(818 S. K. m. 158) (4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki Akde aykırılık iddiasına dayalı cezai şart tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 31.12.2007 tarih, 564-868 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 11.11.2008 tarih, 3796-10803 sayılı ilamıyla hüküm;
(... Davacı vekili, davalının müvekkilinin LPG bayisi olduğunu, davalının işyerinde yapılan tespit sonucu davalının dava dışı şirketin bayiliğini alarak tüplerini sattığının belirlendiğini, sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerek 40.000.00.-YTL. cezai şartın reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dayalı, sözleşmeyi feshettiğini davacıya bildirmesinden sonra eski işyerinde tespit yaptıran davacının kötüniyetli olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davalının davacıya 06.04.2005 tarihinde fesih ihtarı gönderdiği, bu tarihten sonra davacının yaptırdığı 24.06.2005 tarihli tespit sırasında sözleşmenin ayakta olmadığı, davacının akdin feshedildiği tarihten önce akde aykırılığı ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Her ne kadar, yerel mahkeme kararının gerekçesinde davalının davacıya 06.04.2005 tarihinde fesih ihtarı gönderdiği belirtilmişse de dosyada 06.04.2005 tarihli bir ihtara rastlanılmamıştır. Bu tarih taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin düzenlendiği tarih olup, maddi hata sonucu yerel mahkeme kararına gerekçe olarak alındığı düşünülmektedir. Davalı tarafından davacıya çekilen ihtarname 21.06.2005 tarihli olup, bu ihtarname fesih iradesini içermemektedir. Davalının ileride sözleşmeyi feshetmeyi düşündüğü şeklindeki açıklamaları içeren bu ihtarnamenin fesih ihtarnamesi olarak kabulü doğru değildir. Sözleşme, davacı tarafından çekilen 28.06.2005 tarihli noter ihtarnamesiyle feshedilmiştir. Sözleşmeye aykırılığın saptandığı delil tespiti ise bu tarihten önce yapılmıştır. Bu durumda mahkemece fesihten önce davalının sözleşmeye aykırı davrandığının delil tespit raporu ile saptandığı ve davacı tarafından sözleşmenin bu nedenle feshedildiği gözetilerek deliller hep birlikte değerlendirilip uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir....) gerekçesiyle bozularak, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra Gereği düşünüldü:
Dava, taraflar arasında düzenlenen ili bayilik anlaşmasına aykırı hareket edildiği iddiasına dayalı cezai şartın tahsili davasıdır.
Mahkemece, 6.4.2005 tarihli Yılmazın 21.6.2005 tarihinde düzenlediği ihtarname ile sona eren 24.6.2005 tarihli tespitte, dava dışı İbrahim Yılmaz'ın bulunduğu, satışa arz edilmiş tüp bulunmadığı, başka bir adreste bulunan depoda Kongaz'a ait tüplerin bulunduğu, davacı şirketin bu tespit üzerine başka şirkete ait tüplerin satışa arz edildiği sözleşmeye aykırı davranıldığı gerekçesi ile akdi feshettikleri ve eldeki davayı açtıkları, ne var ki, taraflar arasındaki sözleşme davalının fesih ihtarı ile sona erdiğinden tespit tarih itibariyle sözleşme ayakta olmadığından akde aykırılık durumundan söz edilemeyeceği, fesih tarihinden önce de akde aykırı davrandığının kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Özel Dairece yukarıda açıklanan gerekçelerle hüküm bozulmuştur.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık bayilik anlaşmasının, davalı tarafından çekilen ihtarname (21.6.2005 Tarihli) ile mi, yoksa davacı tarafından çekten sonraki tarihli ihtarname (28.6.2005) ile mi feshedildiği, buna göre davalı tarafça akde aykırı davranılıp davranılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Dosya içerisindeki belgelerin incelenmesinde; davacı Milangaz şirketi ile davalı Hasan Yılmaz arasında 6.4.2005 tarihinde, Aydınlıkevler Mahallesi, Bebek Sokak, no 2/A Selçuklu Konya adresinde bayilik yapmak üzere sözleşme düzenlendiği, Sözleşmenin 27. maddesinde Bayiinin akde muhalefeti dolayısıyla akdin feshine sebebiyet vermesi halinde bayii, Milangaz LPG'ye cezai şart olarak ödemeyi peşinen kabul etmiştir. hükmünün yer aldığı görülmektedir. Davacı yan, cezai şart isteminde bulunurken, sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasına değil, sözleşmenin 4/b. maddesinde düzenlenen ...Bayi, LPG depozitolu tüp ve diğer emtianın Milangaz LPG'de bulunmadığı veya yeteri kadar verilmediği ve benzeri gerekçelerle de başka firmaların gazını, gaz tüpü ve emtiasını satamaz, sattıramaz, aracılığını yapamaz. hükmüne dayanarak sözleşmeye aykırılık iddiasına dayandırmıştır.
Burada akde aykırılık bulunup bulunmadığı sorununun irdelenebilmesi için öncelikle akdin davacı şirket tarafından mı, davalı bayi tarafından mı çekilen ihtarname ile sona erdiği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
İlk ihtar 21.6.2005 tarihinde dayalı tarafından davacı şirkete çekilmiş olup, bu ihtarnamede Milangaz
.. AŞ'ye olan borcumun toplanarak tarafıma bildirildiği takdirde borcumun tamamını ödeyerek, bundan böyle aktif ve pasif olarak hiçbir şekilde tüp bayiliği yapmayacağımdan, bayiliğimin feshedilerek adıma konulan ipoteğin kaldırılmasını, 10 gün içinde ipoteğin iade edilmesini, aksi takdirde kanuni işlem yapacağımı bildiririm şeklinde irade beyanında bulunmuştur. Her ne kadar ihtarnamenin davacı şirkete tebliğine ilişkin belge dosyada bulunmamakta ise de, davacı şirketin kabulünden en geç 27.6.2005 tarihinde davacı şirkete ihtarnamenin tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, ileriye dönük fesih, sözleşme ilişkisini geleceğe etkili olarak sona erdiren sebeplerden biridir. Yani fesih iradesi, sözleşme ilişkisini sona erdirmeye, ortadan kaldırmaya yönelik bozucu yenilik doğuran bir haktır. Hüküm ve sonuçların muhatabın hakimiyet alanına ulaştığı anda geleceğe etkili olarak meydana getirir. Tek taraflı, varması gerekli bir irade beyanı ile kullanılır. Şarta tabi tutulamaz ve geri alınamazlar. (F.Eren Borçlar Hukuku Genel Hükümler cilt 2, syf 1247)
21.6.2005 tarihli ihtarname incelendiğinde, borcu ödenmesi hususunun ayrı, fesih hususunun ayrı biçimde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Davalı söz konusu ihtarda bildirildiği takdirde borcunu ödeyeceğini belirtmiş ve akabinde 28.6.2005 tarihli davacı şirket tarafından çekilen ihtarnamede, 28.6.2005 tarihi itibariyle borcunun 8.330 YTL olduğunun bildirilmesi üzerine dayalı tarafından sunulan tahsilat makbuzlarına göre, 6.7.2005 tarihinde 8.000 YTL, 7.7.2005 tarihinde ise 330.00 YTL paranın davacı şirkete yatırıldığı anlaşılmıştır.
Yine, Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında da belirtildiği gibi, fesih iradesinin varlığı için, açıkça Feshediyorum gibi kelimelerin kullanılmasının gerekli olmadığı, ihtarnamede de belirtildiği üzere, verdiği şeyi geri istemesinin dahi fesih iradesi yerine geçeceği benimsenmiştir.Davalı da ihtarnamede sözleşme gereği taşınmazına teminat olarak konulan ipoteğin kaldırılmasını istemekle ve açıkça da Bundan böyle aktif ve pasif olarak hiçbir şekilde tüp bayiliği yapmayacağımdan bayiliğimin feshedilerek.... beyanında bulunmakla, yine aynı gün 21.6.2005 tarihinde Meram Vergi Dairesine başvurarak mükellefiyeti terk iradesini bildirdiğinden, taraflar arasındaki sözleşmenin ilk olarak dayalı bayi Hasan Yılmaz tarafından sona erdirildiği anlaşılmıştır.
Öte yandan Yerel Mahkeme duruşmalarında da değinildiği gibi, davacı şirket tarafından 24.6.2005 tarihinde yapılan tespitte, davalının bayii adresi olarak bildirdiği adreste başka firmalara ait tüpler bulunmadığı gibi, davalı da anılan adreste faaliyet göstermemektedir Sözleşmedeki adres dışında başka bir yerde bulunan depoya davalının kardeşinin beyanı üzerine gidilerek, Kongaz şirketine ait tüplerin tespit edilmiş olması da davalının bu anlamda akde aykırı davrandığını kanıtlamaz.
Davacı şirket tarafından 28.6.2005 tarihinde gönderdiği ihtarname ile akde aykırılık tespit edilmiş olduğu gerekçesiyle akdin feshedildiğinin bildirilmesi, sözleşme zaten dayalı tarafından sona erdirildiğinden ve sözleşme ayakta olmadığından hüküm ifade etmeyecektir. Davacı yan, akdin haksız feshine dayanarak değil, akde aykırılık nedeniyle sözleşmenin feshedildiği iddiasına dayanarak cezai şart isteminde bulunduğundan, davanın reddine ilişkin direnme kararı yerinde olup, Yerel Mahkeme direnme kararı onanmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan, başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10.02.2010 gününde ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.
(KARARA KONU YEREL MAHKEME KARARI AŞAĞIDA VERİLMİŞTİR)
İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
(DİRENME KARARI)
E: 2009/180
K: 2009/313
K: 03.06.2009
Davacı yanca davalı yan aleyhine açılan davanın yapılıp sona erdirilen açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
AÇILAN DAVA VE İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında mevcut bayilik sözleşmesine göre davalıya Selçuklu-Konya bayiliğinin verildiğini; sözleşmenin devamı sırasında Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/749 D.İş sayılı dosyası üzerinden yapılan keşif ve tespitte davalıya ait depoda başka marka LPG tüplerinin bulunduğunu; bu şekilde bayilik sözleşmesinin 4. maddesine aykırı davranışı tespit edilen davalıya B. 27. Noterliği'nden 28.06.2006 tarih ve 13635 yevmiye nolu ihbarname ile fesih ihbarının gönderilerek akdin feshedildiğini; bu fesihten dolayı sözleşmenin 26. maddesi uyarınca 100 ton LPG. nin ana depo çıkış fiyatı uyarınca cezai şart talep etme haklarını bulunduğunu beyanla ıslahla birlikte neticeten 40.000, 00 YTL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA VE KARŞI TALEPLER:
Davalı cevap dilekçesinde özetle; tespiti yaptıranın davacı olmadığını, tespiti L. Tevzii Üretim San ve Tic. A.Ş.'nin yaptırdığını davalının yaptırdığı bir tespit olmadığını; kaldı ki tespitin eski işyerinde yaptırıldığını, tespit yapılan mahalde kendisinin değil kardeşi Ramazan Yılmaz'ın çalıştığını, kaldı ki sözleşmeyi tespit tarihinden önce feshettiğini ve davacıya bildirdiğini davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE KABUL EDİLEN OLUŞ:
Tarafların Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uyarınca hasrettikleri delilleri toplanmıştır.
Somut olayda hukuki uyuşmazlık; davacının akdi fesihte haklı olup olmadığı; haklı ise sözleşmeye göre cezai şart talep edip edemeyeceği noktasındadır.
Mahkememizce bozma öncesi yapılan yargılamada 2006/564 Esas ve 2007/868 Karar sayılı ve 31.12.2007 tarihli kararda Davacı davalının fesih ihbarını yok saymış, sanki akit daha önce davalı yanca feshedilmemiş gibi, akdi feshettiğini ve cezai şart talep edeceğini ihtaren bildirmiştir. Önceden feshedilmiş akdi bir defa daha feshetmenin hukuki bir faydası bulunmamaktadır. Davacı davalının akdi süresinden önce tek taraflı feshetmesine değil akde aykırılığa dayanarak cezai şart talep etmektedir. Bu nedenle fesih tarihi ve tespit tarihleri ve tüm deliller ışığında davalının akdin feshinden önceki bir tarihte (06.04.2005 tarihinden önce) akde aykırılığı ispat edemediği de göz önüne alınarak ve tespit tarihinde de akit ayakta olmadığından cezai şart isteminin koşulları oluşmadığı nedenle davanın reddine karar verilmiştir.
YÜKSEK YARGITAY 19. HUKUK DAİRESİNİN 2008/3796-10803 SAYILI VE 11.11.2008 TARİHLİ BOZMA İLAMI GEREKÇESİ:
Davalı tarafın davacı tarafa çektiği 21.06.2005 tarihli ihtarnamenin fesih iradesini içermediği, akdin feshinin düşünüldüğü, bu nedenle akdin feshinin davacı yanca 28.06.2005 tarihli ihtarname ile gerçekleştiği, akde aykırı eylemin ise bu tarihten önce saptandığı nedenle cezai şart isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği cihetle davanın kabulü gerektiği belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir.
DİRENME GEREKÇESİ:
a- FESİH İRADESİ YÖNÜNDEN: Davacı ile davalı arasında akdedilmiş bayilik sözleşmesi 06.04.2005 tarihlidir ve on yıl sürelidir. Davalı Konya 4. Noterliği'nin 21.06.2005 tarih ve 18882 yevmiye nolu ihtarnamesi ile
.. bundan böyle aktif ve pasif olarak hiçbir şekilde tüp bayiliği yapmayacağımdan, bayiliğimin feshedilerek, adıma konulan ipoteğin kaldırılmasını, 10 gün içinde ipoteğin iade edilmesini, aksi takdirde kanuni işlem yapacağımı
.. bildiririm şeklinde bir ihtarname göndermiştir.
İhtarnameye gönderen davalı meramını anlatırken hukuki bir anlatım yapmamıştır. Ancak ihtarnamenin içeriğinden ticareti terk ettiği, bayilik ilişkisini sona erdirmek istediği çok net anlaşılmaktadır. Bayiliğimin feshedilerek tabiri ise aslında davacıyı feshe davet etmek olmayıp kendisinin anlaşmayı feshettiğini, cari hesabını kapatılıp borç bilgileri verildiğinde ödeyeceğini, derhal ipoteğin fekkinin yapılması gibi feshin sonuçlarını da içeren bir taleptir. Bu nedenle 21.06.2005 tarihli ihtarname mahkememizce FESİH İHBARI olarak kabul edilmiştir. Ulaştığı andan itibaren de bozucu yenilik doğrun bir hak olarak hüküm ve sonuçlarını derhal doğurur.
b- AKDE AYKIRILIĞIN KANITLANMASI YÖNÜNDEN: Mahkememizce verilen önceki kararda akdin feshinin davalı yanca değil de davacı yanca yapıldığının kabulü halinde bile akde aykırılığın kanıtlanamadığı da red gerekçesi yapılmış idi.
Cevap dilekçesine ekli ve 08.11.2006 tarihli Meram Vergi Dairesinin yazısında davalının 21.06.2005 tarihinde ticareti terk ettiği kayıtlıdır. Bu bildirgenin ve yazı içeriğinin sahteliği iddia edilmemiştir.
24.06.2005 tarihinde yapılan tespitte, davalının iş yerinde olmadığı görülmüş ve davalının halen işi fiilen yürüttüğüne dair bir kanıt sunulmamıştır. Yine iş yerinde satışa sunulmuş ne davacı firmaya ne de tespit yaptıran firmaya ne de başka bir firmaya ait dolu tüp bulunmamıştır. Depoda yapılan tespitte ise bulunan başka firmaya ait dolu tüplerin davalı ile dava dışı Kongaz firması arasında ileride yapılacak bayilik sözleşmesi gereği depoda hazır tutulduğu ve anlaşma yapılınca fiilen satışa başlanacağı beyan edilmiştir. Beyan sahibi de davalı değil davalının oğludur.
Sözleşmeye göre davalı sözleşmedeki adresi olan A. Mahallesi B. Sokak No:2/A Selçuklu/Konya adresinde fiili ticaret yapmaktadır. Tespit yapılan mahal ise Aydınlıkevler H. Ç. Mahallesi K. Sokak 79/B adresidir. Yani davalı sözleşme ile ticaret yürüttüğü adresinde ne dolu ne de boş tüp bulunmadığı, işyerinin faal olmadığı tespit edildikten sonra tespit istenen mahal dışına gidilerek sözleşme dışı bir depoda bekleyen, satışa arz edilmemiş tüplerin tespiti yapılmıştır.
Bu tespit hiçbir şekilde akdi aykırılığı kanıtlamaya yetmemektedir.
Kaldı ki gerek tespit yaptıran dava dışı Likitgaz Firmasının gerekse davacı Milangaz firmasının davalı ile ayrı ayrı bayilik sözleşmeleri yaptığı, tüm sözleşmelerde tek satıcılık zorunluluğunun bulunduğu; ancak grup şirketler nezdinde farklı bayiliklere göz yumulduğu; akde aykırılık iddiasında bulunulmadığı; Likitgaz firmasının yaptırdığı tespitin davacı Milangaz Firmasınca delil tespiti olarak sahip çıkıldığı, tek satıcılığa aykırılığın kendi aralarında akde aykırılık nedeni yapılmadığı, buna göz yumulduğu; ancak sözleşme dışı adres olan depoda bekleyen satışa arz edilmeyen tüplerin ise akde aykırılığın delili olarak sunulduğu da ortadadır.
Kendi gurup şirketleri açısından tek satıcılık kuralına rağmen ayrı ayrı bayilik anlaşmalarına muvafakat eden davacının ortada satışı bile bulunmayan depodaki tüpleri kanıt göstererek akde aykırılık iddiası MK.2 ye aykırı görülmüştür.
Bu nedenle gerek davalının davacıya gönderdiği ihtarname içeriğinin akdin fesih bildirimi niteliğinde olması ve gerekse bu bildirimden öncesine ilişkin akde aykırı bir durumun kanıtlanamaması ve gerekse de davacının dayandığı tespitin davalının ticaretini yürüttüğü işyerinin kapalı olması, satışa sunulmuş tüp bulunmaması nedeni ile sözleşmelerde bulunmayan ve tespit istenen mahal dışında bir depoda satışa sunulmamış tüpler üzerinde yapılması nedeni ile akde aykırılığı kanıtlamadığı cihetle davanın reddine ilişkin önceki kararda direnilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan yazılı gerekçe ile;
1- Yargıtay bozma ilamına uyulmayıp önceki kararda DİRENİLMESİNE
2- Sabit olmayan davanın REDDİNE
3- 15, 60 YTL red harcının peşin harçtan mahsubu ile harç bakiyesinin talebi halinde davacı yana iadesine
4- Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına
5- Davalı yanca yapılan bozma öncesi yapılan 5,5 TL yargılama giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı yanın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca temyiz incelemesi olanaklı ve oybirliği ile karar verildi. 03.06.2009 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy