(4721 S. K. m. 18, 19, 20) (1475 S. K. m. 14)
Taraflar arasındaki İhbar ve Kıdem Tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ordu Asliye 1. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 18.11.2005 gün ve 2003/170-2005/214 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 28.6.2006 gün ve 2006/130-19098 sayılı ilamı ile Uyuşmazlık 26.3.2003 tarihli istifa dilekçesinin geçerli olup olmama noktasında toplanmaktadır.
Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 24.6.2005 tarihli raporunda davacı hafif ile orta derecede sınırında zekâ geriliği olarak değerlendirilmiştir.
Her ne kadar söz konusu raporun tartışma ve sonuç kısmında akit tarihinde hukuki ehliyete sahip olduğu belirtiliyorsa da bu durum 4. Adli Tıp İhtisas Kurulunun raporuyla çelişmektedir. Kaldı ki İhtisas Kurulu raporu somut bulguya dayanmaktadır. Davacı tanıkları da bu durumu doğrulamışlardır.
On yıl çalışan bir işçinin sözleşmesinin nedensiz feshi yaşamın olağan akışına aykırıdır. Kaldı ki Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın raporunda belirtilen bulgular davacının iş hukuku işlemlerinin sonucunu anlayacak ve serbestçe değerlendirecek bir hukuki irade serbestisi içerisinde olmadığını kanıtlamaktadır.
Davacı bu davayı açmayla istifanın gerçek iradesi ürünü olmadığı yönündeki ifadesini desteklemektedir.
Yukarıda sayılan somut bulgular karşısında davacının kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle; davacının işten ayrılma istemini içeren 26.3.2003 günlü dilekçesinin, davalı işveren tarafından önceden matbu olarak hazırlanmış metnin altına davacının imzası alınmak suretiyle oluşturulduğunun, davalı tanığı İrfan'ın beyanından açıkça anlaşılması karşısında, bu dilekçedeki istifa beyanının, davacının gerçek iradesini yansıttığının kabulüne hukuken olanak bulunmamasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire Bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'un 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 23.05.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy