmiştir.
E- GEREKÇE:
Davacı ile davalı 12.3.2003 tarihinde evlenmişler, davalı Melih 4.11.2003 tarihinde şiddetli geçimsizliğe dayalı olarak boşanma davası açmış, mahkemece kendisine delilleri bildirmek üzere süre vermesine rağmen tanık bildirmemiş ve bu nedenle açtığı dava ispatlanamadığından reddedilmiş, mahkemenin ret kararı temyiz edilmeksizin 20.5.2004 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı dava dilekçesinde kendisini tatil dönüşü baba evine davalı kocasının götürüp bıraktığını, 19.9.2003 tarihinde müşterek ikametgâha gitmiş olmasına rağmen, kendisini davalının kabul etmediğini belirtmiş, dinlenen tanıklar ise, davalı kocanın davacı kadını babası evine götürüp bıraktığını ve bu olaydan sonra da tanıkların bir araya gelmediklerini doğrulamışlardır.
Dosyadaki delil durumu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı kocanın niyetinin eşinden boşanmak olduğu, normal yolla açacağı şiddetli geçimsizlik nedeni ile boşanma davasını kanıtlayamayacağını düşündüğünden, TMK.m.166/son'da açıklanan biçimde boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir hükmünden yararlanmak ve bu yolla boşanmak istediği, önceki ret kararının 20.5.2004 tarihinde kesinleşmiş olmakla, 3 yıllık sürenin işlemeye başladığı, bu durumda davacının tek yanlı çabası ile tarafların yeniden bir araya gelmelerinin beklenemeyeceğinden davacının ayrı yaşama hakkının bulunduğu sonucuna varılmış olup, yerel mahkeme kararı bu yönü ile doğrudur.
Ne var ki, hükmedilen nafaka miktarına ilişkin davalı vekilinin temyiz itirazları Özel Dairece değerlendirilmediğinden, dosyanın Dairesine gönderilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle direnme kararı uygun bulunduğundan, dosyanın nafaka miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için 3. Hukuk dairesine gönderilmesine, 19.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy