(6762 S. K. m. 1278, 1301) (818 S. K. m. 299, 464) (Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları A.5-6)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ümraniye Asliye 3. Hukuk Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 02.02.2006 gün ve 2005/277-2006/28 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 26.04.2007 gün ve 2007/1019-1397 sayılı ilamı ile;
(...Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı aracın sigorta ettiren tarafından anahtarı ve ruhsatıyla birlikte davalı Y.Ö.'ye emaneten bırakıldığını, onun da aracı diğer davalı A.Y.'ye emanet ettiğini, ancak A.P. isimli başka bir şahsın aracın anahtarını davalı A.Y.'nin işyerindeki çekmecesinden çalarak kaçırdığını ve bilahare kaza yapıp öldüğünü, aracın pert olduğunu, hasar bedelinin sigortalılarına ödendiğini, davalıların kusurlu olduğunu bu nedenle aracın hurda değeri düşüldükten sonra bakiye 15.745.00.YTL.'nin 29.04.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Y.Ö. davanın haksız olduğunu savunarak reddini istemiş, diğer davalı cevap vermemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece sigortalı aracın davalılara işletenin rızası ile kullandırıldığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç toplanan delillere uygun düşmemektedir. Davalı Y.Ö.'nün bizzat beyanında araç sahibi K.B.'den emanet olarak aldığını, ancak bir süre için il dışına çıkacağından aracı diğer davalı A.Y.'ye muhafaza etmesi için teslim ettiğini ifade etmiştir. Davalı Y.Ö. aracı emanet aldığına göre aracı her türlü riske karşı gerekli önlemleri alarak, gereken özeni göstererek saklaması ve aynen sahibine iade etmesi gerekirdi. Oysa, aracı geçici bir süre için yakını (arkadaşı) A.Y.'ye teslim etmiş anahtarı ve ruhsatı onun çekmecesine bırakmıştır. Aracı başkasına emaneten dahi olsa teslim etmemesi gerekirdi. Zira, araç sahibinden aracı teslim alırken, aracı başkasına teslim etme konusunda onun rızasını almış değildir. Kaldı ki, kısa süre için il dışına çıkması gerektiğinde aracı asıl sahibine teslim etmesi en uygun tedbir olurdu. Davalı bu tedbirleri almamış gereken özeni göstermemiştir. Davalı A.Y.'de ifadesinde kendisine aracı Y.Ö.'nün muhafaza etmesi için teslim ettiğini, anahtar ve ruhsatı işyerindeki çekmecesine koyduğunu, bir kaç gün sonra Y.Ö.'nün aracı kendisinden istediğinde çekmecede anahtarın bulunmadığını, aracın da park edildiği yerde olmadığını, aracı 3. kişi A.P.'nin çalmış olabileceğini bildirdiğini söylemiştir. İfadesinden anlaşıldığı gibi A.Y. aracın anahtarını gerektiği gibi muhafaza etmemiş açık çekmecesine bırakmış, daha sonrada aracın A.P. tarafından çalınmış olabileceğini beyan etmiştir. Bu durumda, A.Y.'nin de aracın saklanmasında gereken özeni göstermediği anlaşılmaktadır. Aracın anahtarını açık çekmecede saklaması yerine daha emniyetli bir şekilde saklayabilirdi. Aracın başkasının eline geçmesinde kusurlu kabul edilmesi gerekir. Aracın başkasına kullandırılmasında gerek aracı kendisine teslim edenin ve gerekse araç malikinin muvafakati söz konusu değildir. İzah edildiği gibi her iki davalı aracı emanet bırakanın ve teslim edenin rızasına aykırı davranmışlardır. Açıklanan nedenlerle, mahkemenin karar gerekçesinde açıkladığı düşünceye katılmak mümkün değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kasko sigorta poliçesi çerçevesinde dava dışı sigortalıya yapılan ödeme tutarının, davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Davacı Ş. Sigorta A.Ş. vekili, davacı şirket tarafından kasko sigortası yapılan, dava dışı sigortalı Y. Gıda Ltd. Şti.'ne ait 34........plaka sayılı vasıtanın, anahtarları ve ruhsatıyla birlikte şirket yetkilisi dava dışı K.B. tarafından davalılardan Y.Ö.'ye emanet olarak bırakıldığını, davalı Y.Ö.'nün de anahtarları ve ruhsatıyla birlikte aracı 13.04.2004 tarihinde diğer davalı A.Y.'ye emaneten verdiğini, daha sonra A.R. isimli şahsın 16.04.2004 tarihinde aracın anahtarlarını çekmeceden ve aracı da bulunduğu yerden çalarak iki arkadaşıyla birlikte Manisa'ya gittiğini, orada 17.04.2004 tarihinde kaza yaptığını, kazada A.R'in öldüğünü; davalılar A.Y. ve Y.Ö.'nün, kendilerine teslim edilen sigortalıya ait aracı iyi ve güvenli bir şekilde muhafaza edemedikleri için %100 oranında kusurlu olduklarını, araçtaki hasar çok büyük olduğundan 14.07.2004 tarihli ekspertiz raporu uyarınca pert-total çalışması yapıldığını, aracın piyasa değeri olan 32.000.000.000 TL'den, hurda değeri olan 16.225.000.000 TL.'nin düşürmesiyle kalan 15.745.000.000. TL.'nin 17.09.2004 tarihinde davacı şirket tarafından sigortalısına ödendiğini, aracın çalınmasına sebep olan davalıların hasarın oluşumunda %100 oranında kusurlu bulunmaları nedeniyle, hasar miktarının tamamından sorumlu olduklarını, TTK.'nun 1301. maddesi ve Sigorta Poliçesi Umumi Şartları gereğince davacının, ödeme yapmakla sigortalısının haklarına halef olduğunu ileri sürerek, sigortalıya ödenen 15.745.000.000 TL.'nin, ödemenin yapıldığı 17.09.2004 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Y.Ö., cevap dilekçesinde davanın haksız olduğunu beyan etmiş; ancak herhangi bir açıklamada bulunmamış ve gerekçe göstermemiştir.
Diğer davalı A.Y. cevap dilekçesi vermemiş, duruşmalara da katılmamıştır.
Yerel mahkemenin; somut olayda davalılara atfı kabil bir kusur bulunmadığı gerekçesine dayalı, davanın reddine dair kararı Özel Dairece metni yukarıda bulunan ilamla bozulmuş; yerel mahkeme gerekçesini tekrarlayarak ve genişleterek önceki kararında direnmiştir.
Davacı Ş. Sigorta A.Ş. tarafından, 08.12.2003 tanzim tarihli ve 366 gün süreli Oto Paket Sigorta Poliçesi ile sigortalanan, dava dışı Y. Gıda Tic. Ltd. Şti. adına trafiğe kayıtlı 34 ........ plaka sayılı özel otomobilin, 17.04.2004 tarihinde, saat 23.45 sıralarında, Manisa-Akhisar karayolu üzerinde şarampole yuvarlandığı, sürücü A.P. ile araçta yolcu olarak bulunanlardan B.G.'in olay yerinde öldüğü, dava dışı bir kişinin yaralandığı, araçta ağır hasar meydana geldiği; davacı şirketin bu kaza nedeniyle, ekspertiz raporu çerçevesinde sigortalısı Y. Gıda Tic. Ltd. Şti. yetkilisi K.B.'ye 17.09.2004 tarihinde 15.745.000.000 TL. ödeyerek ibraname aldığı; her iki davalıya gönderdiği 03.11.2004 günlü yazılarla bu miktarın 10 gün içerisinde kendisine ödenmesini istediği, ödeme yapılmayınca eldeki davanın açıldığı, dosya kapsamıyla sabit ve çekişmesizdir.
Olaydan sonra davalı Y.Ö. tarafından verilen 19.04.2004 günlü şikayet dilekçesi üzerine, ölen A.P. hakkında oto hırsızlığı suçundan Şişli C.Başsavcılığı'nca yapılan hazırlık soruşturması sonucunda, 13.07.2004 günlü ve 2004/11543 karar sayılı takipsizlik kararının verildiği; takipsizlik kararında, A.P.'nin 34......... plakalı otoyu çaldığının ve kaza yaparak öldüğünün belirtildiği; Manisa Başsavcılığınca da, A.P. hakkında tedbirsizlik, dikkatsizlik sonucu iki kişinin ölümüne neden olmak suçundan hazırlık soruşturması yapıldığı ve sonuçta, sanığın ölmüş olması nedeniyle 20.04.2004 gün, 2004/1540 karar sayılı takipsizlik kararının verildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Eldeki davanın davalıları Y.Ö. ve A.Y.'nın, Şişli C.Başsavcılığı'nca yapılan hazırlık soruşturması sırasında alınan ve birbirini teyit eden ifadelerine göre; davacı şirket tarafından oto paket sigorta poliçesiyle sigortalanan, dava dışı sigortalı Y. Gıda Ltd. Şti.'ne ait 34.........plaka sayılı otomobil, davalılardan Y.Ö. tarafından geçici olarak kullanılıp iade edilmek üzere, Y. Gıda Ltd. Şti.'nin yetkilisi dava dışı K.B.'den anahtarları ve ruhsatıyla birlikte teslim alınmış; davalı Y.Ö., il dışına çıkması gerekince, muhafaza ve dönüşünde kendisine teslim etmesi için anahtarları ve ruhsatıyla birlikte aracı 13.04.2004 tarihinde arkadaşı olan diğer davalı A.Y.'ye vermiş, araç her iki davalı tarafından davalı A.Y.'ın işyerinin yakınındaki bir sokağa park edilmiş, davalı A.Y. aracın anahtarlarını işyerindeki çekmecesine koymuş, işyerine gelip giden ve davalı A.Y'nin uzak akrabası olan dava dışı A.P. 16.04.2004 tarihinde aracın anahtarlarını çekmeceden ve aracı da bulunduğu yerden çalarak, iki arkadaşıyla birlikte Manisa'ya götürmüş, orada 17.04.2004 tarihinde yukarıda açıklanan kaza meydana gelmiş; davalı Y.Ö. 19.04.2004 günü İstanbul'a dönmüş, her iki davalı, aracın çalındığını o gün öğrenmişlerdir.
Açıklanan bu oluşa göre, sigortalanan araç, dava dışı sigortalı tarafından geçici bir süre kullanıp iade etmesi için davalı Y.Ö.'ye ve onun tarafından da, muhafaza ve dönüşünde kendisine teslim edilmek üzere, diğer davalıya verilmiştir.
Belirtilmelidir ki; gerek taraflar ve gerekse yerel mahkeme ile Özel Daire'nin kabulünde bulunan bu oluş biçimine göre; hukuksal nitelikçe, dava dışı sigortalı ile davalılardan Y.Ö. arasında ariyet (Borçlar Kanunu madde 299 ve izleyen maddeler); davalı Y.Ö. ile davalı A.Y. arasında ise vedia (Borçlar Kanunu madde 464 ve izleyen maddeler) sözleşmesi bulunmaktadır. Eş söyleyişle, sigortalanan araç, sigortalı ile davalı Y.Ö. arasındaki ariyet sözleşmesi çerçevesinde bu davalıya verilmiş, bilahare davalılar arasındaki vedia sözleşmesiyle bir sokağa park edilmiş ve oradan dava dışı A.R tarafından çalınmıştır. Ariyet veren durumundaki dava dışı sigortalının, aracı davalı Y.Ö.'ye kendi rızası ve muvafakatiyle verdiğinde kuşku ve duraksamaya yer yoktur. Aksi iddia ve ispat edilmediğine göre, somut olayda, davalılar arasındaki vedia sözleşmesinin de sigortalının rıza ve muvafakatiyle yapılmış olduğunun kabulü gerekir. Dolayısıyla, dava dışı kişi tarafından çalındığı anda davalılardan A.Y.'ın hukuki ve fiili sorumluluğu altında bulunan aracın, çalınma anındaki konumu, dava dışı sigortalının bilgisi ve muvafakati dahilindedir ve bu nedenle de, davalılar, aşağıda değinilen Türk Ticaret Kanunu'nun 1278. maddesi anlamında sigortalının fiillerinden sorumlu bulunduğu kişiler durumundadır.
Türk Ticaret Kanunu'nun Sigorta Ettirenle Sigortadan Faydalanan Kimsenin Kusuru başlıklı 1278. maddesi, aynen Mukavelede aksine hüküm olmadıkça sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin yahut fiillerinden hukuken mesul bulundukları kimselerin kusurlarından doğan hasarları tazmin ile mükelleftir. Fakat hiçbir halde sigortacı sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin kasdından veya aksi mukavelede yazılı değilse sigorta edilen malın ayıbından doğan hasarları tazmine mecbur olmaz. hükmünü taşımaktadır.
Somut olay bakımından değerlendirildiğinde; bu hüküm, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin kastından kaynaklanmamış olması şartıyla; sigorta ettirenin veya sigortadan faydalananın veya eylemlerinden bu ikisinin hukuken sorumlu olduğu kişilerin kusurlarından doğan hasarların da sigortacı tarafından tazmin edileceğini öngörmekte; ancak, tarafların bunun tersini öngören sözleşme yapabileceklerini belirtmektedir. Dava dışı sigortalı ile davacı sigortacı şirket arasındaki sözleşmede, tersine bir hüküm bulunmadığı çekişmesizdir.
Öte yandan, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının Teminat Dışında Kalan Zararlar başlıklı A.5-6. maddesi de, sadece, sigortalı veya fiillerinden sorumlu bulunduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından taşıta kasten verilen zararlar ile sigortalının fiillerinden sorumlu olduğu kimseler veya birlikte yaşadığı kişiler tarafından sigortalı taşıtın kaçırılması veya çalınması nedeniyle meydana gelen zararları teminat dışında tutmuş; teminat dışında kalma olgusunu bu hallerle sınırlamıştır.
Yukarıda açıklanan oluşa göre; dava dışı sigortalının geçici bir süreyle kullanıp iade etmek üzere davalılardan Y.Ö.'ye verdiği, onun da, muhafaza etmesi için davalı A.Y.'ye teslim ettiği aracın, ölen A.R tarafından çalınması ve kazaya uğrayarak ağır hasar görmesiyle sonuçlanan süreçte, dava dışı sigortalının eylemlerinden sorumlu olduğu davalıların Türk Ticaret Kanunu'nun 1278. maddesi anlamında kasdi davranışlarından söz edilmesine hukuken olanak yoktur ve esasen böyle bir iddia davacı tarafından dahi ileri sürülmemiştir. Yine, Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları'nın A.5-6. maddesinde belirtilen ve zararın teminat dışında kalmasını gerektiren hallerin de somut olayda söz konusu olmadığı açıktır.
O halde, davacı sigortacının, sigortalanan araçta oluşan hasar nedeniyle dava dışı sigortalısına ödediği sigorta tazminatını davalılara rücu etmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.
Yerel mahkemenin aynı gerekçeye dayalı direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, onanmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 09.04.2008 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy