(818 S. K. m. 179) (1086 S. K. m. 38) (506 S. K. m. 109) (6762 S. K. m. 38, 39) (233 S. KHK. m. 1, 4, 16)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davası dan dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 8. İş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 10.03.2005 gün ve 1071-151 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 12.07.2005 gün ve 4936/8109 sayılı ilamı ile,
(...1- Dava TEDAŞ Genel Müdürlüğü aleyhine açılmıştır. Husumet konusu Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 187. maddesinde yer alan ilk itirazlardan olmadığı gibi, davanın her safhasında taraflarca itiraz konusu yapılabileceği gibi, mahkemece de re'sen nazara alınabilir.
Davalı TEDAŞ vekili, yargılama sırasında husumet itirazında bulunarak, iş kazasının meydana geldiği işyerinin ayrı tüzel kişiliğe sahip Sakarya Elektrik Dağıtım Müessesesi'nin yetki alanında meydana geldiğini bildirmiştir.
Sakarya Elektrik Dağıtım Müessesesi'nin ticaret siciline tescil ve ilanının, davanın açıldığı 21.09.2004 tarihinden önce yapıldığı dosya içerisindeki 30.06.1994 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nden anlaşılmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun iş kazasının vuku bulduğu ... Elektrik Dağıtım Müessesesi Müdürlüğü'nün dava tarihinden önce Ticaret Siciline tescil ve bu suretle hükmi şahsiyet kazanmış bulunmasına göre, davalı tarafın husumet itirazının yerinde olduğu şeklinde özetlenen 14.09.2000 tarih ve 21-1668/1763 sayılı kararına göre temsilcide yanılgıya düşüldüğü gözetilerek husumetin Sakarya Elektrik Dağıtım Müessesesi'ne yöneltilmesi için davacıya mehil verilerek davaya iştirakinin sağlanması ve yargılama sonucu ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmesi, davalı TEDAŞ hakkındaki davanın ise husumetten reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
2- Davacı, sürekli iş göremezlik derecesinin tespitini istediği halde, talep aşılarak, davacının iyileşmesinin 9 aya kadar uzayabileceğine ve bu süre boyunca mesleğini icra edemeyeceğine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...)
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda kısmen direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, iş kazası sonucu oluşan maluliyet halinin tespiti istemine ilişkindir.
Dava, TEDAŞ Genel Müdürlüğü ve SSK hakkında açılmış olup, yerel mahkemece, yapılan araştırma sonucunda istemin kabulüne karar verilmiştir.
Yüksek Dairenin, yukarıda tam metni yazılı bozma kararının 1. bendine karşı yerel mahkemece, BK'nun 179. maddesi ve üçüncü şahıslara müessesenin devri ile ilgili genel ilan yapılmaması gerekçeleriyle direnme kararı verilmiştir.
Borçlar Kanunu' nun 179. maddesi, bir mamelekin veya bir işletmenin devralınmasını düzenlemekte olup, anılan hüküm uyarınca; bir mameleki veya bir işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralan kimsenin, bunu alacaklılara ihbar veya gazetelerde ilan ettiği tarihten itibaren onlara karşı mamelekin veya işletmenin borçlarından mesul olacağını, iki yıl süreyle evvelki borçlunun da devralanla birlikte müteselsilen mesul kalacağı belirtilmektedir.
Davaya konu somut uyuşmazlıkta, davacı, 15.08.1993 tarihinde çalışmaya başladığı TEK Sakarya Elektrik Dağıtım Müessesesi'nde 23.06.1994 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu yaralanmıştır. 21.09.2004 tarihli dava ile yeniden muayenesi ile maluliyetinin tespitine karar verilmesini istemektedir.
30.06.1994 günlü Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde; TEK Sakarya Dağıtım Müessesesi'nin unvan değişikliğine giderek, TEDAŞ Sakarya Elektrik Dağıtım Müessesesi adını aldığı, durumun 21.06.1994 tarihinde tescil edildiği, 17.08.1995 günlü Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ise, Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin ana sözleşmesi tescil ve ilan edildikleri anlaşılmaktadır. Ana sözleşmenin Kuruluş başlıklı 2. maddesinde; Sakarya Elektrik Dağıtım Müessesesi'nin, Yüksek Planlama Kurulu'nun 233 Sayılı KHK'nin 22. maddesine istinaden aldığı 25 Kasım 1993 tarihli kararı ile merkezi Sakarya'da olmak üzere Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş. adı altında Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi'nin bağlı ortaklığı haline dönüştürüldüğü belirtilmektedir.
Yüksek Planlama Kurulu'nun 17.03.2004 tarih ve 2004/3 sayılı kararı ile kabul edilmiş olan Elektrik Enerjisi Sektörü Reformu ve Özelleştirme Strateji Belgesi"nde yer alan eylem planı çerçevesinde Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin özelleştirme hazırlık çalışmaları sürdürülmekte olup, bu kapsamda söz konusu Yüksek Planlama Kurulu kararı ekinde yer alan 21 adet görev bölgesinin şirketleştirilmesi ile ilgili olarak, 4046 Sayılı Kanunun 4. maddesi çerçevesinde 14 adet şirket kurulmuş, TEDAŞ'ın mevcut bağlı ortaklıklarından Körfez Elektrik Dağıtım A.Ş. Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş. bünyesinde tek bir şirket olarak birleştirilmiştir.
08.06.1984 tarih ve 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin, 12.04.1990 tarih ve 420 sayılı KHK'nin 10. maddesi ile değişik 15. maddesinde müesseselerin, statülerinin ticaret sicillerine kayıt ve ilanı ile tüzel kişilik kazanacağı, 16/1. maddesinde müesseselerin tüzel kişiliğe haiz olduğu, 22. maddesinde müessesenin bağlı ortaklık haline dönüştürülebileceği ifade edilmektedir.
Davalı TEDAŞ'ın 15 Eylül 1993 gün ve 21699 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Bakanlar Kurulu Kararı'yla 233 Sayılı KHK'nin 3. maddesine göre TEK kurumundan ayrılarak iki ayrı iktisadi devlet kuruluşu olarak kurulduğu, ayrıca 26 Ocak 1994 gün ve 21830 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan ana statüsü ile organlarının görev alanının belirlendiği, 4 Mayıs 1994 gününde tescilinin yöntemince yapılarak ilan edildiği, buna bağlı olarak Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) bünyesinde kurulmuş olan müesseselerde unvan değişikliğine gidildiği, açıklanan bu yasal süreç dikkate alındığında ise, BK'nun 179. maddesi kapsamında bir işletmenin devralınması olgusunun somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemenin, Ticaret Sicili Gazetesi'nde yapılan ilanın üçüncü kişilerce bağlayıcı olmayacağına ilişkin direnme gerekçesine gelince; Türk Ticaret Kanunu'nun, tescilin üçüncü şahıslara tesirini düzenleyen 38. maddesinde; ticaret sicili kayıtları, nerede bulunurlarsa bulunsunlar, üçüncü şahıslar hakkında, kaydın gazete ile ilan edildiği günü takip eden iş gününden itibaren hüküm ifade edeceği, sicile itimadı düzenleyen 39. maddesinde ise, üçüncü şahısların, kendilerine karşı hüküm ifade etmeye başlayan kayıtları bilmediklerine ilişkin iddiaların dinlenmeyeceği hükme bağlanmış olması karşısında, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yapılan ilanı yeterli görmeyen yerel mahkeme gerekçesinde isabet bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan olgular ve Hukuk Genel Kurulu'nun 06.12.2000 gün ve 2000/21-1668-1763 sayılı kararı dikkate alındığında, husumetin, dava tarihinden önce tüzel kişilik kazanmış bulunduğu açık bulunan Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş.'ne yöneltilmesinde yasal zorunluluk bulunmakta olup, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 15.11.2006 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Direnme konusu olayda İktisadi Devlet Teşekkülleri Hukuku'na ve Yüksek Yargıtay'ımızın müstakar içtihatları ile teşekkül eden maddi ve şekli hukuka en ufak bir aykırılık yoktur. Üzerinde durulması gereken husus, sorumluluğu doğuran iş kazasının meydana geldiği tarih ile Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin kuruluş tarihinin ne olduğudur. Eğer iş kazası, davalı TEDAŞ' a bağlı Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin kuruluşundan önce meydana gelmişse direnme kararı doğru, sonra meydana gelmişse bozma kararı doğru kabul edilmek zorundadır. Çünkü,
1- Müessese veya anonim şirketin hukuki varlık kazandığı tarihten önceki borçlardan TEDAŞ'ın dahi sorumlu olduğu, mutlak ve tartışmasızdır. Borcun kaynağının sözleşme, haksız fiil veya diğer bir tipe dayanması sonuca etkili değildir. Gerek yeniden kuruluş yoluyla oluşan ve gerekse önceden var olan tüzel kişiler arasında mamelek ve işletme devri BK. 179 hükmünde düzenlenmiş olup devreden tüzel kişinin 3. kişilere karşı sorumluluğu akitle bertaraf edilemeyecek şekilde ve amir hüküm muhtevasında kanunla düzenlenmiştir (BK. 179). Bu kuralın iktisadi devlet teşekküllerindeki devir ve oluşumlarda da uygulandığı hususunda herhangi bir hukuki tartışma yoktur (233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname, madde 1, madde 4/2, madde 16). İçtihat da bu yöndedir.
2- Alacaklı, hem devredene ve hem devralan tüzel kişiye birlikte veya ayrı ayrı yönelebilir. Anonim şirket öncesinde var olan işletme veya tüzel kişilik üzerinde tasarrufta bulunanın, bir kısım mameleklerini ve coğrafi alanı başka bir hukuki varlığa devredenin üst kuruluş olduğu, alt kuruluşun kendi varlığı üzerinde devir, sona erdirme gibi tasarruf yetkisi bulunmadığı unutulmamalıdır.
3- Somut olayımızda, iş kazası tarihi 23.06.1994'tür. Sakarya Elektrik Dağıtım A.Ş.'nin ticaret siciline tescil edildiği tarih, yani hukuki varlığın 3. kişilere karşı Ticaret Sicili Gazetesi yoluyla ilanen duyurulduğu tarih, 30.06. 1994'tür. Yani Sakarya Elektrik Dağıtım A.ş. hukuken ortada yokken TEDAŞ'ın sorumluluk alanında ve sorumluluk döneminde kaza meydana gelmiştir. Şimdi Borçlar Kanunu 179 hükmü, devir ve teşekkül öncesi borçlardan devreden hükmi şahsiyet olarak TEDAŞ'ın sorumlu tuttuğu açıkça belli iken, hangi hukuki sebeple direnme kararını geçersiz sayabiliriz. Yüksek 10. Hukuk Dairesi'nin dayandığı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararındaki olay, direnmedeki olayla tamamen ayrı karakterdedir. Orada iş kazası tarihi müessesesinin teşekkül, tescil ve ilanından sonra meydana gelmiştir. Somut olayın özelliği gözetilmeden ve ferdileştirilme yapılmadan dayanılan genelleme ve kıyaslar, hukuk adamı için en tehlikeli tuzaklar olarak işlev görmektedir. Bu itibarla devir öncesi meydana gelen kazalara uyarlanma imkanı bulunmayan kararların olayımıza emsal oluşturamayacağı tartışmasızdır.
Açıkladığını bu nedenlerden ötürü, hükmün onanması gerektiği inancıyla, sayın çoğunluk kararına katılmamaktayım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy