(506 S. K. m. 3) (1479 S. K. m. 24, Ek m. 19, Geç. m. 26)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tekirdağ Asliye Hukuk İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 09.06.2004 tarih ve 129-64 s. kararın tetkiki davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 27.12.2004 tarih ve 7602-11901 s. ilamı ile,
(...1- Davacı 1.2.1996 gününde Bağ-Kur sigortalılığının sona erdiğinin tespitini istemiştir. Mahkemece istek kabul edilerek davacının 1479 s. Kanuna tabi sigortalılığının 1.2.1996 gününde sona erdiğinin tespitine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve kanuna aykırı olmuştur.
Gerçekten davacının Sosyal Sigorta ve Bağ-Kur şahsi dosyası incelendiğinde, 24.2.1994 gününden itibaren şirket kurucu ortağı olarak 1479 s. Kanuna tabi sigortalı olduğu, bu sigortalılık devam ederken 1.2.1996 gününden itibaren SSK'lı olarak çalışmaya başlamıştır. 506 s. Kanunun 3. madde ve 1479 s. Kanunun 24. maddesi gereğince sigortalı olmak için başka bir sosyal güvenlik kuruluşu kapsamı dışında olma şartı getirilmiştir. Davacının ise 1994 gününde B. Müh. Mim. İnş. Taah.Ltd.şti. %50 hisse sahipliğiyle şirket kurucu ortaklığı ile zorunlu Bağ-Kur'lu olarak kaydı yapılmış ve halen devam eden Bağ-Kur'luluğu olduğu da sabittir. Bu halde 1994 yılından beri süregelen Bağ-Kur'luluğu varken davacının 1996 yılından beri 506 s. Kanun kapsamında zorunlu sigortalı sayılarak, Bağ-Kur sigortalılığının sona erdirilmesi kanuni olarak mümkün değildir.
2- Öte yandan, mahkemece davacının 1.2.1996 gününde Bağ-Kur sigortalılığının sona erdirilerek, SSK kapsamında sigortalı olduğu kabul edildiğinden SSK. nun da hak alanını ilgilendiren bu konuda adı geçen kurumun da davaya dahil edilerek katılımın sağlanması gerekirken bundan zühul edilmesi de usul ve kanuna aykırı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...)
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalılar vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, Bağ-Kur sigortalılığın (01.02.1996 tarihinde) sona erdiğinin ve davalı Kuruma borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece, ekonomik yönden baskın çalışmanın Sosyal Sigortalar Kurumunda geçtiği belirtilerek istemin kabulüne dair verilen karar, Yüksek Özel Dairesince yukarda yazılı gerekçelerle bozulmuş, yerel mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Davacının, limitet şirket ortaklığı sebebiyle Bağ-Kur sigortalısı olduğu ve SSK kapsamında geçen çalışmaları sebebiyle anılan Kuruma prim ödemelerinin bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir.
Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemiş olması sebebiyle çakışan sigortalılık olarak da adlandırılan, bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik kanununa tabi olması hali, 506 s. Sosyal Sigortalar Yasasının 3/1-(F) ve (K), 1479 s. Bağ-Kur Yasasının 24/2-c madde hükümleri dikkate alınıp, yalnızca bir sosyal güvenlik kanununa tabi sigortalılığa değer verilerek çözüme kavuşturulmaktadır.
Ne var ki, 22.02.2006 tarih ve 5458 s. Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Yasanın 13. maddesi ile değişik 1479 S. Yasanın Ek 19. maddesinde Bu Yasa ve 2926 s. Yasaya göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, beş yıl ve daha fazla süreye ait prim borcu bulunan sigortalıların bu sürelere ait prim borçlarının Kurumca yapılacak bildirimde belirtilen süre içinde ödenmemesi halinde daha önce prim ödemesi bulunan sigortalının ödediği primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibariyle, prim ödemesi bulunmayan sigortalının ise tescil tarihi itibariyle sigortalılığı durdurulur. Prim borcunun ilişkin olduğu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ait Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez...
Aynı Yasanın 14 üncü maddesiyle 1479 s. Yasaya eklenen Geçici 26. maddesinde ise Bu Yasa ve 2926 s. Yasaya göre kayıt ve tescili yapıldığı halde, 31/3/2005 tarihi itibariyle beş yıl ve daha fazla süreye ait prim borcu bulunan sigortalılar veya hak sahiplerinden bu sürelere ait prim borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunmayanlar veya yeniden yapılandırma talebinde bulundukları durumda yapılandırma haklarını kaybedenler hakkında Ek 19 uncu madde hükmü uygulanır
Hükümleri getirilmiştir.
Anılan maddeler uyarınca, Bağ-Kur'la sigortalılık ilişkisi yalnızca kayıtlar düzeyinde kalan, prim ödemesi bulunmayıp, sigorta kollarından yararlanmayan, bu sebeple de Kurumla fiilen sigortalılık bağlantısı bulunmayanların sigortalılık sürelerinin durdurulması ve bu sürelere ait sigorta primlerine Kurum alacakları içinde yer verilmemesi amaçlanmıştır.
Ek 19. madde, bu kapsamda bulunan sigortalılara borçlarından imtina, bu yolla sigortalılık sürelerini değerlendirmeme, primi ödenen sigortalılık sürelerini ise, hizmet birleştirmesinde yada Bağ-Kur'dan yaşlılık aylığı tahsisinde kullanabilme hak ve olanağı vermektedir.
Madde kapsamına giren ve aynı sürelerde başka sosyal güvenlik kanunlarına tabi olarak prim ödeyen sigortalılardan, Bağ-Kur sigortalılığının durdurulması istemi veya Geçici 26. maddede ifade edildiği üzere, prim borçlarını yeniden yapılandırma talebinde bulunmayanlar, bulundukları durumda yapılandırma hakkını kaybedenler ile bu somut uyuşmazlıkta olduğu gibi aynı amaca yönelik dava açanlar hakkında, bu süreler çakışan sigortalılık olarak kabul edilmeyecektir.
Davacının Bağ-Kur prim ödemeleri dikkate alındığında Bağ-Kur sigortalılığının durdurulmuş sayılarak, kayda geçmiş Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalılığına geçerlik tanınmasında kanuni zorunluluk bulunmaktadır.
Yukarıda belirtilen maddi ve kanuni olgular gözetildiğinde, yerel mahkemenin Sosyal Sigortalar Kurumu sigortalılığına değer veren kararında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve kanuna uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarda açıklanan gerekçelerle ONANMASINA, 17.10.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy