(2004 S. K. m. 72) (4721 S. K. m. 2) (YHGK. 07.05.2003 T. 2003/6-320 E. 2003/329 K.)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Şişli Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 03.05.2007 gün ve 2006/200-2007/167 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 13.02.2008 gün ve 2007/12153-2008/2032 sayılı ilamı ile;
(... Davacı, davalı ile 1.8.1994 başlangıç tarihli 2 yıl süreli kira sözleşmesi imzaladığını, kira sözleşmesinin özel şartlar 3. maddesinde kira parasının en geç ait olduğu ayın 3.günü akşamına kadar ödeneceği şartının olduğunu, ancak davalı ile şifai olarak kiraların her ayın ilk haftası ödeneceği şeklinde anlaşmaları olduğunu, 12 yıldır davalının kiracısı olduğunu, kira paralarını da düzenli olarak ödediğini, Ekim 2006 kirasını 5.3.2006 tarihinde ödediği halde davalı kira sözleşmesinin 3. maddesini gerekçe göstererek aleyhine Kasım-Aralık 2006, Ocak- Şubat- Mart- Nisan- Mayıs- Haziran-Temmuz 2007 aylarına ilişkin kira alacağı için icra takibi başlattığını, takibe konu edilen alacağın henüz muaccel olmadığını, icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafından çıkartılan muarazanın önlenmesini istemiştir.
Davalı, davacı kiracının kira bedelini geç ödediği için kira sözleşmesinin özel şartlar 3. maddesi uyarınca kira alacaklarının muaccel hale geldiğini, kira parasının her ayın ilk haftası ödeneceğine dair aralarında bir anlaşma yapılmadığını, ileri sürerek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacı kiracının taraflar arasındaki 1.8.1994 tarihli kira sözleşmesinin 3. maddesinde kararlaştırılan ödeme süresine uymadığı, kiranın geç ödendiği kabul edilerek, davalının icra takibinde haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kiracı olduğunu, aralarındaki kira sözleşmesinde her ne kadar kiranın her ayın 3. gün akşamına kadar ödeneceğini belirtilmiş ise de, uzun süredir kiraları her ayın 3. gününden daha sonraki tarihlerde yatırdığını ve bu nedenle davalı ile aralarında fiili uygulama doğduğunu buna rağmen davalı kiralayanın hakkında, Kasım Aralık 2006, Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz 2007 kiralarının muaccel olduğu gerekçesiyle icra takibi başlattığını, bu aylar kiraların muaccel olmadığını bildirip, muarazanın meni davası açılmıştır. Taraflar arasındaki kira sözleşmesinin özel şartlar kısmının 3. maddesinde Kira paraları ait olduğu ayın en geç 3. günü akşamına kadar kiraya verenin elinde olacak şekilde ödenir. Kira parasının herhangi birisinin zamanında ödenmemesi halinde, ayrıca bir ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, dönem sonuna kadar ki bakiye kira paralarının tamamı muaccel hale gelir hükmü kararlaştırılmıştır. Davalı tarafından da sözleşmedeki bu hükme dayanılarak Ekim 2006 kira parasının 5.10.2006 tarihinde geç ödenmesi nedeniyle dönem sonuna kadar kira paralarının tahsili için icra takibi başlatılmıştır. Davacının kira paralarının ödenmesiyle ilgili ibraz ettiği banka dekontlarından sözleşmede belirtildiği gibi her ayın 3. günü değil, daha sonraki tarihlerde ödemelerin yapıldığı anlaşılmaktadır. Öyle olunca taraflar arasında, kiranın her ayın 3. günü ödeneceğine dair sözleşmedeki şarta fiilen uyulmadığı, böylece fiili bir uygulamanın doğduğu sabittir. Davalı davacıya icra takibinden önce herhangi bir ihtar gönderip ödemelerini sözleşmenin 3. maddesinde belirtilen tarihte yapması konusunda bir talepte de bulunmamıştır. Davacı ile davalı arasında fiilen meydana gelen kararlaştırılmaya aykırı olarak, Ekim kirasının geç ödendiğinden bahisle dönem sonuna kadar kiraların tahsilini temin için icra takibi yapması haksız olup hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Mahkemece davanın kabulüne verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir...),
Gerekçesiyle bozularak ve davacının sair temyiz itirazların incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilerek dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 3. maddesi uyarınca muaccel hale geldiği iddiasıyla, kira paralarının tahsili ve tahliye istemiyle başlatılan ilamsız icra takibine konu borcun bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı Mustafa Demir vekili, davalı kiralayan tarafından davacı kiracı hakkında, muaccel hale gelmemiş kira paralarının tahsili istemiyle icra takibi yapıldığını; her ne kadar, kira sözleşmesinde kira paralarının ait oldukları ayların en geç üçüncü günü akşamına kadar ödeneceğine dair hüküm mevcut ise de; tarafların ödemenin her ayın ilk haftasında yapılması yönünde şifahi olarak anlaştıklarını ve 12 yıl süren sözleşmede bunun örf halini aldığını, 2006 yılı Kasım ayı kira parasının henüz muaccel olmadığını, muaccel olmamış borç için icra takibi yapılamayacağını, bunun M.K. nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesiyle de bağdaşmayacağını ileri sürerek, takibe konu borcun muaccel olmaması nedeniyle asıl alacağın mevcut bulunmadığının tespitine, kötüniyetli icra takibi nedeniyle asgari %40 oranında kötüniyet tazminatının da davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Atilla Onuk vekili, kira sözleşmesinin 3. maddesine göre en geç 03.10.2006 tarihine kadar ödenmesi gereken Ekim 2006 kira parasının zamanında ödenmediğini, böylece, anılan sözleşme hükmü uyarınca ihtar veya ihbara gerek kalmaksızın Kasım 2006 ila Temmuz 2007 arasındaki ayların kira paralarının muaccel hale geldiğini, muaccel hale gelen bu kira paralarının tahsili için icra takibi yapıldığını; davacı tarafça ileri sürülenin tersine, kira paralarının her ayın ilk haftası ödeneceği yolunda taraflar arasında şifahi bir anlaşmanın bulunmadığını, esasen yazılı sözleşmenin şifahi anlaşmayla değiştirilmesin mümkün de olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Yerel mahkemece davanın reddine dair verilen karar, yukarıda açıklanan gerekçeyle Özel Daire tarafından bozulmuş, Yerel Mahkeme gerekçesini tekrarlayıp, genişleterek; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.05.2003 tarih 2003/6-320-329 karar sayılı ilamının da aynı yönde bulunduğunu belirterek önceki kararında direnmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle; taraflar arasındaki 01.08.1994 tarihli kira sözleşmesinin özel şartlar bölümünde yer alan 3. maddede, her bir ayın kira parasının ilişkin bulunduğu ayın üçüncü gününe kadar ödeneceğine, bunlardan herhangi birinin zamanında ödenmemesi halinde ihtar gerekmeksizin dönem sonuna kadar işleyecek tüm kira paralarının muaccel hale geleceği kararlaştırılmıştır. Sözleşme serbestisi kuralı çerçevesinde geçerliliği çekişmesiz olan açık hükmün bulunmasına, bu hükmün sonradan şifahi anlaşmayla değiştirildiği yönündeki davacı iddiasının yasal delillerle kanıtlanamamış olmasına; Hukuk Genel Kurulu'nun 07.05.2003 gün ve 2003/6-320-329 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, sözleşmede kararlaştırılandan başka bir tarihte ödeme yapılması yolunda taraflar arasında teamül veya fiili uygulama oluştuğunun kabul edilebilmesi için, kira paralarının uzun bir süre, her ayın belli bir gününde muntazam şekilde ödenmesinin gerekli bulunmasına; 2006 Yılı Ekim Ayı öncesindeki kira paralarının, ilişkin oldukları ayların belli bir gününde düzenli olarak değil, farklı tarihlerde, düzensiz bir şekilde ödendiklerinin dosya kapsamından açıkça anlaşılması karşısında, somut olayda böylesi bir teamülden veya fiili uygulamadan söz edilmesi mümkün değildir. O halde, Ekim 2006 ayına ait kira parasının, sözleşmedeki açık hükme aykırı olarak 05.10.2006 tarihinde ödenmesi nedeniyle, kira döneminin sonu olan 2007 yılı Temmuz ayına kadarki kira paralarının muaccel hale gelmiş olduğunun kabulü gerekir. Davalı kiralayanın muaccel bu kira paralarının tahsili istemiyle icra takibi yapmasının hakkın kötüye kullanılması niteliği taşımamasına göre, Yerel Mahkemenin direnme kararında dayandığı gerekçe yerindedir.
Ne var ki, davacı vekilinin, bozulan önceki kararda hüküm altına alınan icra inkar tazminatına ve diğer yönlere ilişkin temyiz itirazları Özel Dairenin bozma ilamında inceleme dışında tutulduğundan ve aynı yöndeki temyiz itirazları direnme kararına ilişkin olarak da ileri sürüldüğünden, bu yönlerden inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan gerekçeyle, Yerel Mahkemenin direnmesi yerinde görüldüğünden, davacı vekilinin icra inkar tazminatına ve diğer yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenmek üzere dosyanın 13. Hukuk Dairesine gönderilmesine, ilk görüşmede çoğunluk sağlanamadığından, 03.06.2009 gününde ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy