(4721 S. K. m. 719) (3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Cizre Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 24.06.2009 gün ve 2008/452 E- 2009/298 K. sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 10.12.2009 gün ve 2009/9784-12828 sayılı ilamı ile;
(...Dava; kadastro tespit çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan yerin tapu kaydına dayalı olarak tescili isteğine ilişkindir.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının hazinenin de taraf olduğu tescil ilamı sonucu oluştuğu ve haritasının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmelidir ki; harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına TMKnun 719 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi uyarınca haritasına göre kapsam belirleneceği tartışmasızdır.
Esasen keşfen elde edilen teknik bilirkişi raporuna ekli krokide E harfi ile gösterilen dava konusu yerin de harita kapsamında kaldığı bildirilmiştir.
O halde tescil ilamının tarafı ve arzın tabii maliki olan hazineyi bu ilamın bağlayacağı sabittir. Taşınmazın bir bölümünün kadastro harici bırakılması ve fiilen yol olarak kullanılması mülkiyet belgesi niteliğindeki tapu kaydı karşısında önem ifade etmez ise de; tescil ilamının lehtarı olan davacıların miras bırakanının krokisinde E harfi ile gösterilen bölümü içinde kalan bir kısım yerin yol olarak kullanılması için Belediyeye bıraktığı dosya kapsamı ile sabit olup esasen bu kısımla ilgili olarak da davacıların bir talebi bulunmamaktadır.
Bu durum karşısında krokide E harfi ile gösterilen bölüm kapsamında yol olarak kullanılan kısım hariç 801 ada, 2 parselin güneyindeki bölüm yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile ve yasal olmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...)
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılardan S. Y. ve kardeşleri vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy