(1086 S. K. m.1) (4787 S. K. m. 4) (HGK 28.3.2007 T. 2007/13-191 E. 2007/167 K.) (HGK 23.05.2007 T. 2007/14-300 E. 2007/295 K.)
Taraflar arasındaki katkı payı sebebiyle alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; K. Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 7.6.2006 tarih ve 2006/75-185 S. kararın tetkiki davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 23.11.2006 tarih ve 2006/11504-15477 s. ilamı ile; (...Davacı, davalı ile evli olduklarını, 2002 yılında boşandıklarını birlikte yaşadıkları dönemde 2 parsel s. taşınmaz üzerine ortak katkılarla ev yaptıklarını, açtığı tapu iptali ve tescil davasında inşaat bedelinin belirlendiğini ve bedelin yarısının kendisine ilişkin olduğunu ileri sürerek, 8.800.00 YTL'nin faizi ile ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davalının reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının tapu kayıt maliki olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı ile evlilik birliği içinde birlikte inşa ettikleri binadaki katkı payını istemektedir. Davalının tapu kayıt maliki olmadığı, taşınmazda ikamet ettiği anlaşılmaktadır, inşaatın yapıldığı taşınmazın tapu kaydı imar uygulaması sonucu 3.şahıslar adına oluşturulmuştur. Bu halde davacı, iktisadi değeri olan ve yapılmasında katkısı olduğunu bildirdiği binadaki katkı payını isteyebilir. Mahkemece, taraflar arasında görülen Asliye Hukuk Mahkemesi 2001/597 esas 2002/195 karar s. boşanma dosyası, yine 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2004/5 esas s. tapu iptali ve tescil davası ile tarafların sair delilleri toplanarak, gerektiğinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle davacının binanın yapımı sırasında katkı oranı ve miktarı belirlenerek dava tarihi itibariyle belirlenecek binanın değerinden katkı oranına göre payı belirlenip sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Davacı, davalı ile 27.3.1984 gününde evlendiklerini, 13.9.2002 gününde kesinleşen kararla boşandıklarını, evlilik birliği içinde 5.2.1985 gününde dava konusu taşınmazı harici satım senedi ile satın aldıklarını ve üzerine birlikte bir ev inşa edip oturduklarını, halen davalının oturmaya devam ettiğini, evin davalının tasarrufunda olduğunu beyanla; bu evin yapılmasında bulunduğu katkı sebebiyle 8.800 YTL katkı payının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Asliye Hukuk Mahkemesince dava esastan görülmüş ve evin bulunduğu taşınmazın davalının mülkiyetinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Özel Dairece hüküm yukarda açıklanan sebeplerle esastan bozulmuştur.
Bilindiği üzere, görev kuralları kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple mahkemeler yargılamanın her aşamasında kendisinin görevli olup olmadığını re'sen incelemek, eğer görevsiz olduğu kanısına varırsa, kendiliğinden görevsizlik karan vermek zorundadır. Taraflar sözleşme ile görevli mahkemeyi değiştiremeyecekleri gibi, görev konusu taraflar için bir müktesep hak doğurmaz. Burada aleyhte bozma yasağı da uygulanmaz. Bu sebeplerle hüküm kesinleşinceye kadar her aşamada dosya Yargıtay'da ise Yargıtay'ca da bu hususun tetkiki olanaklıdır.
Somut olayda, tarafların 27.3.1984 gününde evlenip, 13.9.2002 gününde kesinleşen hükümle boşandığı, dava konusu malın evlilik birliği içerisinde, 5.2.1985 gününde edinildiği, eldeki davanın da 8.3.2006 gününde açıldığı anlaşılmaktadır. Dava evlilik birliği içinde edinilen mala katkı payı sebebiyle alacak davasıdır. Eldeki dava da 4721 s. Türk Medeni Yasasının yürürlüğe girmesinden sonra açılmıştır. Bu tür davaların çözümü Yargıtay'ın istikrar kazanmış uygulamasına göre, 4787 s. Yasanın 4. maddesi gereğince aile mahkemesine aittir. O halde, re'sen gözetilmesi gereken görev hususu dikkate alınmadan işin esasına girilerek yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir.
Bu görüşümüzü, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.3.2007 tarih ve 2007/13-191-167 ve 23.5.2007 tarih ve 2007/14-300-295 s. kararları da doğrulamaktadır.
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme karanımı yukarda gösterilen sebeplerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istem halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 14.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy